Ana içeriğe atla

beni anlatan cümleler

sevgili özlem hoş bir konuyu mim dünyasına taşımış ve sormuştu "neden blog tutuyorsunuz,nasıl blogcu oldunuz"diye.

epey vakit geçti üzerinden evet:) 
"ohooo nerdesin kızım sen"
diyenleri duyuyorum,kafamı bozmayın tek ayak üzerinde dizerim sizi:)
hah şöyle hizaya gelin,okuyun yazımı papaz olmayalım:)

aslında şöyle afralı tafralı müthiş bir hikayem yok ama anlatacağım birkaç mevzu var elbette.çocukluğuma insek diyorum.ıııığğğ mı dediniz.tamam tamam o kadar kötü değil:)

ilkokul 5.sınıftaydım çok iyi anımsıyorum.ama konusunu hatırlamadığım bir kompozisyon yarışması açmışlardı okul çapında.öğretmenim "sen de gir sevgi hadi" demişti güzel bir okulda okudum.işte burası merak edenlere.ve ilkokul öğretmenim hala aynı okulda aynı yerinde.ellerinden öpüyorum Refiye hocam seni.öğrencin seni bulacakken sen buldun beni facebooklarda:)

mahallemizin okuluydu.öyle şimdiki muhallebi çocukları gibi 40 km ötemizdeki okula servisle filan gitmedik biz.tabanvay kullandık karda kışta.en iyi okul en yakın okul derdi bizimkiler vallahi de haklıymışlar.hele de ufacık bir çocukken zırt pırt hastalanma belasına ve bir yığın öğretmen zılgıtı dinlemeye annemler koşuverirdi okula hemen.yaramazdım hem nasıl.sınıf başkanıydım bir de.ne saçma değil mi:))elimdeki iktidarı orantısız güç kullanmaya harcıyordum.dövdüklerim sayemde mevki makam sahibi oldu,iyi mi:)))))

aaa konumuza dönersek ;o yarışmada 1.oldum ben.en güzel yazıyı ben döşemişim.ben ben hep beeenn.ahh.kör olasıca egom o günden beri şişim şişim şişik vaziyette.ortaokul ve lise çağlarımda da benzer sevinçler yaşadım.hemen her 23 nisan ,19 mayıs,29 ekim törenlerinde edebiyat hocalarının gözdesi,okulumun öznesiydim:))

fakülte kapısına dayanmak üzere olduğum o vakitler, adı ÖSS VE ÖYS olan sınavlara girmiş aldığım puanlar neticesinde tercih listemi dolduracakken bizimkilerin müdahalesiyle "asla yazmayacaksın"dediği Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü es geçmek zorunda kalmıştım.öğretmen olup o zamanlardaki sisteme göre doğuda ücra bir yerde görev almamı  istememişlerdi.oysa o bölüm beni ben yapan tüm yeteneklerimi  fazlasıyla gösterebileceğim ruhumun eş aynası bir tercih olabilirdi.eğer henüz 18 yaşındaysanız ve aileniz arkanızda durmuyorsa durdukları yöne kanalize olmak zorunda kalıyorsunuz.ahh isyankar ruhum o ara niye diretmediyse.basiretim bağlanmış işte:)

kaderin garip cilvesi pek de istemeden yazdığım istanbul üniversitesi iktisat fakültesine girer girmez deyim yerindeyse şıppadanak karşıma aynı okuldan edebiyat fakültesi türk dili-edebiyatı bölümünden birinin çıkmasıydı.çok pis aşık oldum:)o kaside okuyor ben vuruluyorum,o şiir döşüyor leyla oluyorum:)2 sene içinde bastım nikahı:)))kendisi eşim olur ve bir de edebiyat öğretmeni:)

yıllar geçtikçe ve eşimi yakinen takip ettikçe okuduğu bölümün epey zor,yaptığı mesleğin külfetli olduğunu gördüm.biraz soğudum açıkçası.16 yıllık hoca olmasına rağmen hala ders çalışıyor,sürekli literatür takip ediyor.

hem şahit olduklarım hem ruhumun içinden yükselen ses "sen daha başka bir dünyanın insanısın" dedi bana.insanları,onlarla yakın ilişkiler halinde olmayı,dertleşmeyi dert dinlemeyi,sormayı ,sorgulamayı daha bir seviyorum.sanırım tüm bunlar ve mesleğimin -muhasebe memurluğu-üzerime birkaç gömlek dar gelmesiyle giriştim sosyoloji yolculuğuma.

içimdeki yazma aşkı dinmedi tabi.minik öyküler,denemeler,özellikle şiirler hep oldu hayatımda.derleyip toplamadım.darmadağınıklar.belki bir gün kim bilir.

