Ana içeriğe atla

kreş eken ne biçer????

içim şişti içiiim.kaç gündür dünya kadar  blog gezdim.lakin 3üne 5ine ancak yorum yapabildim.yorum gönderme panelinde bir sorun var.canı isteyince yorum kabul ediyor.velhasıl gıcık bir durumun tam ortasındayım.
***
birkaç gündür facebookta rastladığım bir yazı kafamı epeyce meşgul ediyor.üzerine yazı yazıp yazmamak arasında git gellerdeyim.hamarat hatun blogunun sahibi bu cümleyi ekleyen.
"kreş eken huzurevi biçer"miş.

kafamı allak bullak eden bu söze ne yorum yapılır ki.bu seçim hiç bir annenin keyfi seçimi olamaz diyorum kendimce.şartlar,yasal haksızlıklar neticesinde minicik yavrularımızı bakıcı kollarına ve kreş yollarına veriyoruz mecburen.

hangi anne istemez ki yavrusunun kokusunu duya duya yaşamayı.en az 2 yaşına dek başında,dibinde olabilmeyi.evet kanunlar artık 2 yaşına dek anne ücretsiz izin alabilir diyor.güzel diyor da bu maddi zorluğa kaç  insan katlanabilir ki.

minik ayşem tam 1 yaşında.bir yanım dönmen gerek ,para biriktirip kira belasından bir an önce kurtulman gerek diyor.diğer yanım bu günler öyle muhteşem ki miniğim asla bu yaşlarına dönmeyecek salak olma otur evinde diyor.tam bir ikilemin ortasında kalmış yapayalnız annelerdenim bir de.daha önce defalarca yazdığım gibi ne benim annem bakmaya meraklı ,ne de eşimin annesi  bakabilecek sağlık durumunda .hani aynı kandan insanlar olsa etrafında yum gözünü ver.için rahat olur aklın dinç olur.vicdan yapmaz kendini yemezsin iş yerinde.

salt maddiyat mı peki bir annenin işe dönme sorunsalı.değil elbette.sosyal hayatı bir şekilde renklenmiş,kişiliğine dair kabuller ve onaylar yaşamış her insan eski ortamını özler.keşke bölünmüş zaman dilimleriyle çalışma hayatına dönebilse anneler.ne bileyim günde 5 saat çalışıp ücretini de ona göre alabilse mesela.olmaz mı olur bence.

ve en çok da kreş mevzusu dilime yapışan.çalışan annelerle aynı kurumlarda olması gereken kreşler bizzat devletin kendi engeliyle açılmıyor kamuda.misal şu anki iş yerim.koskoca bir bölge müdürlüğü burası.binlerce çalışanı var.yıllar önce varmış kreşleri.çalışanların yaş hadleri büyüyünce ve dolayısıyla doğurganlıkları bitmeye yüz tutunca kapanmış.oysa o kadar çok genç insan çalışıyor ki kurumda.sordum soruşturdum.18 çalışanın yani 18 bebek sayısının müracaatıyla yeniden açılabilirmiş muş müş.yani ben tırım tırım 17 insanı ikna etmeliyim doğurmaları için bir şekilde.var mı böyle bir saçmalık.

of off özel sektörden bahsetmek bile istemiyorum.oralarda durum içler acısı.yaşayanlar anlatsın en iyisi.

yukarıda alıntıladığım cümle içinse en son şunu demek istiyorum.kreşlerin varlık sebebi annelerin keyfiyeti değil asla.sistemin göğsünden süt sıza sıza anneleri işe geri çağırmaları.ardı sıra kalan bebeciklerini nereye bırakacaklarını şaşıran annelerin son raddede girdikleri yoldur kreş.varlıkları da yoklukları da iç sızlatır bu kreşlerin.ve ancak yaşayan bilir maalesef:(

minicik not;kreş eken huzurevi biçer sözünün alıntılandığı asıl yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

  1. aynı fikirdeyim seninle

    YanıtlaSil
  2. Sitarecim, seni inan cok iyi anliyorum. sEN gercekten cocugunu keyfi birakmayacaksin. Hem merak etme huzur evi bicmezsin biz onlar ici cabaliyoruz. Sende is belasi bende de okul belasi. Sakal misali.

