30 Mayıs 2011 Pazartesi

ıkındım ve çok sıkıldım:)

zor pek zor iş bunlar.yaşım mı geçti nedir dedim koca kişisine .yok ya alakası yok dedi.kız olmasa benim elimden ne kurtulurmuş.vayy dedim ver gazı ver gazı:)evet geçti gitti şükür.testler ,konular ,sorular sorgulamalar arasında tam bir kaosun eşiğinden sınavları hallettim.facebook sayfamda aynen şu cümleyi kullandım;vee sitare 3.sınıfa merhaba der:)hala sayfama bakıp beğene tıklamayan varsa yandaki resim gibi olsun:))

bir boşluk hissiyle birlikte huzurun verdiği mutlu bir duygu salınımı içerisindeyim.tamam kendimi vere vere çalışmadım hatta sadece 3 gün asıldım derslere ama stresi ne biçim mahvediyormuş adamı.

hani bir deyim vardır ;burnundan kıl aldırmamak diye.aynen o durum bende zuhur etti hafta sonunda.esiyorum gürlüyorum,oto moka kızıyorum.ne şanslı kadınsam artık er kişim halden anlayan cinsinden çıktı da "tamam canım tamam hayatım sakin ol ben hallederim "nidalarıyla coşkunluğumun önüne doğal setler çekti.beni dizginleme gayretine girdi.

ee kolay mı düşünün tam derse adapte olmuşsunuz 42 dk. dır pc nin başında çıkmış testleri yutup sindirme gayret ve kuvvetine malik olmuşsunuz.hoop "annesii kızın kaka yaptıı" müjdesiyle müjdeleniyorsunuz.onu halledip tekrar kaldığınız yerden devam etme isteğiyle yanarken oğlunuz bu kez kontak attırıyor;
"anne biliyor musun sen zaten hep bilgisayarı benden çalıyorsun,öyle çok seviyorsun ki bu aleti bazen babamdan benden hatta ayşe ezgiden bile daha çok sevdiğini düşünüyorum.off bıktım anne senden,Allahım şu anneme nolur bir şey yap da bıraksın bilgisayarımı" demesin mi.
sinirlenmemek için 10'a kadar say mı diyorlardı?iyi de benim vaktim yok:)2 soru okusam kardır .bir şekilde kovuyorum  oğlanı.yığınla tehdit savuruyor.ya sabır çekiyorum ,çekiyorum,çekiyorum.gitmiyor.terlik,kalem,şapka etrafımda ne varsa fırlatıyorum.nihayet kaçıyor:)

azimle inançla oradan oraya geçmiş yıl sorularına bakıyorum,özetler bulup yazıcıdan çıktı alma telaşına giriyorum.yazıcının takır tukur eden sesine ayşem geliyor.

adamlık bir zemin bulamadığımızdan yere koyduğumuz bu renkli ve pek hareketli aleti kurcalama hevesinde.el,göz,bacak koordinasyonuyla onu saf dışı bırakıyorum.koca kişisine iyisinden bir zılgıt çekiyor ,kızı postalıyorum.lakin ağlama sesleri başlıyor bu kez.azimle susmayan,karnı acıkan uykusu gelen bir bebek nihayetinde.el mahkum kalkıp onunla ilgileniyorum.yemesiydi uykusuydu derken içeriden gelen bir bağırtıyla kızın bütün düzeni alt üst hale geliyor.baba-oğul sinir savaşına girmişler.üst kat komşumuzun oğluyla takılmak istemiş bizimki ama gezmeye gidiyorlarmış.bu da gitseymiş onlarla.bizimle sınava gitmekten nefret ediyormuş muş muş.
"öfff sus oğlum ya susta kızı uyutayım,dersime bakayım.nolursun nolursuun"şeklinde bir yalvarma moduna giriyorum.
"offf offf"nidasıyla tamam anne cevabına ulaşıyorum.

