23 Aralık 2011 Cuma

Bursa Helvası nam-ı diğer Süt Helvası

blog kardeşliği dedik sarım gülüm kuzu sarması olduk.oradan mim buradan soru yağmuru derken iş Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği olayına katmışlar beni,bir çoğunuza olduğu gibi.halbüse ben kendi kendime bağıran böğüren bir anne blogçuyum.ne anlarım yeme içme tarifi vermekten.kasıldım netekim.karnıma ağrılar girdi.

malum ben Bursada yaşıyorum.bu şehrin tüm medyatik tatlarının ötesinde bir tat var ki ben en çok ona vurgunum.kestane şekeriymiş,şeftaliymiş gözümde ondan daha düşük seviyededir.bu tat bursa helvası olarak da anılan Süt Helvası.

malzemeler az,her evde bulunur cinsten.ilk bakışta kazandibi yahut yalancı tavuk göğsü yav bu desenize değil .hatta hiç ilgisi bile yok tadına bakınca.deneyin,bakın derim nacizane.

Malzemeler
* 200 gram tereyağı(margarin kullanmayın )
* 2 su bardağı un
* 6 su bardağı süt(1 paket 1 litrelik süt + 1 bardak süt daha)
* 3 su bardağı şeker
* 1 paket vanilya
* üzerine serpip süslemek için iri kıyılmış fındık


ben resimler üzerinden anlatma yoluna gideceğim.hem daha anlaşılır olur ,hem çektiğim onca resim boşa gitmez di mi ya:)


orta boy bir tencereye sütün ve şekerin tamamı boşaltılır.orta harlı ateşte kaynayana dek bırakılır.kaynadığı anda ocağın ayarı en aza getirilip 10 dk şekerle sütün kaynaşması sağlanır:)

büyük boy başka bir tencereye tereyağı ve unun hepsi koyulur.kısık ateşte unun kokusu mu neyse o işte çıkana dek ya da rengi hafif sarı olana dek çevrilir.aşağıda işte resmi.onun gibi olacak:)

ben şu tel çırpıcı zamazingosuyla yapıyorum önce daha bi rahat geliyor.(tembel kadın ben)

resimde gördüğünüz gibi un ve yağ bileşimi bu şekil tencerenin duvarlarına yapışır hale gelirse ya da hafiften yağ bırakmaya başlarsa unlar işlem tamam demektir.(ben unu biraz fazla kaçırmışım yağ mağ bırakmadı hahahaa)

şimdi sazı elinize alma vakti ay yok mikseri yani.alet işler el övünür hey hatt benim durum da bu .hani şu fokur fokur kaynattığımız  10 dk samimi halde bıraktığımız şeker-süt iklisi vardı ya onu yavaştan unlu yağlı tencereye aktarıyoruz.bir elimizde mikser yorulmadan ohh rahatça çırpıyoruz.böylece dibi ne tutmuyor:)pat pat edecek derler ya işte bir  yandan çırparak o durumun hasıl olmasını bekliyoruz.1-2 taşım daha kaynatıp ocaktan alıyoruz. 

ben dediğim gibi unu ayarsız yapınca böyle katımsı oldu.siz bir üstteki resim aşamasında tüm şekerli sütü boşaltıp hala çok katı bu derseniz 1 bardak süt ilave ediverin.bu tatlının katılık derecesi muhallebiden daha kıvamlı olacak şekildedir.yine mikser yardımıyla toz vanilyayı içine katıştırıp kokulu mokulu mutlu mesut bir tatlıya ulaşıyoruz.

resimdeki gibi bir borcamın içine tatlımızı aktarıp 200 derecede önceden ısıtılmış fırında üstü kızarana dek (takriben 15 dk ama siz bana güvenmeyin gidin gelin fırını kontrol edin) pişiriyoruz.fırından çıkar çıkmaz kare dilimler halinde ama muhakkak fındıkla servis ediyoruz.

veee mutlu soon:)


21 Aralık 2011 Çarşamba

Şemsi Paşa Pasajında Beyni Büzüşesiceler:)

İlham perim bir blog yazısı oldu.annesel zavallılıklarımız ,küresel yalnızlığımız ve hiç bitmeyen koştur-yap teleşlarımız içinde "yeteeeeeer" çığlığı atmamıza mukabil "sen annesin ,bıdı bıdı yapma,o zaman hiç doğurmayacaktın"şaplaklarını fırlatanlara ithafen atılmıştır başlığım.ona göre!