    YanıtlaSil
  3. O facedeki yazı oldukça saçma bir yazı bir kere..Eğer ortamınız öyle gerektiriyorsa yavrunuzu uygun ve güvenilir bir kreşe emanet edebilirsiniz bence..Bu sizin başarısız veya kötü bir anne olduğunuz anlamına gelmez ki..Evet keşke çalışma koşulları birebir uygun olsa ve bu duruma gelinmese ama öyle değil işte ortam..11 yaşında kızım var ve bu yaşa gelene kadar gerek bebekken, gerek okul çağı aşamasında yaşadıklarımı bir ben bilirim bir Allah bilir..Sonuç itibariyle ne oldu..Kızım yine büyüdü olan belkide bana oldu ..Bu ruh halleri ilerleyen yaşlarınızda yol-su- elektrik olarak size geri dönmemesi için ..Olması gerekeni yapın ve kendinizi kötü hissetmeyin..

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  4. Sevgicim zor bir karar bu ama imkanın varsa kesinlikle kullan bu hakkını.biz istesek de ücretsiz izin alamıyoruz.kaldı ki bebeğime annem bakıyor,o yüzden çok dert edinmiyorum. Kreş için de 1 kişi var başvuru için, kaldı 16 kişi :) insanların illa bebek beklemesi mi gerekiyor hem kreş talebi için? biraz da başkalarını düşünerek kararlar versek olmaz dimi!!

    YanıtlaSil
  5. bende katılmıyorum dicem huzur evi benzetmesine ama ne kyalan söyliyeyim şimdi yer etti bende. Heleki sorunlu bir kreş maceramız olunca daha da bir üzüldüm.Ama işin diğer kısmına gelince herşey onların iyiliği için...

    YanıtlaSil
  6. Canım..bnce de sonuçta dediğin gibi hangi anne bu anı bile bile kaçırsınn...hayat şartları mecbur kılıyor herkesı artık bu yüzdenn öyle dert etme birşeyiii ..

    YanıtlaSil
  7. O sözü gazetede okudum ben ama kim demişti bakmadım bile. Sinir bozucu şeyleri okummaya gayret ediyorum, belli ki benle aynı şeyi düşünmüyor, ne okuyup da gerileceğim diyorum..

    Çoğu anne (istisnalar var) çocuğunu bırakmak istemiyor kreşe elbette.. ama dediğin gibi sistem buna zorluyor.. İnşaallah ne biz huzurevine muhtaç kalırız, ne de evlatlarımız oraya göndermeye meraklı..

    YanıtlaSil
  8. canım yazdıklarına aynen katılıyorum,bende iki oglumu 3 yaşından itibaren kreşe vermek zorunda kalan bir anneyim:(hergün kreşe bırakırken içim burkuluyor,ilk bir yıldan bahsetmek bile istemiyorum:(küçük memurlar diyorum ben benimkilere,zorunlu memurlar:(sabah servisle işe gelen akşam servisle eve dönen:(kendimi onların geleceği için çalışıyoruma ikna ediyorum her seferinde,çalışmakta zorundayım.benim iş yerimde kreş olması en azından yakın olmaları tesellim oluyor,umarım senin içinde herşey yoluna girer,sevgiler.