kız uyudu hadi ders diyorum.10-15 dk .fazla değil ayşe ezgi ağlıyor."babasııı kzıına baak"diyerek dersime odaklanmaya çalışıyorum.derse değil dersi çalışmaya odaklanmaya çalışmak gibi garip bir fiile yoğunlaştığımı farkediyorum.ağlamak geliyor içimden ama vaktim yok.yutkun geç diyorum.başıma ağrılar giriyor,kız öğle uykusu ritüelini inada uygulamıyor,1 yaşına girme münasebetiyle cuma günü yapılan aşısı dengesini altüst etmiş belli. üstüne bir de kusuyor.evet evet kusuyor."içine ederim bu derslerin ,kalırsam kalayım "diyor masadan kalkıyorum.

gece sessiz ve sakin.ama yanıltıcı.sakinliğini sadece yarım saat içinde kriz ortamına dönüştürme yeteneği hep bu gecelerin işi.cuma ve cumartesi gecesi kızla ilgilenme görevini üstlenen koncam muvaffak olamıyor.kız nazlı çünkü aşılı:(belki 10-15 kez yerimden kalkarak kıza bakıyor derse dönüyorum.kafam kazan .saat gecenin 3.30'u.yine bir lanet nefret döngüsüyle,çalışamadığım dersleri tarihe gömüyorum.

upuykusuz bedenlerle ,anasının dinine,kör itin öldüğü yere verdikleri okulu bulmaya gidiyoruz .50 kişiden 100 farklı yol tarifi alarak sınava ucu ucuna yetişiyoruz.gariptir bunu 2 sınav gününde de tekrar ediyoruz.iki sinir küpü ,bir bebek,asla yanımızda gelmek istemeyen beş karış surat oğluşla sınavlara giriyoruz çıkıyoruz,giriyoruz çıkıyoruz.nasıl olduğunu benim de anlamadığım bir verimlilikle sınavlarımın üstesinden geliyorum.

ve tuhaftır maaile başardığımız için diyorum ki ;yaşasın 3. sınıfa geçiyoruz:=))))))



28 Mayıs 2011 Cumartesi

fena halde ders çalışıyorum

fena derken günlerdir değil.aklım geç geldi canım hiç istemedi.öööff ya dedim durdum hevesimin gelmesini bekledim.baktım o da gelmedi.ee bari ben huzuruna gideyim dedim.hevesim kaçtı gitti:))


zorlaya zorlaya test çözüyorum.ıkına sıkına kitap karıştırıyorum.sonumu hiç iyi görmüyorum.hayırlara çıksa bari halim.



2 gün boyunca sınav var.öff püff.sık dişini güzelim diye diye kendi gazımı kendim vererek gidiyorum.haydi bre bismillah.

26 Mayıs 2011 Perşembe

HEPPİ BÖRTDEY HEPPİ BÖRTDEY HEPPİ BÖRTDEY TU YUUUUU

minik kuşum,son aşkım,biricik kızım annesinin herbir şeyi geçen yıl bugün 9.30 da hayata merhaba dedi.o günden beri evet hayatım daha zor ,daha karışık daha yorucu ama asla olmadığı zamanlar gibi sıkıcı değil.


hayatımıza iyi ki geldin nur tanem.hoş geldin sefalar getirdin.


yüreğimden süzülen
tüm sevgileri versem
sana elimdeki kalemle
tertemiz bir kader çizsem

dünyanın tüm iyilerini
toplayıp önüne sersem
gözyaşlarından arınmış
huzurlu bir hayat versem

her yeni yaş aldığında
kalbin mutlulukla taşsa
yalan riya görmeden
kocaman bir ömrün olsa

bir tek isteğim var senden
kendin olmaktan vazgeçme
sen hep dik durdukça bil ki
ardında  olacak bu anne.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

bulaşık makinesi,mim,oyuncak trompet

biliyorum aklı evvel bir başlık oldu bu.hatta deseniz ki bu kelime öbeklerinin herbirini al ,bir cümle oluştur.anlamlı tek bir cümle kuramam itirafımdır:)lakin ben bu kelime öbeciklerimle öyle bir yazı yazarım ki seyrine doyum olmaz:)yani o kadar muhteris,o kadar muktedir o kadar mahirimdir:)artık açar açar bakarsınız gugılda m'li sözcüklerimin manalarını:))