Bilseydik büzüşeceğimizi önce bizi büzüştüren kuvvetlere mukavemet etmeyi öğrenirdik değil mi.lakin bilmiyorduk başımıza geleni.bizi büzüştüren şartlara rağmen "terminatör kadın"tiplemesi yarattık biz anneler.gece ayılan bayılan ama sabaha dimdik olan her daim kolluk kuvveti,emir eri,kocasının postası,çocuklarının yaveri moduyla dağılmış tüm parçalarımızı birleştirip monte etmeyi kendimiz çözdük erişilmez zekamızla.

Bize büzüşük diyorlar hey hattt.sorarım kadın milleti size birinci vazifemizin kocanın yemeğini,ütüsünü ,kirlisini çıktısını halletmek ,çoluğunun çocuğunun boğazından aşanı aşmayıp yere kusulanını halletmek,her daim pür neşe sazlı meşe moduyla 24 saat kullanıma hazır şarjı kıçında cyber robotekler olması yönünde düstura çekilmedik mi.

Bizi bu düstura çekenler büzüşsün inşallah.hem de adı var kendi yok şemsi paşa pasajında yaşasınlar ne yaşayacaklarsa:))))akıl öğreten fikir yürüten ahkam kesen toplum öngörüleri topunuza kibrit suyu.çalışma koşullarını bir hamalınkiyle eş seviyede götüren devlete mi atsam ucu ateşlenmiş dinamiti mi yoksa "biz eskiden hiç böyle oflamıyorduk ,yeni nesil pek nazlı"diyen dantel anne-dantel teyze tiplemelerine mi.

Neyse ben beni bilirim siz kendinizi.halimden üç beş kelam edip biraz resim koymaktı niyetim.yine kudurdum yine dellendim:)

Yetişemiyorum zamana.yorgun,bitkin ,üşenmiş bir anneyim artık.sürekli devinim hali arzeden mobilize bir varlık ve onu sıklıkla kudurtan abi klonumuz beni benden alıp başka bir bene sürüklemekte."dur ,yapma,hayır" kelimelerinin "ali topu at" cümlesiyle aynı cılızlıkta hissedildiğini yaşayarak görmekteyim.anne miyim borazancıbaşı mı belli değil.ev cingan pazarına döndükçe ben toplamaya azmediyorum,toplanmış ortamın devamı bekasını sağlama görevini verecek kimseyi bulamadığım için sadece 15 dk lık bir zaman diliminde aynı felç durumuna geçiş yapıveriyor evciğim.

Ah keşke dağınıklık olsa halimizin tanımı.artık bilumum kalem çiziktirmeleri,sanatsal çizgi çalışmaları evimizi yer yer süslemeye başladı bile.bakınız aşağıdaki resimlere;

Bu gördüğünüz mutfak tezgahımın altı.yani bildiğiniz lavabo gideri işte.ne ara gelmiş minik cadım ne ara halletmiş şaşakaldım görünce:)


Zavallı ders kitabım.bilseydi başına gelecekleri "beni yakın ama o eve göndermeyin" diye ağlamaz mıydı:)şükür ki geçen yılın dersiydi bu.yenileri aldım yatak odamdaki gardrobın en üst yerine koydum.gözüm korktu bu cadıdan ne yalan söyleyeyim.


Bir zamanlar ta göbeğime kadar inen bir kolyeydi.bu sabah itibariyle birleştirsen anca bileklik olacak seviyede artık garibim.benimki bunu da bulmuş bir yerden parçalamış parçalamış tasarım harikası bir ürün çıkarmış ortaya.bunu bana hedaye eden arkadaş ;bu postu sen hiç okuma:(
İlk hali gerçekten içler acısı olan ancak eşimin sanatsal dokunuşu ve selobant yardımıyla insan içine çıkabilir bir hale kavuşan ıslak mendil ambalajımız:) 

Eylül ayından beri her yerde aradığımız ama ne hikmetse bir türlü bulamadığımız vantilatörümüzün uzaktan kumandası :)resimden anlaşıldığı üzere buzdolabı rafındaymış meğer.ee bizde salaklık niye buraya bakmadıysak yani.
Yatıp uyumak için evdeki her ortamı deneyip hiç birinde huzur yüzü göremeyen bıdık buraya gerçekten uyumak azmiyle girmişti,ah bir de annesi bu mutluluğun devamına izin verseydi ya:)

Doğru yerde doğru zamanda uyuyan bir çocuktan daha iyisi nedir?tabiik ki şamda kayısı:)

Şu zibidinin duruşuna, masumiyet sömürüsü timsali beden diline bakın hele.sen değil misin ayol beni iki büklüm eden.onca yeri karalayıp değerli ne varsa eline geçtiği anda geri dönüşüm yaparak olay mahallini koşarak terk eden.yaramaz kedi seniiiii:)

