28 Eylül 2011 Çarşamba

benden haberler:)

işte burada rehabilite oldum:)

yorgunluk ve sonbahar.bööö en gıcık olduğum ikili yine yan yana.oysa yazacak ne çok şey birikti.günler geldi geçti hatta esti etrafımda .şimdiyse durgunluk vakti.

en çok durulunca hissediyor insan yıpranmış ve nefessiz kaldığını.evin şirin canavarları bir yandan iş hayatımın garip sirkülasyonu bir yandan ve en ötesi sağlık durumum her yandan sarmış durumdaydı beni.

ben buralarda yokken hastane koridorlarında fizik tedavi süreçlerindeydim.her gün dozu bir başka alem olan elektrik voltajına maruz kaldım ki evlere şenlikti halim.diğer yandan hani şu nefretle gittiğim iş yerim var ya orası karmaşıklaştı hepten.amire hanım sultan meğer içten içe garez olurmuş da bana derdini diyemezmiş.
epey tuhaf görünümlü işkence aleti edasında bel egzersiz zamazingosu:)
ücretsiz iznimden dönüp ara sıra hem yıllık iznimden hem rapor hakkımdan ziyadesiyle faydalanmam bir de şu en son gittiğim fizik tedavi kadını çileden çıkartmış. çok da fifi:)kalkıp demez mi "senin yol haritan ne" diye.sanırsın yaşam koçu ,sanırsın dişi mümin sekman:)

ruh sağlığı tümden gürültüye gitmesin diye hatuna söyledim bir bir.
"ben" dedim "kalan izin ve raporlarımı kullanıp tekrar ücretsiz izne ayrılma fikrindeyim.""ayrıca zaten eşim tayin isteyecek mayıs gibi"dedim.
"oluyor mu öyle kafan estiğinde her an ayrılabiliyor musun?!"
"tabi " dedim "ayrılırım.""devlet bu hakkı vermiş.ister tek seferde ister parçalı kullanabilirsin maaşsız iznini ,tamamen çalışana kalmış bir şey,amirin tasarruf yetkisi yok demiş bu mevzuda"
"hımm" dedi.içi içini yedi besbelli.kafasında kırk tilki dolanırken üstelik kırkının da kuyruğu birbirine değmezken izin dilekçemi yazıp sıyrıldım ortamdan.

ah meğer ne dertli tenekeymiş .ardım sıra müdüre gitmeler,bu bayanı bizim bölümümüzden alın zaten işimize yaramıyor demeler.ikna kabiliyetini ziyadesiyle kullanıp peşi sıra ben başka ağızlardan duyup kükremeyeyim diye beni arayıp izahat vermeler;
"hani sen gideceksin ya zaten ben de yerine eleman alabilmek için kadro açmak istedim.o bakımdan yani"demeler.

bana düğün bayram esasen ,hatun kişiyse intikam saati sanıyor yaşadığını.öyle yılmış öyle usanmıştım ki bulunduğum ortamdan ve işin ağır yükünden.ilk yıllar tek başıma göğüslenmek zorunda bırakılmış işin zorluğundan sinir buhraları geçirmiştim.sırf bu yükün ağırlığından az da olsa kurtulmak için bölge müdürüne dek çıkıp meram anlatmıştım da yardım etsin diye birini yollamışlardı servise.hoş ondan da çok bir fayda görememiştim ya yine bu cevval amire hanım sayesinde.

neyse ben yokken üç er kişinin anca üstesinden geldiği üstelik mesai uzatarak iş yetiştirdiği,küfrün çirkefliğin dedikodunun alabildiğine kol gezdiği saçma yerden kurtuldum ya daha ne isterim:)darısı orada kalan bir iki düzgün insanın başına.

ben evdeyim anlaşıldığı üzere.kucağımda minik sıpam.benim olmadığım zamanlarda yüreğiyle, sıcacık ilgisiyle misler gibi bakan görümceme buradan kocaman teşekürler sunuyorum.kendi anam gerçi bu tanım dahi fazla mı ne  keyif yaparken kısır günlerinde eşimin ablası 2 çocuğunu bırakıp oğlumla yaşıt kızını alarak ta sivastan çıkıp geldi.ve tam 3 hafta baktı minik sıpama ve dahi oğluma da.kimse en iyi görümce bende iddiasına bürünmesin zira en iyisi hatta en iyi iki görümce bende:)