Bulaşık Makinesi;zavallı emektarım,15 yıllık yakın dostum,yediğim her lokmayı bilen ,yıllar geçtikçe bardaklarımı matlaştırıp mahveden,en reklamlı tabletlerden aldığım halde kirlileri 90 dk.nın sonunda yarı kirli halde veren caaanım sağ kolum.dün itibariyle kendisini ebedi yolculuğuna uğurladık:)

üzgün ve kırgınım aslında.yenisi gelene dek muhteşem pürüzlük ve narinlikteki?! ellerim sıcak sudan sıcak suya girecek aloe vera katkılı sıvı deterjanımla ölçüsüz bir aşka bürünecek.şimdi klavye tutan eller akşama kirli tabak tutacak.bu bana reva mı a dostlar sorarım size:)))

neyse uzatmayayım ,bana acilinden bir bulaşık makinesi lazım.bunu buraya taşıdım çünkü baktım son bir haftada 1000 küsur insan bloguma göz gezdirmiş.onca insana sormadan makine almak az saflık olur gibi geldi bana.sıkı tutunun sor soru soruyoruuuum:))ben hangi marka nemenem bir aygıt alayım?nereden alayım?kaç programlı,A mı A+ mı ,15-20 dk da şak diye yıkayanından mı  olmalı kafam karışık.olur ya yakın zamanda aldıysanız memnunsanız ,yazıverin şu garibin yorum bölümüne.veya alan ,memnun kalan birini tanırsanız onu da yazın.yok almadım ama alasım var şunlar ilgimi çekiyor diyorsanız o da kabulüm,yeter ki bulaşık makinesi eksilmesin mutfağımdan:))

minicik not;blog sahibi değilseniz Adsız yazan bölümü tıklayarak yorum bırakabilirsiniz.yazınızın en sonuna adınızı da iliştirin olur mu.

mim;benim huyum mu oldu bu nedir yeni bir mim çıkıyor neredeyse kökü kuruyacak o vakit yazmak aklıma düşüyor.işte o mimciler ;sezobigo, efenin annesi ,şerife , ülkü ve işte tüm soruların yanıtları:)

Blog yazma yeriniz neresi?
/şimdilik evim,1 ay sonra iş yerimden yazarım artık.

En iyi ,en rahat nereden yazıyorsunuz?
/oğlumun odasından. rahat mahat olmasa da türlü taciz ve tehditlerine maruz kalsam da işte resimdeki yer,blog yazmak için konuşlandığım yer:)

Kimlerin haberi var? İş yerinde veya evde ya da başka nerede yazıyorsunuz kim biliyor o çevreden? 
/eşim,oğlum,çok yakın çok sevdiğim kişiler biliyor blogumu.duygu olarak uzak olduklarıma ya da okuduklarında sadece eleştiride bulunacak kişilere bahsetmedim bile.ilginç de bir durum var belirtmem lazım.çoğu hatun blog yazdıklarını eşlerinin bilmesinden ve okumasından şikayet eder.bizde ise oku dediğim halde okumayan bir koca kişisi durumu mevcut.her şeyimiz ters olacak ya illa.bu huyu da böyle işte:)) 

En sevdiğiniz 3 görsel;gül resimleri,bebek resimleri ve kendi genç kızlık resimlerim(ay çok mu megalomanik oldu:))

En Sevdiğin 3 Ses;kulaklığımı takıp son ses dinlediğim müziğin sesi,sabah ezanı ve ezandan sonraki kuş cıvıltıları.

En sevdiğin 3 koku;tarçın kokusu,oğlumla kızımın ensesindeki koku ve gül kokusunu çok severim hastasıyım hatta.