Hadi gel de kız ,bağır şuna.öff tüm eklemlerim sızlasa bile yorgunluktan .kıyamıyorum. yine peşinde bin pervane dolanıp çer çöp ettiklerini ayıklama vakti.yine bana zindan yine bana rahatlığa hasret var,yine bana esmeeer günler düştü eyvaaaah:)

20 Aralık 2011 Salı

ekşi sözlükle kesişen "/İS\tanbul" halim

ozgurlugumun sehri
sevdiim her sey orada kendini bulur
oranin havasi suyu baskadir
martilari tren gari
sevisen asiklari
istanbul benim sehrim
(hamlet, 28.03.1999)
 
uzun zaman hasretini cektigim,ugruna kastıgım,kafamı yedigim zavalli bi sehir.sıkıntının obur adı.otomatik bunalım gazlayıcısı.bu sehri sadece ozlemek guzel.reel anlamda geriye donmek bozuyo gibi sanki insanı.
(cytae, 29.07.1999)
 
boğaz köprüsünden her geçişimde beni güzelliğiyle mest eden şehir. her seferinde bu güzelim şehrin başına bir şey gelmemesi için dua ediyorum desem yeridir.
(badb catha, 19.05.2004 17:37)
 
avrupa yakasını oturma odasına, anadolu yakasını yatak odasına benzettiğim şehirdir. ev gibidir.
(atkuyruklukertenkele, 08.12.2002 05:22)
 
galiba bu sehrin laneti var. onceleri cok atıp tutardım "ay cok kalabalık, ay cok güvensiz ay şu, ay bu" ama simdi orada bulunmak icin ölüyorum! sanki beni çağırıyor... ben de istiyorum guzel sehir sana kavusmayı ama ne yaparsın kader...
(bi bakalim bu nick secilmis mi, 28.05.2004 12:56)
 
'ah ah neden orda yaşamıyorum!'dedirten şehir.
(feraye, 04.01.2002 12:41)
 
karmaşada kaybolan, içinde binlerce kültürü barındıran ,içinde binlerce sırrı saklı tutan gizemli şehir.
(twust, 20.07.2004 12:55)
 
aşkla güzelleşir.
aşkı güzelleştirir.
(erisaa, 30.11.2011 16:32)
 
başka herhangi bir şehirle karşılaştırılması abesle iştigal olacak şehir.
benzeri olmayan, olamayan ve olması gerekmeyen biricik kıta bağı*.
ayrıca, kıskanılan ama kıskanıldığı itiraf edilemeyen şehir.
(cosmic girl, 06.01.2003 13:04 ~ 13:06)
 
yaşamak için sevgiden öte tüm varlığınızı sunmanız gereken hırçın bir sevgilidir.
(katedral, 19.02.2010 17:44)
 
aşıkların şehridir 453'ten evvel ve 453'ten gayrı..

adına yazılmış onca şarkı,şiir anlatır kaldırımlarının yolcusu sakinlerine aşkın şehri olduğunu..nice âşık, ozan, evliya ,aşık geçmiştir üstünden de kanatlarında korunmuştur kalbe yağan sağnak yağmurlardan.. kirlenen güzelliği bile sözcüklerin kifayetsizliğiyledir.. resmetmek zordur onu bilmeyenin gözlerine ve anlatmak zordur onu aşkın kollarında ızdırap çekmeyenlere..yanmayanlara ve yakmayanlara zordur anlatmak..

ne beyoğlunun et kokan sokaklarını anlatmak mümkündür, ne de galatanın geceye yansıyan ışıklarını..ne sultanahmet'in ihtişamını söyler dil ne de ortaköyün boğaza açılan penceresini açar bir başkasının gözlerine..o göz görmeyince, pencere eşsiz bir boğaza açılır mı sizce?

karmaşıksa da gezinmek sokaklarında, bir işkence olsa da köprüsünü geçmek; kirli ellerin ve çirkin yüzlerin arasında zor olsa da eğlenmek, gönlü hoş tutmak eğer uğruna yaşadığın biri varsa güzel bu şehir.. insan başlı yaratıkların kirletmeye çalıştığı bir şehri temizleyemiyorsa kalbiniz, durmayın çekin gidin bu şehirden..ama ne mümkün gözlerinizi açmış iseniz onun kollarında tıpki bir bebeğin annesinin kucaklarında doğuşu gibi..münkün müdür ki kopmak istanbul'dan ve anadan ve doğurduğu binlerce aşıktan?