    YanıtlaSil
  9. 20 ay civarı veririm diyordum ben de kreşe ama 20 ay geldi çattı yok ya olmaz diyorum şimdi sabah 7 akşam 7 işe mi gidecek çocuk. Ara vericem galiba bir müddet çalışmaya. Ev alalım bilmemne alalım derken yıllar geçip gidiyor. o kadar dikkat ettim, hiç kaçarak çıkmadım hep bye,bye dedim ama yine de kızımda öyle bir yer etmişki, evde olduğum sürelerde odadan çıkmamla peşimden feryat figan gelmesi bir oluyor, oda oda beni arıyor bulunca yüzünde güller açıyor. Durum böyle olunca bırakmalı diyorum ben bi de bu yazıyı okumuştum tam oldu

    YanıtlaSil
  10. Yok daha neler şekerim cümle tamamen yanlış..ah ah yaşayan bilir..neyse çok şey söylerdimde vazgeçtim..kandilin mübarek olsun öptüm :)

    YanıtlaSil
  11. Biraz radikal bir yorum olacak belki ama ne huzurevinden korkarım ne de kreşten korktum. Mutlu anne mutlu çocuk mutlu aile demek, bir iki cümleyle mümkün değil bunları seninle paylaşmam. Kaymak Hanım 11 aylıktı kreşe başlattığımda mecburdum, ama öylesine hızlı gelişti ki ne güzel olmuş dedim başlattığım. Onu özlemek ona daha sabırlı olmak demek aslında
    "bırakmak" kavramına katılmıyorum, kreş şart erken ya da geç ama 4-5 çok geç bu bir gerçek zaten. Huzurevi kısmı da ayrı bir konu, keşke her aklı selim gücü yettiğinde kendi tercihini kendi yaşıtlarıyla hoşca vakit geçirebileceği kimseye ruhani yük olmayacağı bu şekilde tercihini yapsa, şahsen ben "bana baksınlar diye" çocuk büyütmüyorum. İçin ferah olsun, onlarla elbette birlikte olmak keyifli ben şimdi inanılmaz mutluyum mesela ama eğer mecbursak bunu vicdan meselesi yapmamamız gerekir bence...

    YanıtlaSil
  12. nalan;memnun oldum

    tazecik;evet canım ya sen de okulu feda ediyorsun.bakalım sen nereye kadar direnebileceksin.zor çok zor işimiz:(

    hayatın süs payı;başka bir açıdan baktım yorumunu okuyunca.ve evet eğer benim bir iş hayatım olmazsa aklımı kaçırabilirim.hem bana hem çocuklarıma iyi gelecek çalışmam.

    hatice;aa evet avukat hanım hamile haklsın.ama onun zaten doğal kreşi olacak.iki tarafın annesi de büyük bir ilgi ve istekle bebeğe bakacakları günleri hayal ediyorlar.imkan olsa bu kadar dertlenmem ama şartlar zor ve oğlum da büyüyor.bilemiyorum be canım bilemiyorum.sen kendini hiç kötü hissetme kesinlikle edaya annenin bakıyor olması harika bir şey.

    YanıtlaSil
  13. elif;üzülüyorum üzülüyoruz tüm anneler gibi.ama diğer yandan çalışmamanın eksi taraflarını akla getirince en iyisi bu diyoruz.hayır zaten yasalar seçim şansı bırakmıyor ki güzelim.

    reyhan;sıra sana da gelecek:)))bakalım bakalım neleri dertlenicen şekerim:))inşallah diyelim.

    delişim;yazıyı yazanı ve orjinal halini bulup postun en altına iliştirdim.baştan sona okuyunca daha bir koyuyor:((inşallah dediğin gibi olur da elden ayaktan düşmeden muhtaçlık görmeden dipdiriyken öte tarafı boylasak.kimseye yüküm olmasın.

    YanıtlaSil
  14. efe-eren ikilisinin annesi;hoşgeldin:)iş yerinde kreş olması büyük avantaj kesinlikle.ve sen 3 yaşında başlatmışsın onları.çok güzel bir yaş.sen çok şanslısın kendini üzme boş yere.okul yaşları gelince zaten memur gibi olacaklar.iyidir çekirdekten alışmaları.

