Ana içeriğe atla

her şey senin geleceğin için yavrum

beni deli eden,hadi canım sen de dedirten cümlelerin başında gelir bu .annemin ağzından milyon kez duymuşluğumun yanında ,bilumum yeşilçam repliklerinde hayli yer etmişliği vardır.rastladınız mı bilmem.ben gıcık kapıyorum ya ne zaman işitsem dikkat kesiliyorum o sahnelere.


bir adet işe gitmek üzere olan zavallı anne kişisi,bir adet sezercik;
*anne noluy ,noluy işe gitme bugün.
/olmazz yavrum,gitmek zorundayım.inan her şey senin için.senin geleceğin için.yoksa yoksaaa...
*yoksa ne anne
/yoksa yiyecek ekmeğe muhtaç oluruz aslan oğlum benim.senin güzel elbiseler giymen,güzel okullarda okuman benim çalışmama bağlı.bu yüzden gitmek zorundayım.(hüngür,şangır bir ağlama görüntüsü)
*anne,anneciğimmm(bakıcısına yahut anneannesine sarılıp ağlama nöbetine giren sezercik)


gerçek hayatta bu derece zaruriyetler var mıdır.vardır elbet.olmaz demek iyimserliğin daniskası olur.eşi tarafından terkedilmiş,bir dilim ekmeğe muhtaç kalmış,temizlik yapmaya,gündeliğe gitmeye dünden razı altın kalpli annelerin yaşadığı dramlar,her gün boy boy gazete sayfalarında ve ekranlarda yansıyor.hiçbir annenin bunca zor durumlara düşmemesini diliyorum en başta.


"her şey senin geleceğin için yavrum" klasiğine kızgınlığım neden peki.sözü söyleyen hatuna şöyle bir göz gezdiriyorum önce.iki dirhem bir çekirdek kılık,moda pantalon,hoş bir ayakkabı,saç,makyaj desen yakışmış,yakıştırmış bir şekil.duymaktan en çok hazzettiği söz de "ay senin bir çocuğun olduğuna kim inanır?"kadir bile inanmaz esprisi yapasım var lakin frenlerdeyim:)

kendim de dahil olmak üzere kabul edelim baştan, biz ve bizim gibiler tayfası çoluk-çocuk nafakasına gidiyor değiliz işe.üstüne basa basa söylüyorum.çoluk çocuk nafakası,boğazlarından geçecek bir yudum su,bir dilim ekmek değil telaşımız.ya ne??bazımız özel okullarda okusun istiyor çocuğu,bazısı elden aşağı giyinmesin ,nike spor ayakkabısı,benetton tişörtü,levis pantalonu olsun istiyor doğurduğu varlığın.ya ben giyemedim o giysin telaşında yahut ben giydim elbet o da giyecek inceliğinde.daha ötesine geçersek kemanıydı,yüzmesiydi,ilave matematik dersiydi gibi bilumum kursların ödenmesi gereken faturaları da tek bir koca maaşıyla sürdürülebilir olmadığından en iyisi mi çalışayım para kazanayım diyor bazı anneler.

benim dimağımı zorlayan,anlamlandırmamı zorlaştıran mevzu tam da bu aslında;günümüzün 12-13 hatta 14 saatini çocuklarımızdan uzak ama çocuklarımızın lüks ihtiyaçları için karşılamak için geçirmek gerçekten onlar uğruna onlar için yapılan bir fedakarlık mı?yoksa daha lise çağlarımızda "oku,ekmeğini eline al,koca eline muhtaç olma"söylemleriyle kapağı attığımız üniversite ve devamında elimize verilen o diploma mı bizi çalışma hayatına delicesine çağıran?o kadar dirsek çürütmemizin bir karşılığı olmalı elbet.madem evde oturacaktık ne diye o dersane benim,şu kurs senin dolanıp durduk ki.ve o genç kızken kurduğumuz güzel kariyer hayallerimiz.hepsi bir çöp yığınına mı dönüşecekti?

o en deli zamanlarımızda,18lik yılların hiç geçmeyecek heyecanlarında hiç kimse dememişti bize ;"bir gün çoluk çocuğa karışacak,vicdanınla başbaşa kalacaksın kızım.o yüzden okul-iş seçimini yaparken en uygun olanını bul,seçimlerin daha sonra acı vermesin sana."bunca önemli bir tembihi kimseden duymamış,yurdum amazonları birer birer iş dünyasının "analık tanımaz" çarklarına giriş yapmıştık .ee ne oldu şimdi.bu ağlayan suratlar,bu halinden her daim şikayetçi diplomalı, kariyerli hatun tiplemeleri de nereden çıktı?kim istedi ,kim neyi başardı?cevap veremediğimiz,çünkü aslında cevabını kendimiz dahi bilemediğimiz çalışma hırsımızı,çocuklarımız ardımız sıra ağlarken "her şey senin geleceğin için yavrum"namesiyle mi kapatıyoruz.