peki öyleyse durmayın, çekin gidin bu şehirden..doğmayın bir başka istanbul sabahına, tatmayın meltemini boğazın..pes edin ve bırakın istanbulun yorgun kollarını çirkin siluetlerin salyalı boğazlarına..siz bırakın ki kirletsin kötü kalpli, insan başlı yaratıklar..
(babiesrar, 23.02.2010 10:26)
 
bazılarında olmazsa olmaz hüzün.dünyanın bin tane derdi,bir ki$inin elemi olur..ta$ır durur istanbul kaldırımları.hamal yatağıdır istanbul kaldırımları.ince topuklar üzerinde narende salınan da,takım elbiselisi de,öğrencisi de,herbi$eyiyle istanbul ta$ atmı$tır omuzlara.hayat kamburu yolcular garıdır bu $ehir.nüfusta dogum yeri istanbul diye karalanmı$sa bir arıza aramak usuldendir bende.aynı kaderi ta$ıma egosu mu,yanda$ arama merakı mı bilmem ama sokağa cıkmayayım bir kere.
insanlar..pazar malı fason insanlardan geçilmez olmu$ sokakları bu $ehrin.eski usul sağlam diki$,ruhu narin ellerle i$lenmi$ insanlar lekenirler diye korkuyorlar ister istemez.her$eyin sahtesi varken ve böylesine kandırılabilirken değerlinin harcını vermeye niyeti yok bu $ehrin.ve buradan bıkan, bıktığı için üzülen bir insan nacizane iki küçük gözle kocaman gördüğü o bit yeniği dünyayı her defasında bıkmadan usanmadan hayranlıkla izler.anlamaya çalı$madan.zira bilir anlamanın çözüm olmadığını.
gün ak$am olur.ba$ka insanlar ba$ka hayatları üçyüzaltmı$be$i tam yıllarıyla toku$turmayı küt diye beceremediği için ağır ağır geli$en aklıyla yargılar.ve suçlu her daim günah keçisi istanbuldur.
once sövülen sonra hep sevilen tek $ehirdir istanbul
(biskuvi, 04.11.2006 01:05)

 
***Tüm görseller ve içerikler alıntıdır.
***/İS\ istanbulda aşık olduğum,istanbulla aşık olduğum aşkımla benim baş harflerim:)

6 Aralık 2011 Salı

of yine yokum bir müddet

daha önce yazmıştım.
kendimi habire tekrara salmayayım diye
üstüne kendime kolaylık olsun bir de
durumumu ayan beyan anlatan şu yazıma
buyur ederim sizi.
ne uyuzum değil mi:)))

30 Kasım 2011 Çarşamba

saçmalıyorum biliyorum


bugün ayşe ezgi hanfendinin son aşısı yapıldı.18 ayımız bitti böylece.sabah stresle kızı hazırla kendimi hazırla derken gayet saçma bir yere konuşlanmış sağlık ocağına vardık.iğne çile demek hep bizim literatürümüzde.ayşenin ölçme tartması bitince bir ağızdan bir bacaktan bünyesine dahil oldu aşılar.ağlamak tabi ki bonusumuz.ana olarak için yansa ne yanmasa ne.yok ben aşısız da korur kollar beslerim mi diyeceksin,marjinal tavır takınayım şunlara aşısız çocuk nasıl da adam edilir mi diyeceksin.ay yok o kadar güçlü değilim.iki ağladı sustu işte.

bana da abuk subuk sorular yönelttiler.sadece şahsıma mı denk geliyor anlamadım gitti.sana ne be hemşire hanım boyumdan kilomdan ,obez olma yolundaki dik ve gururlu duruşumdan.sen kıza bak,ben kendi yolumun yolcusuyum."yok "diyor "kilo vermeniz lazım,lütfen tatlı yemeyin,yerseniz de sütlü tatlı tüketin".oldu canım başka?diyemedim yüzüne.içimden gerildim gerim gerim.biliyorum boyla kilo arasındaki 10 birimlik farkın beni ...ok yoluna sürüklediğini.ve evet çabalamıyorum.öküz gibi yiyorum daha doğrusu öküz gibi tatlı yiyorum.sordun mu kafan rahat mı diye,sordun mu sinemaya tiyatroya hatta merakından çatladığım bienale gidebiliyor musunuz diye.yok sormadın bile.yeme diyorsun sadece yeme.

sosyal hayatım var mı ki benim güzelim.ben ilim irfan yuvalarından öksüz kalmış ucube anneliğime nasıl fit bir duruş sergileyeyim.aklım selim mi yüreğim geniş mi.kendi kendime verdiğim ara gazlarım olmasa hep hava gazıyla suni teneffüs yaptığım besbelli değil mi.