En Sevdiğin 3 His;beni çok küçüklüğüme götüren tadlar çıkıyor bazen karşıma.saçma ama shcweppes mandalinayı her içişimde beni çok etkiliyor:)ayrılıklardan sonra vuslat anı olur ya o işte.otogarda beklersin ,havaalanında beklersin gelir veya dönmüşsündür sarılırsın filan o anlar çok sarsar beni.bir de salıncağa binmek.nerede nasıl olursa olsun farketmez.koncam yazları babaevine her gidişte bahçeye kurar salıncağı maksat yeğen torun torba eğlensin .onlar uyurken sıra bana gelir bayılırım bayılırım hem nasıl:))

veee son mim sorusu ve bu daha güncel sanki diğerlerinden;

Eğer Bir Zaman Tüneli Olsaydı Geçmişten Ya da Gelecekten Hangi Zamana Gitmeyi, Kimi, Hangi Olayı Görmeyi İsterdiniz ?

hımm zor bir soru aslında paldır küldür nasıl cevap vermeli?ben galiba halide edip adıvar gibi bir kadın olmak isterdim ya da tam da mime göre söylersek o olmak isterdim evet itiraf ediyorum:))zamanın o çetin o zorlu şartlarında bir Aydın Türk Kadını çıktı kitleleri sultanahmete topladı,kurtuluş savaşına önderlik edenlerden oldu.ne büyük iş ne büyük bir özgüven.hem edebi yönü müthiş kuvvetli hem hitabı güçlü. o kadın  ne vakit düşünsem etkiler beni.o meydanda olup halkı coşkuya sürükleyen olmak ve o coşkuyla bu yurdun kurtuluşuna bir nebze olsun katkıda bulunmak isterdim.artık biz önümüze bakalım değil mi.eski harmanları savurmanın ne alemi var şimdi:))

oyuncak trompet;işte geldik yazının zırt ettiği yere,zurna mıydı o yoksa:))zurna da değil yazı da oyuncak bir trompet zırtlayan.şimdi üzerine uzunca yazarım lakin videonun keyfi kaçar.en iyisi mi buyurun seyr-i temaşaya efendiimm:))))

video

21 Mayıs 2011 Cumartesi

cumartesi gel-gitleri 3

oğlum adımla soyadımızı tespihle şekle dönüştürmüş,bilin bakalım benim adım neee:))
***yine geldiler.ay evet farkındayım hiç gitmiyorlar ki benden:)eleştirmeden duramam yazmadan nefes alamam.gördüm,yaşadım,yazdım demeliyim.bu blog ne için var sahi.dök içini dökebildiğin kadar.ay böyle bir şiir mi vardı?gugılladım yanından teğet geçiyor ancak şiirin;aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun...muş:))olsun be sizi mi kırıcam:)


***çıt çıt çedene çekirdek ailemle yine bir avm gezentisinde seyri temaşa ettik.malum üzere kız artık pusetinde durmuyor.2 yaşında çocuğu gezdirir gibi ,yürüdük habire .bir parmağımızı tuta tuta resmen tur attı koca avm'de:)dönen bir bakıyor dayanamıyor bir daha bakıyor.kısacık da bir etek altında ,pıtır pıtır gezenti.iyi ki doğurmuşum kız senin anan ölür ölür sana diye diye öptüm,sevdim.


***acıktık oturduk bir şeyler yiyelim dedik.eşim aldı getirdi masaya.lakin kız acıktı.yanımda kavanoz maması ,önlüğü,kaşığı,ıslak mendili,suyu ne varsa masaya yaydım.bak şu ışık,bak bu abi diye diye yediriyorum.eşim dayanamadı,vicdan yaptı garibim.ben kızı ,o beni doyurmaya girişmesin mi.küçük küçük kesip lokmaları çatalla ağzıma veriyor.ay dur filan derken"aç mı kalacaksın hem soğur tadı kaçar ,ye sen "dedi.işte dedim işte konca farkı.ben bu adama yeniden aşık olmayayım da ne yapayım ayol.