eşimle şairlik mevzusunda yarışırdık.dık diyorum evet.2 çocukla o ruhlar askıda kalıyor.bazen iki güzel söz etmeye mecalimiz dahi olmuyor.ne hayat beee:(

blog dünyasını keşfedince attım kendimi buralara.en iyisi hem içimi dökerim hem kelime ziyanından kurtulurum dedim.çok da iyi oldu.nasıl huzur buldum bilseniz.ayşe ezgim 6 aylıktı başladığımda 1 yaşına girmek üzere.yeniyim daha.yeni bile olsam yazdıkça hem içim ferahlıyor burada hem güzelleşiyor cümlelerim.daha iyi olacak biliyorum.tıpkı insanın okumadıkça körelmesi misali ,yazmadıkça yazabileceklerini de atıyorsun boşluğa.sonra topla toplayabilirsen.

yazı beni bırakmadıkça yazmaya,blogger kapanmadıkça buralarda olmaya devam edeceğim.ve kim bilir birgün hayal ettiğim üzere sosyolog kadrosuna geçip yahut felsefe grubu öğretmeni olup bu mevzular üzerine kitap bile çıkartırım.

ne dersiniz??

Yorumlar

  1. bende seni yeni tanıyorum ama yazılarını çok seviyorum iyiki yazıyorsun biliyormusun bende öğretmen olmayı çok istemiştim hemde edebiyat öğretmeni ama muhasebeci oldum çıktım :) hep yaz olur mu bende hep okuyayım

    YanıtlaSil
  2. Ayakımı indirebilermiyim örtmenim :))

    YanıtlaSil
  3. Ne iyi yapmışsın yazmakla seni tanıdığıma çok memnunum ben.

    YanıtlaSil
  4. Olmaz mı olur tabikide kitapta çıkarırsın "çocukta yaparım kariyerde der gibi" nispetle... :D

    Çok güzel yazmışsın canım yaa benden güzel yazanları haz etmiyorum ama hakkını yiyemem şimdi öff:D

    İktisat "kıt kaynakların etkin kullanımı":D hakkında bir tek bunu biliyorum aslında bu meslek güzel gibi az biraz kıyısından derste gördüm. Edebiyat dışardan hobi olarak güzel sanırım,içine girince detaylar arasında boğuluyor insan.Hal böyle oluncada zevkli kısım işin kaymağından ayrılıyor:D

    Okul konusunda bende tabana kuvvet yapanlardanım.Hakikaten şundan beş on sene evvel servis denen bir pazar söz konusu değildi.En yakın okul en makbul okul mantığıda mevcuttu.Şimdinin çocukları çok rahat yetiştiriliyor ben çok karşıyım. Birde çocuğunun çantasını sırtlayan anne babalara kızıyorum.Yükünü hafifletsinler ama sorumluluklarını tamamen hiçbir zaman yüklenmeseinler bence....

    Her dönem şiir yarışmalarına birşeyler muhakkak yollarım ama hiç derece yapamadım:D çıkarcılık yaptığımdan oluyor herhalde :D sanat için yapsam böyle olmayacak:D:D:D

    Yazın çok hoştu gerçekten,keyif aldım...
    Teşekkür ediyorum ellerine yüreğine sağlık....

    YanıtlaSil
  5. Kitap da olur şiir de olur sen yeter ki iste..Önce hayal ederim sonra yaparmıyım derim sonra yapan nasıl yapıyor derim sonra çok çalışırım, alakasız bir dolu işi yaparım serde bu iştah varken.Sende de potansiyel var hedef koy uygula hepsi bu ..sevgiler..

    YanıtlaSil
  6. sen yaz ,yeter ki yaz iyide olsa yaz,kötü de olsa yaz..boşalt içini..böyle kendin gibi yazınca içten samimi ve bunu hissettirince seni okumakta bambaşka bir zevk oluyor...:)ay ben seni yerim ha bu arada bitanesin ..yeni gördüm daha...canını yediğim:)))))))))

    YanıtlaSil
  7. ne güzel anlatmışsın...iyiki de yazmışsın.ama bence sosyolog olarak çalışmalarına devam et ama öğretmen olmaya kalkma,hevesin kursağında kalabilir.bu kpss belası varken ne kopya biter,ne dalavere,beklemek zorunda kalırsın yıllarca...

    YanıtlaSil
  8. yaparsın be abla.azim olduktan sonra kim tutar seni ?

    YanıtlaSil
  9. seviyoruz okumayı sen devam et yazmaya ama ayak kaldır indir olmadı:))
    sen yazınla döveceksin dövmek istersen:))nasıl yazdım ama:))
    sevgiler

    YanıtlaSil
  10. valla bu ne şiddet be hatun:)sevgiler

    YanıtlaSil
  11. Kitabini mutlaka alacagim!Sabirla beklicem:)

    YanıtlaSil
  12. kesinlikle çıkartırsın o kitabı bekliyorum:)

    YanıtlaSil
  13. Herzaman dewamm et cnmm her zaman takipteyiz...
    Çook sewgiler büyükçeee

    YanıtlaSil
  14. bugün bloglarda sorun var sanırım. kumanda panelime ulaşamadım. blogum için bulunamıyor diye uyarı verdi. nurturia dan tıkladım blogunu ve açıldı

    senden öğretmen değil müdür olurmuş :)

    YanıtlaSil
  15. Evet valla Sitarem okumadıkça eksilmek gibi yazmadıkça da savruluyor kelimeler.. yazık derleyip topluyoruz böylece garibanları..