    YanıtlaSil
  15. selcenin annesi;iyi olmadı kimseye bu yazı.ama ne yapalım.çare mi var.anne kokusu arıyorlar ha 12 aylık ha 20 aylık.valla doğruyu bir tek her çocuğun kendi anası biliyor.ikimiz içinde daha kolay karar verme süreçleri diliyorum.

    ülkü;söyleseydin ne geçiyorsa aklından.bilmiş olurduk hepsini.senin kandilin kutlu olsun canım.

    sinem;radikal ama çok mantıklı söylemin.kreşi 3 yaşına gelen her çocuğa zorunlu yapmalılar zaten.ben şu ilk 2 yaş kısmındayım.o kısmı bir düzeltseler evde otura otura fıttırmayacak anneler.ya yarım zaman-yarım ücret desin ya da ücretli izni uzatsın maaşı azaltsın.ay ne bileyim bulunsun adam gibi çözümler.biz de vicdan-cüzdan-kafayı yeme sarmalından kurtulsak:((

    YanıtlaSil
  16. Ben erkenden çocuğunu bırakmak zorunda kalanlardanım ama 2,5 yaşa kadar annem baktı. önce anneme sonra yarım günle başlayıp tam güne kreşe verdik. Kamera sistemi olan ve arada baskınlar yaptığımız bir kreşe gitti.
    Bana göre tek olumsuzluk çocuğun yıllarca sabah erken kalkıp bir yere bırakılmasıydı.Elimde olsa ben bakmak isterdim ama yaşıtlarıyla olması gelişimine olumlu etki etti kanaatindeyim.Spor yapıyordu geziere gidiyordu ve hiç problem çıkartmadı. Bizde sorun 1.sınıfı kreşle karıştırması oldu:)) Orayı da oyun oynayacağı yer gibi gördü.El becerisi gelişmişti kreşte. İyi bir kreşle bakıcıdan daha rahat edersin yani ben teke tek asla güvenemzdim bakıcıya kreşte bir sürü insan ve denetim.

    YanıtlaSil
  17. Sosyal esirgemeye vermiyoruz ya bu kadar hırpalama kendini vaktiyle hepimiz yaşadık seni işte bildikleri anlarda sık sık baskın yap ve kreşe ver.Gör bak nasıl olumlu olacak her akşam bir şarkıyla gelecek sana:)

    YanıtlaSil
  18. Bu konudaki en şanslı meslek gruğları öğretmenler olsa gerek. Ama öğretmen olmayanların suçu ne..? :(

    YanıtlaSil
  19. canımcım sizin gibi tecrubeli anneler yanımda oldukca fazla dertlenmem beeeennn..hepiniz ayrı bir yardımcı olursunuz bana içim bu konuda cokk rahat sevgilerimmmmmleeennnnn :D

    YanıtlaSil
  20. Yazıyı okudum ama, şekerim yükseldi.. Bu arada Kandiliniz kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  21. İç burkan, moral bozan, vicdan sızlatan o cümleye katılmıyorum. Çocuklarımızı istemediğimiz için onları kreşe veriyormuşuz gibi bir mânâ çıkıyor ki oldukça saçma. Oysaki huzurevlerinin çoğu -maalesef- istenmeyen, kimsesi olmayan yaşlılarla dolu. Şimdi kreşle huzurevini bağdaştıran bu cümle, her ikisine de isten(il)meyenlerin mekânı diyor. Kreşler olsa olsa sıkışıp kalmış ebeveynin kurtarıcısı, çocuğu tanımadığın bir bakıcıyla bir başına bıraktıktan sonra akşama kadar bin türlü düşünceye gark olmanı engelleyecek bir yer olabilir. Evet güle oynaya değil, mecburen bırakıyorum (bırakacağım). Ama asla istemediğim için değil.