yıllar önce itiraf ettim kendime.kızım dedim sen çoluk çocuk için çalışmıyorsun.bu hikayeye inanmayı bırak .boş yere canını acıtıyor bu söylem hem.kabul ettim artık,evde oturamazgillerdenim ben.bir sosyal hayat kazanıyorum işle ilgili de olsa.kendime iyi davranmaya,üst baş almaya,özen çaba göstermeye başlıyorum hayatıma.oh be yaşıyorum,varım,insanım diyorum.ve üstüne sırtımdan ter de akıtsam emek verip para kazanıyorum.canımın çektiğine rahatça el uzatabiliyorum bu sayede diyorum.

yine de bir noktada çoluk çocuğun hayatlarına büyük ya da küçük farklılıklar yaratmayı seçimlik şeyler olarak görüyorum ben.şahsi kanaatim az para-çok zaman dengesiyle aile mefhumunu olabildiğince önde tutmayı sağlamak.

fakülte yıllarımda iş-iş-iş döngüsü hayali kurarken özel sektöre delice bir hayranlık beslemişliğim vardır.hatta devlet sektörünü hem gönülden hem dilden epeyce kötüler ,beğenmezden gelirdim.gün geçti ,devran döndü.bir de baktım ki cebime az da girse çok da girse çocuğuma ayırdığım zamandan kıymetli değil.döndüm sırtımı kural tanımaz,yasa anlamaz özel dünyaya,sıktım dişimi kazandım kpss denen zilleti.oldum devletime bir adet memur:)

her şey senin geleceğin için yavrum sözünü değiştirdim ben.her şey bizim için.misal babamız bu yıl cumartesileri çalışırken aslında hepimiz yıprandık.artı değer katılırken eve aslında hepimiz ödünler veriyormuşuz meğer.ve aslında kazanılan her ilave birim-maliyecinin tanımı işte bu kadar olur-aileye bir birim yıpranmışlık da getiriyormuş.

yani diyeceğim verilen ödünler ne tek yönlü,ne de ele geçen maddi kazanımlar tek taraflı.her şey çocuk için masalını kenara koyup yıpranmışlığıma değiyor mu,memnun muyum halimden,ailem ,yuvam ,düzenim rayında mı ona bakmak lazım asıl.taraflar isyankar bir itirazın içinde olmadıktan sonra ,kim tutar kadın kısmısını.

durmak yok,yola devam:)

Yorumlar

  1. en çok hoşuma giden hayatın ayrıntılarına ,çarklarına gizlenmiş,,işte tamda bu ayrıntıları en küçücük deliğinden çıkarıp post haline getirip yazıyor olman..evet..arada ki kıyası,getirileri ve götüleriyle hesaplayıp ona göre hareket etmek..ahhh sevgii ahh sevgi :)))başkada bişey demiyorum:)))

    YanıtlaSil
  2. eşime göre çalışan kadınlar anne olmamalıymış. buyrun burdan yakın.
    sanki bayılıyorum çalışmaya. kazansın bana 5 haneli rakamlar baksın bakalım çalışıyor muyum??

    YanıtlaSil
  3. Herkesin gözü iyi yaşamakta aslında. Sen işi bıraksan, bir süre sonra çocuğun "neden benim de bilmemnem yok" diye düşüyor peşine, buyur buradan yak. Sen işin özünü tutturmuşsun, ne mutlu.

    Bir mimin var bende, ister ve yanıtlarsan sevinirim.

    YanıtlaSil
  4. Ne olursa olsun dürüst ve dobra tespitler hoşuma gidiyor ;)

    YanıtlaSil
  5. Ben üniversitede araştırma görevlisiyim. 3 kuruş maaşa çalışıyorum. İşimi inanılmaz seviyorum. Bir çocuk değil, 4 çocuk da yapsam işimi bırakmak aklıma gelmez. Çünkü ben para için çalışmıyorum.
    Anne olmak değil bence burada esas nokta "sömürülüyor" olmak. Ne yazık ki kadınlar bu durumu ancak anne olduktan sonra fark edebiliyorlar. Çoğu erkek ise asla fark edemiyor.