yok anlamazsın,anlayamazsın.anlamak için bu noktadan bakman lazım dünyaya.anlaman için darlandıklarıma birebir darlanman lazım.yumruklarınla kendini gebertme hissinin gelmesi lazım.ama havaya bu sözlerim biliyorum .benimki de kürek çekmek boşa.

zar zor döndük eve kızla.yolda ağlaması sürdü.dedim ya saçma bir yer seçmişler kondurmak için sağlık ocağını.ne otobüs ne dolmuş hiç bir şey geçmiyor.hayır taksi çağırsam o dahi gelmez,yol pek yakın abla der geri döner eminim.ama çocukla olmuyor işte.kah kucağıma aldım kah yürüttüm.bir yandan da belimdeki fıtık başladı mı ağrımaya.içimden hem küfür hem dua bir arada çıktı durdu.o sinirle girdim eve.

dışarısı gün ışığı doluydu,burasıysa mahzen gibi geldi gözüme.karanlık,kötü,izbe bir ev.güneş almayan,ters konumda,sokak arası evlerden.aptal bir günümde salak bir ısrarla illa tutalım burayı dediğim ve şimdi nefret ettiğim ev.anıra anıra ağlamaya başladım bu kez.oğlumun şaşkın bakışlarına ve içten içe"tamam annem sıyırdı kesin"şeklinde hislere bürünmesine inat. mecburen kapalı tuttuğum,karşı komşuyla pırt etsen duyulur mesafede oluşumuz hasebiyle hep örttüğüm güneşlikleri hiddetle açtım tek tek.açmak değil sökmek yerinden fırlatmak ,yakmak istedim."bu evde ışık yok,bu evde güneş yok,allahım ne berbat bir yerdeyim,kurtar beni kurtaaar "diye diye döktüm içimdekileri ve gözümdekileri.

oğlum ayşeyi de alıp odasına girmiş çok sonra fark ettim.bilgisayarda çizgi film açıp onu eğlendirmeye çalışırken buldum.kendimden nefret ettim o an.oğluma sarıldım hala ağlar vaziyette."seni çok seviyorum bir tanem "dedim.öptüm kokladım."biliyorum anne,ben de seni çok seviyorum "dedi balım.biraz sakinleştim,duruldum.

ağlarken düşündüğüm şeyleri şimdi buraya yazarken sorguluyorum.kendimden mi bunaldım, evden mi daraldım karıştırdım sanırım.ev bahanesi derseniz evet bahanesi.bahane mahane de olsa sevmiyorum ve mecburen duruyorum buralarda.

geçen okuduğum bir söz geldi aklıma"yaşadığı yerden gitmek isteyen insan aslında depresyondadır".yok dedim ya o kadar uzun boylu değil.benimki gel git aklımın oyunları.genelde bastırdıklarımın arada çıkan lavları.şükür ki durdurabilme kabiliyetim var bu hırçınlığımı.yoksa evi de yakar mıydım acaba maazallah:)

24 Kasım 2011 Perşembe

kopan kayışı yerine taktım:)

mağdur mağdure bir halde genleşen sinir uçlarımı ve yönetimini ele alamadığım ruh dengemi bugün itibariyle ölçülebilir bir artışla dizginlemiş bulunmaktayım.vatana millete hayrolsun.

bir önceki uyuz postumda beni yalnız bırakmayan önce trt ye sonra ptt ye ve bilhassa blog dostlarıma derin hörmetlerimi sunar onca zahmete girip yorum yazan bacılarıma kafa daha iyiyken akıllı başlı cevaplar yazacağımın sözünü harbi harbi veririm.lötfen çemkirmeyiniz...

daldan dala denişik menişik bir şey yapıp hem kendimiz hem göz atanları tebessüme sevk ve gark etme amacından hareketle harareten aşağıdaki garip tuhaf şeyleri paylaştım.

linklere tıklayınız,resimleri seyreyleyiniz.ilk bir dakika içinde yüzünüzde güller açma gibi bir durum hasıl olmazsa şayet ekranın sağ üst köşesindeki çarpı işaretini acil çıkış olarak kullanınız.

şimdiden teşekkürler,saygılar,sevgiler,bacılar,kardeşler,kucakta bebeler,kundaktaki minikler,ler,ler,ler...