    YanıtlaSil
  22. Bu yazı gerçekten yüreğimi burkan sinirlerimide fazlasıyla zıplatan bir yazıydı bende açtım mail kutumu bir mail döşendim yazının sahibine,zira daha fazla dayanmadı sinirlerim.
    Hangi anne keyfinden sefasından sabahlardan akşamlara kadar bir damlacık çocuğunu kreşe vermekten sadistçe bir zevk duyabilir.Herkesin kendince gayette haklı sebepleri var.Kaldıki illa çalışmasıda gerekmiyor bir çok ev hanımı da kreş tercihinde bulunuyor o çocuklar daha şanslılar tabii ama kreşe gitmeleri annelerinede kendilerinede çok iyi geliyor.
    Velhasıl şartları düzeltmek yerine ahkam kesenlerden,özel sektör çalışanlarını devletin üvey evladı gibi görüp sürekli çifte standarta taabi tutanlardan fenalık geldi.İnşalah günün birinde Avrupa standartlarını bu konuda yakalarız da hem maaşımızı alıp hemde çocuklarımızı evimizide gül gibi büyütüp hiç bir hakkımızdan da feragat etmeyiz.Tam bam telime dokundun:) çok uzattım ama bu konunun ciddiyetle üzerine gidilmesi taraftarıyım içimi dökmüş oldum...
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  23. aaaaaa evet bende keyfimden 19 aylık çocuğumu kreşe vermiştim...hemde kışın -38 dereceyi gördüğümüz bir şehirde..her sabah sıcak yatağından kaldırıp kat kat giydirip battaniyelere sarıp keyfimden götürdüm kreşe...sonra evde bacak bacak üstüne atıp, o dizi senin bu kadın programı benim gezip dumak için. ..çarşı pazar fink atayım cafe cafe dolaşayım diye..daima saçım fönlü, evim temiz, makyajım full dolaşayım diye.....

    sinir etmesinler insanı yaaa.....sinir etmesinler...bir insan ancak bu kadar boş ve sığ olabilir....

    YanıtlaSil
  24. hayat böyle yapacak birsey yok.Kimse istemez yavrusundan ayri kalmayi.Ama elden ne gelir.
    iSTE Avusturya´nin en cok sevdigim ve belki de kendimi sansli hissettigim tek güzelligi.Hamile kaliyorsun.Durumun kötü ise hemen ücretli izinbe cikiyorsun.Dogumdan sonra 2,5 sene ayni sekilde parani alip cocuguna kendin bakiyorsun.3 yasinda da anaokuluna gönderiyorsun.Mecburi ve bedava...

    YanıtlaSil
  25. :((

    Çok fena bir ikilem. Kendi işte olup da aklı yavrusunda kalmayan anne var mıdır?

    Gezip tozucam derdine küçük çocuklarını kreşlere hapsedenler yok mu? Var. Ama çözümsüzlük içinde kalan, geleceği güzel kılmak, bugünü imkanlı yaşamak için kreşlerden destek bulan, çalışmak zorunda olan annelerin yüreğini bu kadar bükmek, acıtmak neden!

    Mecbur kalıp bu tercihe yönelen aileleri bekleyen esas sorun "hangi kreşi seçmeli" sorunu bence. Gerisi sömürüden ibaret. Üzülmeyin nolur, tek siz yaşamıyorsunuz bu üzüntü ve çaresizlikleri. Herkes ancak kendi hayatı hakkında fikir sahibi olabilir, genellemeler anlamsızdır.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  26. ne denir ki.. yorum yapması bile güç Fakat bir kreş işletmecisi olarak bazen bilinçsiz anneler ile de karşılaşmıyor değiliz. Ayırım yapmak, yaftalamak çok güç.. ve bence acımasızca olur. Herkes kendi mecburiyetlerini bilir, farkına varır. Aslolan karar verdikten sonra güçlü durabilmek, ayakta kalabilmek. Allah yardımcın olsun canım.. içim çok burkuldu ne yalan söyliyim

    YanıtlaSil
  27. bunları düşünürsek kafayı yeriz şekerim,çalışmak güzeldir,mecburiyetten yada değil çalışan kadın güçlü olur :) ama devlet malesef bu işi kolaylaştırmıyor çünkü kadının güçlü olmasını istemiyor.