***bir ara kızı emzirmek için bebek bakım odasına geçtim.bursa'yı bilenler korupark'ı da iyi bilirler.çok güzel ve ferahtır.resimleri için tık tık.temizliği de iyidir.bebek bakım odası da gayet düzgündü.bir anneyle rastlaştım.bebişi 4 aylıkmış.bizim kızı görünce "ne güzel siz büyütmüşsünüz" dedi."doğru ya" dedim "size şimdi günler nasıl da zor geçiyordur".hayli kilo kalmıştı üzerinde.sanırım çok öncesinden kilolu bir hatundu."öff ne stres yapar ,amma kafaya takar"diye düşüne düşüne çıktım. o da çıktı,kapıda eşi varmış.bir gülümseme aldı beni.adamcağız üflesen uçacak.nasıl zayıf nasıl.hay Allah ya dedim içimden:)biz kadınlar çenemiz bol ya mübarek eşime söylemeden duramadım.gayet normal buldu söylediğim şeyi.zaten ya kadın kilolu olurmuş,ya erkek göbekli.doğanın kanunu gibi bir şeymiş.ikisi de fit olan çok nadir çıkarmış zaten.pis pis yüzne baktığımı farkedince "hayatım biz ikimiz de fitiz "demez mi:)"nasıl oluyor o "dedim."ikimizin de kiloları aynı ya" demesin mi:)))"nasıl ya ??!!ama 10 cm fark var boylarımızda,dalga geçiyorsun,gıcıksın var yaaa"diyecektimm tuttum çenemi.az önce elleriyle karnımı doyurmuş adama zılgıt çekilmez aynı gün.hele bir kaç gün geçsin sonra:))


***dün çanta aldım .üç iyi sebebim var.indirimde,çapraz asma şansı var,içi bavul gibi tam bebekli anne işi.merak ederseniz ki biliyorum edersiniz:)şurada buldum resmini ama benim çanta sütlü kahverengi.yani linktekinden çok daha güzel.vero moda isimli bir mağaza var.carrefour avm'de de mağazasını gördüm.ilk kez bir şey alıyorum oradan.3 günlük indirim var dedi hatun.79 tl'lik çanta olmuş 39 tl:))baktım bu linkte de fiyatı 38 avro.doğru söylemiş yani eferim.hiç kaçırır mıyım.aynen reklamdaki gibi hadi hep bir ağızdan"ne akıllı kadınsın seeeeennn":))


***iki tane site adı veresim var.ben pek bir alakayla takip ediyorum belki benim gibi takip etmekten keyif alan çıkar.ilki http://senikesfettim.blogspot.com/ .bu blogun sahibesi kafasına göre alışveriş yapıp yeni denediği her tür malzemeyi "aa bak bu iyiymiş,yok ya bunu almayın derim"gibi yorumlarla tanıtıyor.reklam filan da hiç yapmıyor.ikinci blog ise şu http://www.ucukpembe.com/  .sık sık güncelleme yapmasa da ev dekorasyonları için çok hoş ikeasal  fikirleri var.sanırım iç mimar sahibesi.kendi bizzat bildik mağazalardan derleme mobilyalarla sıradan insanların hayat tarzlarına absürt gelmeyecek şirinlikte evler dekore ediyor.


***ve son olarak caanım bursa'yı yaşanmaz hale getiren trafiğine hiiç aldır etmeyen,nato mermer nato kafa zihniyetteki mevcut belediye başkanına iki çift söz söylemek istiyorum.evliya çelebi boşuna demiş velhasıl bursa sudan ibarettir diye.bizim başkana göre velhasıl bursa sadece futboldan ibaret.eskişehir'e imreniyorum,ankara'ya özeniyorum bursa'ya ifrit oluyorum artık.sanki istanbul metropolü mübarek.bundan önceki başkan rahmetli Hikmet Şahin o kadar çok kavşak ,o kadar yeni yol yapmıştı ki biz o vakitler off ya yine mi yol çalışması var diye diye söylenirdik.meğer ne hızlı ne ileri görüşlüymüş.o yolları da yapmamış olsaydı herhalde bisiklet tercih etmeyi başlardı bursa ahalisi.
sadece bursaspor peşinde koşan,onlara ilgi alaka da kusur etmeyen  başkanı kınım kınım kınıyor , sıradaki parçayı şahsına armağan ediyorum:))


18 Mayıs 2011 Çarşamba

Gülben Ergen ve düşündürdükleri

Kimi insanların hayatları gerçekten zordur.türlü çalkantıların içinden hep dimdik çıkmak zorunda kalırlar.sanki kaderleri hep bu savaşların galibiyetine bağlıdır.işte onlardan birisi Gülben.