    Yazarsın sen alimAllah.. onu da yaparsın:)

    YanıtlaSil
  16. kızlaaarr defalarca denedim,herbirinize ayrı cevap yazdım.yok anasını satayım blogger ne yazsam siliyor.burada yorumlarını okuduğum birkaç arkadaşımın da yorumları şimdi yok gözüküyor.off sıkıldım bu işten.
    hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.hele ki kitap yazmam konusundaki teşvikinizden sonra bu mevzuyu ciddi ciddi önümüzdeki yıllar için gündemime almış bulunmaktayım.
    çok öperim hepinizi...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

yaz şekerim ,ellerin dert görmesin:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bursa Helvası nam-ı diğer Süt Helvası

blog kardeşliği dedik sarım gülüm kuzu sarması olduk.oradan mim buradan soru yağmuru derken iş Porselen Demlik Çay SaatiEtkinliğiolayına katmışlar beni,bir çoğunuza olduğu gibi.halbüse ben kendi kendime bağıran böğüren bir anne blogçuyum.ne anlarım yeme içme tarifi vermekten.kasıldım netekim.karnıma ağrılar girdi.

malum ben Bursada yaşıyorum.bu şehrin tüm medyatik tatlarının ötesinde bir tat var ki ben en çok ona vurgunum.kestane şekeriymiş,şeftaliymiş gözümde ondan daha düşük seviyededir.bu tat bursa helvası olarak da anılan Süt Helvası.
malzemeler az,her evde bulunur cinsten.ilk bakışta kazandibi yahut yalancı tavuk göğsü yav bu desenize değil .hatta hiç ilgisi bile yok tadına bakınca.deneyin,bakın derim nacizane.
Malzemeler * 200 gram tereyağı(margarin kullanmayın ) * 2 su bardağı un * 6 su bardağı süt(1 paket 1 litrelik süt + 1 bardak süt daha) * 3 su bardağı şeker * 1 paket vanilya
* üzerine serpip süslemek için iri kıyılmış fındık


ben resimler üzerinden anlatma yoluna gideceğim.hem daha a…

2 kardeş arasındaki yaş farkı kaç olsa???

bu konu öyle böyle değil hepimizin derdi 
bu konu annelerin ortak derdi.

İKİ YILDAN AZ YAŞ FARKI OLANLAR 
Çocuk gelişimi  uzmanlarının genel kanısı 2 yaş ara sayesinde çocuklar, çoğunlukla, arkadaş gibi büyürler. Kavga ettiklerinde bile, yaş yakınlığının verdiği hissi kabuller sayesinde, dışarıda da birlikte hareket ederler; oyun arkadaşı olmanın güvenli bir kabulü vardır. 2 yaşından daha küçük çocuklar, minik kardeşlerini kıskanmaya meyilli değillerdir. bu yaşlardaki çocuklar aile içi dinamiklerden bi haberdirler desek doğru olur bu nedenle aile içindeki değişimi fark edemezler. Ayrıca birbirlerine yakın yaşlardaki çocukları eğlendirmek ve zapt etmek çok daha kolaydır. İki yıl içinde, iki tane çocuğa anne baba olmak, olumlu tarafından bakarsanız evliliğiniz için belki de iyi olabilir. Böylesi bir durum açıkçası yoğun bakım ve ilgi gerektirir. Tek çocuk söz konusu olduğunda, sıklıkla rastlanan ve gözlenen anne, bebeği ile meşgul olurken, babanın “nasıl olsa annesi değil mi halleder” mantığıyla bir kenara…

Biricik Gelinime Mektup

canım gelinim;
seni şimdiden özledim.ne kadar şanslısın ki böylesi çatlak,patlak ,yusyuvarlak bir kayınvalide sahibisin.umarım senle tanışıncaya kadar dairesel ölçülerimi keskinleştirmiş oldukça kemiksi bir yapıya kavuşmuş olurum.yok eğer hala üç iks larç bir hal görürsen bünyemde sakın yüzüme vurmayasın zira bu benim barışmaya çalışıp ta bir türlü uzlaşamadığım tek uyuz yanımdır.

umarım sarı saçlı ve kahverengi gözlüsündür.eğer değilsen en acilinden röfle yaptırmanı umuyorum.malumun üzere oğlum kendisi çiğ bir sarı oğlan olmasına rağmen saplantı derecesinde sarışın hastası.şükür ki yapay sarışınlığa da prim veriyor.es kaza sarışın olup da bir anda saçını kızıl mızıl yapayım demeyesin.kapının önüne konman an meselesidir.şahsen bu mealde kovulmanın eşiğine gelmiş bir ana olarak,bu sana naçizane bir dost uyarısıdır:)))

güzel gelinim;oğlumu sevip aşık olmak gibi bir gaflete düştüğünün farkındayım.ee napalım gönül bu tabi ota da mota da hesabı:)kaşına mı gözüne mi hayran kaldın bilemiyorum a…