    YanıtlaSil
  28. Çok doluyum. Bugün işe başlayalı 7 ay oldu.20 aylık oğlumun ben giderken dudağını büzüp gitme der gibi bakışını -şükür ki- anneannesine teslim ederek gitmeye çoktan alışmıştım. Fakat bugün yerlere yatarak kolunu bacağını kırmışız gibi avaz avaz bağırmasına ve kucağıma aldığımda hala içten içe hıçkırıp bir tavşan gibi titreyen vücuduna rağmen hiç tepkisiz işe geç kalıp kalmayacağımı düşünüyordum. Gitgide kaskatı -ya da daha modern ve kulağa hoş gelen tabirle- GÜÇLÜ duruşum şimdi suçluluk duygusuna bile dönüşüp dönüşmemekte kararsız! Bugün canım epey sıkkın, sisteme falan suç atacak halim yok. İşime gücüme sarılıp özlemimi ve üzüntümü bastırıyorum. Bu yazıyı cuma günü okuduğumda yorum yazıp etkilemek istememiştim, ama bugün yazmak istedim.çocuk bakmak için izin alıp almamak bir tercih.artılar eksiler değerlendirip verilecek karara iyi veya kötü diyemeyiz. Umarım kararın sana ve ailene mutluluk getirir.
    Bana kalsa daha işe başlamıyordum. Azla parayla ve az statüyle oğlumla birlikte yaşarken de problemler yok değildi. İşe başlayınca insanın ufku falan açılıyor. Ama bence evde çalışmaya da teşvik etmeli bu sistem. Evde çalışıp çocuklarına bakınca(ne kadar da kolay söyleniveriyor, bir de bunu gerçekleştirene sormak lazım) insaların gözünde hiç bir etikete(!) sahip olmuyorsun. Ama İşe gidip çocuğunu bakıcıya teslim edip, evine en iyi ihtimalle haftada bir gün yardımcı aldığında insanların gözünde senden başarılısı yok! Bu bakış açısını değiştirmedikleri sürece ben de dahil insanlar evde oturup çocuk bakmak yerine tabi ki çalışmayı tercih edicek, malesef.

    YanıtlaSil
  29. için rahat olsun. huzurevi sözüne ben de katılmıyorum ve kafana takma diyorum.Yalnız değilsin. 4 aylıktı Öykü'yü anneannesine bırakıp işe başladığımda.Tamam her ne kadar emin ellerde olsa bile insanın aklı kalıyor. Ama ne için çalışıyoruz ki? tabiki onlar için.

    YanıtlaSil
  30. kızım 30 aylıkken, oğlum 24 aylıkken kurumumuzun kreşine başladılar. şu an onlar da ben de çok mutluyuz...
    sabah çocukları uykularından uyandırmak gibi bir sorunum hiç olmadı çünkü zaten 6 da uyanıyorlar her daim :) eğer uyandırmak zorunda olsam üzülürdüm gibime geliyor...
    iyi hizmet veren huzur evlerine sıcak bakıyorum. hatta (o günleri görürsek) ileride eşimle birlikte öyle bir kurumdan otel hizmeti almak ikimize de cazip geliyor ama elden ayaktan düşmeden tabi... gel gör ki asla kendi annem babam için böyle bir olasılık getirmem aklıma, çünkü onlara ifade ettiği şey çok kötü bunu biliyorum.