önce bir kaç resim  konsept öğrenci evleri:)



sabırla resimlere bakan hatta üstüne gülemekten hal olanlara huzur hediye edesim geldi.tam burayı tıklıyorsunuz,açılan siteye sabitlenip fondaki sese kulak kesiliyorsunuz.ama başka hiçbir şey düşünmek yok sadece ekrana kitlenin.

huzurun dibine vardınız,oradan bir koşu geri geldiniz .ama nasıl rahatladınız nasıl bir hamur oldunuz şimdi oh dadanızdan yinmez gari.uyku gel gitleri başladı mı acep.saat kaç sizin oralarda.aman kaçsa kaç.eğer geceyse okuduğunuz vakit tam da sırası vereceğim adresin .yok er vakitse uyku vakti yaklaşınca uğrayın bir daha bana.çünküm kıyağım var uyuma zorluğu yaşayanlara.hani koyun kuzu ne varsa küçük baş say say gelmez olasıca gelmez ya bir türlü.işte bunu sizin için size özel sanal aleme taşımış ademgiller.tam da şuracığa gidiverin ,ekrandaki noktalara tıklayıp koyunları sayıverin hadi bakem.

22 Kasım 2011 Salı

mok gibiyim

gelince üst üste mi gelir bilmiyorum .ya da beni mi buluyor bunca tesadüf karmaşası.üzülmenin dibine girip sevincin zirvesine çıktığım son 10 günde iki ölüm iki doğum çelişkisiyle allak bullak olmuş vaziyetteyim.

kafam bir milyon kilo ağırlığında inanın yazarken.sabahtan beri ağlaya ağlaya gözlerim de başım da şişti.bir hafta öncesinde beklenen ama hiç istenmeyen sarsıcı bir ölüm haberi üzerine yine benzer bir ölüm haberini alınca bu sabah ben de sinir minir kalmadı .fişler prizler beynimde şalter attırdı adeta.

ikisi de yakın arkadaşlarımın anneleri.kızlarla aynı yaşlardayız.anneleriyse yaşça genç sayılırlar aslında.garip bir benzerlik hemen hemen aynı zamanlarda yaklaşık 8-10 aydır biri kolon diğeri meme kanseri olduklarıyla yüzleştiler.insan hiç konduramıyor tabi.biz uzaktan tanıyanlar bile "atlatırlar ya kemoterapi diye bir şey var" dedik.hikayeymiş.

ikisi de 4. evre denen son evrede öğrenmişler bu durumu.şaşırtıcı olan biri her daim mamografi çektiren ,diğeri karın ağrısı dahi yaşamayan kadınlar bunlar.hani bir belirti filan da olmamış karşılarına dikilen.daha da şaşırtayım sizi zira ben emin olun sizden daha şaşkın ve hayret buhranı içindeyim;40lı yaşlarında olan merhum annemiz-ki şahsen de bilirim- fit bir anne olmanın yanı sıra yediğine içtiğine azami özen gösteren  her sabah düzenli spor yapan, sebzesiz zeytinyağsız gün geçirmeyen biriydi.diğer rahmetli ise 50li li yaşlarda olmasına rağmen arkadaşımın anlattığına göre kilosu gayet muntazam,yediğine içtiğine o da hayli özen gösteren her gün eşiyle düzenli yürüyüş yapan bir kadınmış.dahası her ikisi de çalışan kadınlar olup biri halen öğretmenken diğeri emekli olmuştu.hani evde otura otura sıkıntıdan dert büyüttü desek o da değil.bunla beraber hayli bakımlı ve neşeli kadınlar olduklarını da ayrıca ekleyeyim.

düşünüyorum düşünüyorum bu garip durumun içinden çıkamıyorum .peki ama neden bu kadınlar yakalandı bu illete ve neden yenik düştüler bu rezil hastalığa.çevrelerinde onları sarıp sarmalayan, sevgiye ilgiye boğan ,maddi hiç bir sıkıntı yaşatmayan eş ve çocuklarına rağmen neden ???

daha dün bir başka arkadaşım doğum yapmıştı.ona gittik bilumum insan.o yeni heyecan o tatlı telaş.bir bebekten daha güzel ne var şu dünyada.akşamında oğlumun doğum günü pastasını kestik.tesadüf bu ya 21/11/2001 günü doğum yapan ve o gün dünyanın en mutlu kadını olan ben, yine aynı gün ama bu yıl 21/11/2011de arkadaşımın oğluna kavuşma sevincini paylaştım.

dün keyif ve mutlu bir halde noktalanmışken sabah mesaj kutumdaki vefat haberini görünce hıçkırıklara boğuluverdim.şunun şurasında bir hafta kadar önce kolon kanserinden hakkın rahmetine kavuşan annenin üzüntüsünü kalbime gömmüşken bu kez meme kanseri olan anneyi de dün gece kaybettiğimizi öğrendim.bir gün içinde iki doğum bir ölüm.son on günde zamansız acıların acısı iki zor kayıp.