    YanıtlaSil
  6. Baş şeker nassın uğrayamadım:))

    YanıtlaSil
  7. vakti zamanında hepimiz burun kıvırdık devlet kapısına,en iyisini yapmışsın,ama işte bebiş olunca zor bırakmak kendi büyütmek istiyor,insan ne de olsa.

    YanıtlaSil
  8. mucüzeme sonuna kadar katılıyorum benim eşimde aynı sözleri sarf ediyor şimdi şöyle bir kendimi tarttım da ben çocuklar için çalışıyorum yahu onların masraflarında koca yaz geldi bir tane tşört bile alamadım :)
    öyle bizde marka sorunu da yok gerçi ev kredisinden gelmiyor ama buna da şükür

    YanıtlaSil
  9. yazinin sihirine kapildim yine...Ne diyordun ? :)
    Her$eyin ölcüsünü tutturarak,ne icin yasadigimizi unutmadan(yasamak icin calisyoruz,calismak icin yasamiyoruz)yapmaliyiz herseyi.Öpüyorum

    YanıtlaSil
  10. güzel olmuş...Duygularıma tercüman

    YanıtlaSil
  11. elif;teşekkürler.bloguna girmek istedim,izin yok dedi:)

    sema;kendimi bi özel hissettim bacım havalandırdın beni.

    mucizem;5 haneli derken:))ben şahsen eve giren miktar 4000ler seviyesinde olsa ve borcu morcu olmayan bir güzel evim olsa çalışmayı pek düşünmezdim sanırım.

    hayat;sanki şimdi her şeyini alabiliyor muyum.hayır tabi.hele çocuğun marka giymesi çok saçma geliyor bana.mecburen sağlam olsun diye alırsam alırım.canı çok isterse biriktirsin harçlığını kendi alsın.bizde böyle.mimi gördüm,en uygun vaktimde söz yanıt verilecektir.

    meral;eğri otur doğru konuş demişler di mi ama:)

    çok bilmiş;kesinlikle ben de çalışmadan nefes alamam diyenlerdenim.işimden nefretim sonsuz lakin seveceğim bir işe muhakkak kavuşma niyetindeyim.ve kesinlikle erkekler baba olmadan,kadınlar anne olmadan yasal tanımaz iş şartlarının farkında bile olmuyorlar.ne kötü yaa:((

    YanıtlaSil
  12. ebruşşş;eyi gurban:)meşgulsün,takibindeyim senin.okunduğumdan eminim ben.rahat ol:)

    neval;sen un-elek olayındasın.sefan olsun bacım:)darısı bize.ayol ben seni memur sanıyordum değil miydin.şaşırdım bak niyeyse:))

    şerife;ahh şu ev belası.aslında çoğu kadın ev alma derdiyle mi çalışıyor ne?sizin ikinizin kocalarını alıp duvara çiviyle çakmalı.hobi mi sanıyorlar anne olup çalışmayı.en ağır yük bizde.

    aslı;ayy çok şekersin.evet ya ne bu kaptırıp gidiyoruz yalan dünyaya.güzel bir hayat için lazım para.güzel hayatlarımızı yıksın parçalasın diye değil ki.

    selcen;aynı hislerleyiz,aynı derdin içindeyiz.sabırla çıkabilseydik bir an önce:(

    YanıtlaSil
  13. Kuzum enteresan bir meşguliyet benimkisi kısa yazıları öğe arası oku akşama uzunu bırak sonra akşam sız:))

    YanıtlaSil
  14. Sitareciğim,hiç bu açıdan bakmamıştım ben çalışma konusuna.Yani hiç bir zaman çocuğumun geleceği,refahı için çalışıyorum demedim.Eşim onbinler-yüzbinler de kazansa yine çalışırdım.Çünkü çalışmayı seviyorum.Birey olarak bir işe yaramayı,kendime ait bir hayatım olmasını,kendime ait param olmasını seviyorum.Senin de yazdığın gibi çalıştığım için istemesem de sosyalleşiyorum,kendime özen gösteriyorum.Ve asla evde oturup gün gün gezen bir kadın olduğumu hayal edemiyorum.Yani bu seçimimin sorumluluğunu çocuğumun sırtına yüklemediğim için vicdanım da rahat :)
    özlem