çok seviyorum siziii


23 Eylül 2011 Cuma

zaman bitecek işte

bugün
buradayım ya yarın
son günüm
tahminimden daha mı yakın
kimse bilmiyor değil mi
ben dahil
herkes
ama herkes
"geçseydi şu günler"
ahı vahında
oysa
ya hiç zaman kalmadıysa
ya bir hastalık tutuverdiyse bizi
"hey sen 3 günlük ömrünle mi savaşıyorsun"
deyiverse birileri çıkıp ta
sarsılır mıydım
sarsılır mıydın
ve
yoklar mıydın içini
"ne çok boşa ağlayışım"diyerek
ben yokladım
saçmalamışım
saçmalamaktan hiç usanmamışım
"şu çocuklar bir büyüseydi"sözünü
milyon kez tekarlamışım
"utan kendinden,utan ve sarsıl"
bu sözü haykırarak deme vaktidir
demezsem
bir vakit geldiğinde
"ahh gençliğim"
diyecek
dönülmez yolların ufkunda olacağız
velakin vakit te epey bir geç olacak:(


bu şarkı eşime
bu şarkı bize,
ve
bizim gibi sevenlere,bizim kadar aşkı özleyenlere

19 Eylül 2011 Pazartesi

Devlet Okullarının Gözü Mü Çıktı?????


Bu mevzu pek derin pek hassastır, bilirim. Ancak el atmadan duramayan,fokur fokur kaynayan bir iç dünyam var benim. İki kelime etmeden meramımı dile dökmeden kendime gelmemin imkan ihtimali yoktur.

Son 20-25 senedir- devlet okullarına bakış elem tere fiş,kem gözlere şiş boyutuna ulaştı. Bu boyut velilerin çocuklarını maddiyat elverdiğince özel okula yönlendirmesi doğrultusunda oluştu. Sürekli değişen sistem sorunu, yoğunlaşan ve adeta yozlaşan sınav sistemi bu durumu körükledi alenen.

Durdum düşündüm,  arpacık kumrusu gibi; Anam-babam yakınıyor, ben vaktiyle söylendim durdum,  şimdiyse oğlumla beraber bin türlü laf sayıyoruz bu çarka, değişen hiç mi bir şey yok?
Var elbet, hatta sorun değişimin ta kendisi!
Vardığım sonuç bu.

Habire değiştirilen bir sistem,sistem midir? Bunu sorgulamak lazım bence.
Ortadaki sorun, devamlılığın esas alınmaması zannımca. Yerleşik bir düzeni teknoloji nimetlerini göz ardı etmeden, batı literatürüne sırtını dönmeden sürdürülebilir kılamayan garip bir zihniyetin çocuklarıyız.
Yap-boz tahtasının Cin Ali’leri gibi sadece sayıyla ölçülen kantitatif değerler yığınıyız.İstatistiki verilere kaynak olmaktan öteye gidemeyişimiz, cumhuriyetin bunca yılında dahi hüküm sürmekte. Hayretler içindeyim.

14 Eylül 2011 Çarşamba

YAZAR OLDUM


bu sevinci paylaşmazsam olmaz.tarihe not düşmezsem hiç olmaz.Alternatif Anne yarışması dolayısıyla beni tanıyıp kendileriyle yazarlık yolunda devam edip etmeyeceğimi soran Gülüş Hanım ve ekibiyle artık aynı dergide buluşuyoruz.

umarım daim olur .

işte yazar sıfatıyla yayınlanan ilk yazım.

8 Eylül 2011 Perşembe

2011 yılının Alternatif Annesi benim,var mı itirazı olan:))

evettt nihayet tescillendi,ödüllendi okuduğunuz bu hatun.hiç öyle havaya filan girmeyin boşa en alternatif ben alternatif hihohaaaaa:)))

"nerden çıktı ayol bu afra tafra" diyenlere,"amaaan yemişim ödülünü hadi ordan" söylemi edenlere veyahut "afferin kız kedi olalı bir fare tutmuşsun yaftası yapıştıranlara işte şu linki sunmaktan şeref duyarım:))

siz bunu okuyadurun ,ben bu ara epey meşgul ve hastalık dolu hayatımı düzene koymaya çalışayım.hani derler ya geldi mi üst üste gelir diye aynen öyle oldu ve ben bayram ertesi habire rektefeye çekiyorum kendimi.

bel fıtığım sayesinde oturamaz,migrenim sayesindeyse okuyamaz hallere büründüm.üstüne pasta cila olarak babam ufak çaplı bir ameliyatın kollarına bıraktı kendini.çoluk çombalak ortada kalmasın diye bir de görümcemi getirdim taa sivas illerinden sazı çalına çalına:)

ev curcuna,kız bütün gün memme diye ağlıyor.kastettiği şey "anne" aslında.elinde terliklerim evden işe ya da hastaneye her çıkışımda arkam sıra beni sayıklıyormuş:(

yemelerden içmelerden geçti minik kızım,varsa yoksa "memme" ve gerçekten meme.hattı zatında tavır yapıyor haspam.ha bir de hafta sonu bütünleme belam var ona çalışmam lazım.daha kapak açmadım desem saçmalığın dik alası olacak eminim ama gerçek bu.

kafamı boşaltıp,sorunlu uzuvlarımı tamir ettikten sonra ve inşallah tez zamanda görüşmek üzere öpücüklere boğuyorum herkeşleri:))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...