annem geldi aklıma .dün bir telefon dahi açmayan ,topu topu 2 adet torunundan birinin dahi doğum gününü anımsayıp arama zahmeti bile göstermeyen annem.diğer anneleri göre göre ,evlatlarına olan yakınlıklarına ve onlar için yaptıkları büyük fedakarlıklara şahit ola ola ona kızgınlığım daha da katmerlendi.Allahın yanına aldığı bu iki melek anne de böyle annelerdendi.çocuklarının üzerine titreyen,yol açan yol gösteren,köstek değil destek olan.her daim şefkat huzur yuvası.o anneler ölünce içimde çok şey öldü aslında.demek iyiler gerçekten hayata hep mağlup olacaklar.demek iyiler bizi hep yarım bırakacaklar,bu dünya sadece vurdumduymaz kör ayvazların dünyası olacak.

son gelişiydi annemin .bayramdan 1 hafta önceydi.babamın hastane randevusu vardı.yalvarmıştım .
"bana bebekken yapmadığın genç kızlığımda yaşatmadığın annelik borcunu şimdi istiyorum senden. ne olur kızıma biraz baksan.ne olur en azından 2-2,5 yaşına getirsek kreş yüzü görmeden."
demiştim.
"yeter artık düş yakamdan" dedi."hayatımı yaşamak istiyorum zaten ne kadar ömrüm kaldı bırakta yaşayayım.baban bir yandan sen bir yandan tükendim artık" dedi.
oysa ondan yıllarca annelik beklemedim ben.o işteydi.ben saçımı komşu kadına ördürürdüm.soğuk kahvaltımı mosmor olmuş yumurtamı yer ödevlerimi bir başıma yapardım.akşam hep geç gelirdi.kasayı tutturamaz o yüzden saatlice çıkamazdı.kardeşim hiç olmadı.babam başka çocuk istemem dedikçe annem de aldırırdı. güçsüz bir kadındı.maaşlı ve güçsüz kadınlardan.hani şu adım başı rastlayacağınız tiplerden.hakaret dolu cümleler kurmak evin genel karakteristiğiydi.argoyu normal bir şey sanmam ta ki eşimle tanıştığım ilk günlere dek sürdü.zaten bana ziyadesiyle değer verdiği için 20 yaşımda,fakülte 3. sınıfta evleniverdim.

annem o günlerde bana kırıldı.ve kırgınlığının acısını yıllarca beni umursamayarak ,bebek sahibi olduğum her dönem beni yapayalnız bırakarak çıkartmaya çalıştı.kötü olan ben miydim annem miydi bilmiyorum.ama yukarıda bahsettiğim anneler ve kızları arasındaki muhteşem iletişim ve ilişki bizde hiç bir zaman olmadı.ve sanırım asla olmayacak."olsun ya o annen,ne olursa olsun ara sor "diyenler çok.elbet arıyorum,attığım sattığım yok.gel gör ki içte biten koca bir duygu boşluğum var.

bir anne öldüğünde bir anne doğarmış.annesini cennete uğurlayan canım arkadaşlarım bence siz tam da şimdi doğdunuz.ve sanırım ben zaten başından beri hep anneydim.bu yüzden hep güçlü hep dik kalabildim.

vefatlarıyla derinden sarsıldığım, kızlarının bir tanesi anneciklere hem rahmet hem dua istiyorum okuyan her kim varsa.bir fatiha üç ihlas hiçbirimizi yormaz değil mi.bütün ölümler zamansız da olsa Allah hepimize sıralı ölüm versin,küçüklerin büyüklerin ardından gözyaşı dökmesi ,bir ananın evladını yitirmesinden çok da acı değildir zannımca.

18 Kasım 2011 Cuma

Haydi Hop Hop Hooop:))


masum rolü yapan iki sessiz fırtına:)
 valla ben suçsuzum hakim bey.bir kolumu oğlan tutuyor diğer kolumda ayşe var ee kaledeki hiç değişmedi zaten adını sen koy:))yok giremiyorum bloguma.önüm arkam sağım solum sobe.kadınız ya anneyiz ya yemek pişecek ağzıma düşecek ,kızın mızmızı oğlanın dırdırı çekilecek,gece 17 aylık dananın bir türlü düzene girmez iflah olmaz uyku düzeni tertip edilecek.üstüne az buçuk da olsa işe gidip gelinecek off offf.