    YanıtlaSil
  15. Çalışınca insanın kendine güvenia rtıyor değil mi ? Özel yada devlet , güvenin olsun ad gerisi mühim değil...
    Ama bir anne için cumartesi çalışmamak gerçektende çok güzel bir duygu...
    Çok hoş yazmışsın çılgın arkadaşım :))
    işleyen demir ışıldar , işleyelim o halde ...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

yaz şekerim ,ellerin dert görmesin:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bursa Helvası nam-ı diğer Süt Helvası

blog kardeşliği dedik sarım gülüm kuzu sarması olduk.oradan mim buradan soru yağmuru derken iş Porselen Demlik Çay SaatiEtkinliğiolayına katmışlar beni,bir çoğunuza olduğu gibi.halbüse ben kendi kendime bağıran böğüren bir anne blogçuyum.ne anlarım yeme içme tarifi vermekten.kasıldım netekim.karnıma ağrılar girdi.

malum ben Bursada yaşıyorum.bu şehrin tüm medyatik tatlarının ötesinde bir tat var ki ben en çok ona vurgunum.kestane şekeriymiş,şeftaliymiş gözümde ondan daha düşük seviyededir.bu tat bursa helvası olarak da anılan Süt Helvası.
malzemeler az,her evde bulunur cinsten.ilk bakışta kazandibi yahut yalancı tavuk göğsü yav bu desenize değil .hatta hiç ilgisi bile yok tadına bakınca.deneyin,bakın derim nacizane.
Malzemeler * 200 gram tereyağı(margarin kullanmayın ) * 2 su bardağı un * 6 su bardağı süt(1 paket 1 litrelik süt + 1 bardak süt daha) * 3 su bardağı şeker * 1 paket vanilya
* üzerine serpip süslemek için iri kıyılmış fındık


ben resimler üzerinden anlatma yoluna gideceğim.hem daha a…

2 kardeş arasındaki yaş farkı kaç olsa???

bu konu öyle böyle değil hepimizin derdi 
bu konu annelerin ortak derdi.

İKİ YILDAN AZ YAŞ FARKI OLANLAR 
Çocuk gelişimi  uzmanlarının genel kanısı 2 yaş ara sayesinde çocuklar, çoğunlukla, arkadaş gibi büyürler. Kavga ettiklerinde bile, yaş yakınlığının verdiği hissi kabuller sayesinde, dışarıda da birlikte hareket ederler; oyun arkadaşı olmanın güvenli bir kabulü vardır. 2 yaşından daha küçük çocuklar, minik kardeşlerini kıskanmaya meyilli değillerdir. bu yaşlardaki çocuklar aile içi dinamiklerden bi haberdirler desek doğru olur bu nedenle aile içindeki değişimi fark edemezler. Ayrıca birbirlerine yakın yaşlardaki çocukları eğlendirmek ve zapt etmek çok daha kolaydır. İki yıl içinde, iki tane çocuğa anne baba olmak, olumlu tarafından bakarsanız evliliğiniz için belki de iyi olabilir. Böylesi bir durum açıkçası yoğun bakım ve ilgi gerektirir. Tek çocuk söz konusu olduğunda, sıklıkla rastlanan ve gözlenen anne, bebeği ile meşgul olurken, babanın “nasıl olsa annesi değil mi halleder” mantığıyla bir kenara…

Biricik Gelinime Mektup

canım gelinim;
seni şimdiden özledim.ne kadar şanslısın ki böylesi çatlak,patlak ,yusyuvarlak bir kayınvalide sahibisin.umarım senle tanışıncaya kadar dairesel ölçülerimi keskinleştirmiş oldukça kemiksi bir yapıya kavuşmuş olurum.yok eğer hala üç iks larç bir hal görürsen bünyemde sakın yüzüme vurmayasın zira bu benim barışmaya çalışıp ta bir türlü uzlaşamadığım tek uyuz yanımdır.

umarım sarı saçlı ve kahverengi gözlüsündür.eğer değilsen en acilinden röfle yaptırmanı umuyorum.malumun üzere oğlum kendisi çiğ bir sarı oğlan olmasına rağmen saplantı derecesinde sarışın hastası.şükür ki yapay sarışınlığa da prim veriyor.es kaza sarışın olup da bir anda saçını kızıl mızıl yapayım demeyesin.kapının önüne konman an meselesidir.şahsen bu mealde kovulmanın eşiğine gelmiş bir ana olarak,bu sana naçizane bir dost uyarısıdır:)))

güzel gelinim;oğlumu sevip aşık olmak gibi bir gaflete düştüğünün farkındayım.ee napalım gönül bu tabi ota da mota da hesabı:)kaşına mı gözüne mi hayran kaldın bilemiyorum a…