    YanıtlaSil
  31. Merhaba, ilk kez yorum yazıyorum konu yaz beni diye çağırıyor..
    Birincisi ben zaten yaşlanınca huzurevine gitmek isterim. Ne kendi evimde oturmak isterim, ne uğraşıcam temzilik falan filan ne de çocuklarla, karışmasam da elimde olmadan karışacağım olmayacak.. İstediğimde çocuklarıma, torunlarıma giderim, istersem ya da istendiğimde ya da ihtiyaçları olduğunda gider kalırım. Yine de o zaman da kendi hayatımı kurmuş olmak isterim. Tansiyonum filan artık neyim varsa kontrol altında, yediğim önümde yemediğim arkamda, pinpon arkadaşlarımla kağıt oynayarak yürüyüş yaparak keyif aldığım özel bir huzur evinden bahsediyorum tabii. Yaşlanınca kocamı da alıp yerleşicem öyle bir yere.. Yaşıtlarımla takılcam..
    Bebeklerimize gelince, biz de onların 7*24 yanında olmak istiyoruz tabii, belki olabilsek istemediğimiz de olacak di mi ama? belli bir yaştan sonra onlara yetebiliyor muyuz ki? Eskisi gibi sal sokağa oynasın, kuzenler kardeşler devamlı bir arada toplansın olamıyor. E zaten elimiz mahkum oyun grubu senin anaokulu benim başlamak zorunda kalıyoruz.
    Ama 6 ay sadece anne sütü denen bir ülkede de Emzirme Reformu
    istiyoruz işte. Bir yere kadar çocuklarımızın yanında olalım. Bunun yolu kadınlar çalışmasın demekten geçmiyor. Eğitimli kadınlar, hatta eğitimli insanlar birilerine batıyor, çünkü güdülemiyor.. Bu yazıyı yazan kişi çok da rahat bu konuyu Emzirme Reformu
    çerçevesinde işleyebilirdi..
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  32. Keşek yazıdanen can alıcı spot kelimeleri seçerek okuyucuyu bu kadar yönlendirip etkilemeseydiniz.Ki zaten okuyucuların çoğu anne ya da adayı yanılıyor muyum? Upuzun makaleden seçtiğiniz bu en özel cümle "Kreş eken huzurevi biçer." aslında bir önsezi, bir varsayım. Henüz bu ekilenlerin hasadı yapılmadı. Yazının bütününü okuduğumda içime su serpildi. Evet dedim şükürler olsun 8 ay eksiksiz bebeğimin yanındaydım. İyiki linkini vrdiniz yazara ulaştım. Bana çok şey kattı. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  33. benim kuzum 13 aylıktan beri özel kreşe gidiyor.Bakıcılarla frekans tutturamadık. Şİmdiki kreşimizi bulmadan önce İstanbulda değişik semtlerde yaklaşık 20 kreş bizzat gezmiş, yüzlercesiylede telefon görüşmesi web sayfası vs incelemiştim. gerçektende yetimhane gibi geliyordu bana , Ama şimdi meleğim çok mutlu arkadaşlaırla, öğretmenlerini çok seviyor. Her akşam öprerk vedalaşıyor. Malesef çalışan anne olarak birçok zorluk yaşıyoruz sürekli vicdan muhasabesi yapyoruz. Keyfimizden de çalışmıyoruz. Kadınlar bu kadar sorunla uğraşırken beyler sadece eleştiryor.Eşi çalııyorsa nispeten daha olumlular ama eşleri çalışmayan bu maço tipler çok biliyorlar herşeyi çözüm üretmek , durumu düzeltmek adına hiçbirşey yapmazken sonucu kadın çalışmasana getiriyorlar. Söylenecek çok şey var da. Muhafazakar denilen camiadan biri olarak özellikle dindar(!) denilen bu beyefendiler başörtüsü yasağında da iyi işte bırakın okulunuzu, işinizi oturun evde çözümü geitrmişlerdi bize.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

yaz şekerim ,ellerin dert görmesin:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bursa Helvası nam-ı diğer Süt Helvası

blog kardeşliği dedik sarım gülüm kuzu sarması olduk.oradan mim buradan soru yağmuru derken iş Porselen Demlik Çay SaatiEtkinliğiolayına katmışlar beni,bir çoğunuza olduğu gibi.halbüse ben kendi kendime bağıran böğüren bir anne blogçuyum.ne anlarım yeme içme tarifi vermekten.kasıldım netekim.karnıma ağrılar girdi.