yerde miyim gökte miyim ben nasıl bir alemdeyim şaşakaldığım zamanların en garip halindeyim.yine uzunca bir süre rapor izin vesaire sarmalından işe 3-5 günlük bir geri dönüş yapıp yine yeni yeniden ücretsiz izne ayrılmış bulunmaktayım.
"anacım zaten ne kadar çalıştın ki ?"
"ohh bir dönüm bostan yan gel yat osman"
"gözümüz yok da yani amma çok izin alıyon kızım sen yaa"
"devletimin memuru kenarımın dilberi sevsinler"
"of ya bi biz olamadık şu memur tipinden"
gibi bilimum sözlerinizi içsel sesle de söyleseniz bakın nasıl işittim.benden kaçar mı be.ben kaçın kurrasıyım-bu laf ne demekse artık-

bacılarım kardeşlerim nazar etmeyin nolur çalışın sizin de olur diyeceğim "amaaan bu yaştan sonra kim uğraşacak şimdi" diyeceksiniz.örnek alın örnek.ablanız bizatihi bendeniz malumunuz üzere kaaaç seneden sonra açık maçık da olsa bir yerlerini sıka sıka öniverste okuyor.sizin neyiniz eksik.koca koca kadınlar olmuşsunuz.hazır yaş sınırı da kalkmışkene hazır doğuracaklarınızı yeteri miktarda doğurmuşkene hazır rahata erme yaşınıza ermişkene ve tam da hazır 2012 memuriyet sınavı yapılacakkene ayol sıkınsanıza siz de bir yerlerinizi.yok bizden geçmiş diyenlere son sözüm çoook teessüf ederim yaneeeee:))

aslında epey zorlu hatta neredeyse mide bulandırıcı bir iş ortamım vardı düne kadar.hani şu yazımda bahsetmiştim olan bitenlerden.işte o durumlar hal yoluna girince çok şükür huzurum da sağlığım da yerine geldi.kendime ait bir odam bile var artık o derece.kızımı bir türlü kreşe mreşe veremeyen vicdanımla cüzdanım arasında hafif bir git gel yaparak amaaan satmışım anasını moduyla davranıp 2 aycık ara verdim keyifli işime.

normal bir poz verse orta yerinden çatlar
iş yeni, amir de yeni bu kez.her ikimiz de ortama alışma çabasındayız .eve geçmem onu üzse de 2 çocuk anası doğru düzgün bir kadın olduğu için anlayış gösterdi sağolsun.ben de ona bir kıyak yaptım.eşim mesleği icabı bir günü boşaltma şansına sahipti(mesleği ne ki diyenlere edebiyat muallimmi olur kendileri,ay bi de türküsü vardı;penceresi cam camaaa muallimm:))o da ayarladı pazartesileri evde olayım ,kızla ilgileneyim dedi .bu bize iyi geldi.amire hanıma;" o günler eşim kıza bakabilir , işler hepten ortada kalmasın ,sen de iyice sıkıntı yaşama" dedim ve o günlerde geleceğimi söyledim.mutlu oldu kadın.ay ne kadar iyi bir insanım görün yani.bu gadder mi olur kardişiiim.bu gadder mi iyilik dökülür insanın üstünden başından.muck muck(kendimi öptüm sizi değil)

başlık ne alaka dersiniz siz şimdi.kabına sığmaz blog hatunları siziii.efenim o başlık şu hatunun fikri.sabah sabah evin çoluk çocuk karmaşası içinde,bisikletten düşen ayşenin ağlak melodisinde,okula giderken harçlığını unutan çocuğun psikolojisinde dahi telefonla iki kelam ettiğim şeker kadın tam da bunu yaz dedi,yazdım.hu huuuuuuu komşuuuu:)

uyurken çok ciddiyiz ellere dikkat:)
dün de başka bir hatunla aynı vakitler sohbet etmiştim.tam bir kaos ortamında açık vermeden nasıl kakara kikiri yapabildim valla bilemiyorum.dünden ödevini yapmayı unutan oğluma habire izahat verirken diğer yandan kızın abisine ait olan her ne varsa yırtma,çizme ,çöpe atma gibi atraksiyonlarına da yetişmeye çalışıyordum.

bana blog mlog yazmanın ötesinde telde halleşmek bile haram onu anladım.acıyın bana,üzülün,"ayy kıyamaaaamm"repliğini yineleyin:)bu aralar acınma duygusuna ve sanırım haftanın 5 günü işe gitmeye ciddi ciddi ihtiyacım vaaaar.


yok arkadaş ben diplomasını duvara asıp "eğitimli annesin ne güzel işte" sözlerine mazhar olacak kadınlardan değilim.sonra bu kadın milleti niye depresyona giriveriyor,bir eli yağda bir eli balda diyorlar.hadi be ordan.bir aklım var onu da 0-10 yaş aralığında iki çocuk marifetiyle yitiremem ben.neyse ki pazartesi yaklaşıyor."bulmuş rahatı konuşuyor" diyenler hadi kafama sıkın:)))



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...