malum ben Bursada yaşıyorum.bu şehrin tüm medyatik tatlarının ötesinde bir tat var ki ben en çok ona vurgunum.kestane şekeriymiş,şeftaliymiş gözümde ondan daha düşük seviyededir.bu tat bursa helvası olarak da anılan Süt Helvası.
malzemeler az,her evde bulunur cinsten.ilk bakışta kazandibi yahut yalancı tavuk göğsü yav bu desenize değil .hatta hiç ilgisi bile yok tadına bakınca.deneyin,bakın derim nacizane.
Malzemeler * 200 gram tereyağı(margarin kullanmayın ) * 2 su bardağı un * 6 su bardağı süt(1 paket 1 litrelik süt + 1 bardak süt daha) * 3 su bardağı şeker * 1 paket vanilya
* üzerine serpip süslemek için iri kıyılmış fındık


ben resimler üzerinden anlatma yoluna gideceğim.hem daha a…

2 kardeş arasındaki yaş farkı kaç olsa???

bu konu öyle böyle değil hepimizin derdi 
bu konu annelerin ortak derdi.

İKİ YILDAN AZ YAŞ FARKI OLANLAR 
Çocuk gelişimi  uzmanlarının genel kanısı 2 yaş ara sayesinde çocuklar, çoğunlukla, arkadaş gibi büyürler. Kavga ettiklerinde bile, yaş yakınlığının verdiği hissi kabuller sayesinde, dışarıda da birlikte hareket ederler; oyun arkadaşı olmanın güvenli bir kabulü vardır. 2 yaşından daha küçük çocuklar, minik kardeşlerini kıskanmaya meyilli değillerdir. bu yaşlardaki çocuklar aile içi dinamiklerden bi haberdirler desek doğru olur bu nedenle aile içindeki değişimi fark edemezler. Ayrıca birbirlerine yakın yaşlardaki çocukları eğlendirmek ve zapt etmek çok daha kolaydır. İki yıl içinde, iki tane çocuğa anne baba olmak, olumlu tarafından bakarsanız evliliğiniz için belki de iyi olabilir. Böylesi bir durum açıkçası yoğun bakım ve ilgi gerektirir. Tek çocuk söz konusu olduğunda, sıklıkla rastlanan ve gözlenen anne, bebeği ile meşgul olurken, babanın “nasıl olsa annesi değil mi halleder” mantığıyla bir kenara…

Biricik Gelinime Mektup

canım gelinim;
seni şimdiden özledim.ne kadar şanslısın ki böylesi çatlak,patlak ,yusyuvarlak bir kayınvalide sahibisin.umarım senle tanışıncaya kadar dairesel ölçülerimi keskinleştirmiş oldukça kemiksi bir yapıya kavuşmuş olurum.yok eğer hala üç iks larç bir hal görürsen bünyemde sakın yüzüme vurmayasın zira bu benim barışmaya çalışıp ta bir türlü uzlaşamadığım tek uyuz yanımdır.

umarım sarı saçlı ve kahverengi gözlüsündür.eğer değilsen en acilinden röfle yaptırmanı umuyorum.malumun üzere oğlum kendisi çiğ bir sarı oğlan olmasına rağmen saplantı derecesinde sarışın hastası.şükür ki yapay sarışınlığa da prim veriyor.es kaza sarışın olup da bir anda saçını kızıl mızıl yapayım demeyesin.kapının önüne konman an meselesidir.şahsen bu mealde kovulmanın eşiğine gelmiş bir ana olarak,bu sana naçizane bir dost uyarısıdır:)))

güzel gelinim;oğlumu sevip aşık olmak gibi bir gaflete düştüğünün farkındayım.ee napalım gönül bu tabi ota da mota da hesabı:)kaşına mı gözüne mi hayran kaldın bilemiyorum a…