Öyle şarkıcı ,oyuncu merakım yoktur aslında.tv’de yahut sokakta görsem mutlak bakmalıyım dediğim kimse hiç olmadı.peki neden bu yazının başlığı magazinel değeri son günlerde tavan yapmış birinin adı?çünkü o boşanmak üzere olan 3 çocuklu bir anne.

Sebepler şu veya bu .gerçeği sadece onlar biliyordur eminim.bizim duyduklarımızın hepsi laf salatası bence.”klasik erkek aldatmasının evsel izdüşümü”gibi bir kanı yaratılıyor medya denen canavarımsı çarkta.birkaç programda ısrarla ele alınması,aynı zamanda 3 çocuk babası olan bir adamın yerden yere vurulması ve yine o çocukların annesi olan kadının “ama o da şunu yapmalıydı, şöyle etmeliydi  ” denilerek adeta topa tutulması  irite etti beni.

Çok beğendiğim duayen bir tiyatro sanatçısı Ayla Algan konuştu dün.dinlerken ağzım açık kalakaldım.
”erkek için yemek yemek gibidir” dedi erkeksel aldatmanın tanımı için.
“karnı açtır doyurur kalkar gider .yediğini de unutur .önemsizdir onun için.ihtiyacını gidermiştir sadece”diye de ilave etti.
Sunucu doğru düzgün laf atamayan birisiydi zaten.ayla hatun coştu sunucu sustuJaklıma o an orada olmak ve ayla hatuna lafını yedirmek geldi .ona şunu demek isterdim.madem erkek için bir yemek faslı o zaman kadın için de brunch olmalı bu.evde zeytini ,peyniri hatta daha kaliteli malzemeden sucuğu salamı olduğu halde sırf temiz hava bol gıda?! almak için  upuzun bir Pazar kahvaltısı yapmak anlamına gelmeli.ee ne de olsa kadın milleti.kalite ister,tadı damağında kalsın ister,uzun sürsün ,pattadanak bitmesin ister,ertesi günlerde ,haftalarda hatta aylarda hem hatırlayıp hem tekrarlamak ister.haksız mıyımJ)

Ama gariptir bu toplum hatta ne bu toplumu dünya aynı düzene tabi olarak kadını kutsal,adamı iş gören?! olarak görmeye azimle devam ediyor .kıyamet kopana dek sürecek bu durum böyle biline.

Her evlilik nasıl ki milyarlarca insan varsa hayatta o kadar çeşitli ve farklı aslında.kimimiz gururu öne koyar asar keseriz kimimiz cebimde param olsun huzur beni bulsun deriz.kimimiz “elinin kiri “der görmezden geliriz kimimiz “gençliğimi çürütemem o herif için”der kapıyı çeker gideriz.velhasıl hiç kimseyi neye nasıl davrandığına dair yargılama hakkımız ve lüksümüz yok aslında.benim doğrumun milyonlarca insana uymayabileceği gibi evlilikten beklentimin birebir aynı olması da söz konusu olamaz. ibreyi kendi tarafıma çevirip baktığımda ise arsız bir gülüş alıyor beni. her ne kadar koca kişisine her tepemin tası attığında “karnımda beşizlerin bile olsa boşarım seni haberin olsun ” desem de ,aramızda kalsın bu hayatın yükünü 2 tane çocukla tek başıma sırtlanacak kadar enayi değilim ben aslında.




Gülben’in durumu öğrendiğimden beri içimi acıtıyor.ortada 3 küçük oğlan.ne yapar ne eder o çocuklarla.nihayetinde erkek bunlar.büyüdüklerinde analarına mı hak verecekler yoksa “senden nefret ediyoruz,bizi babamızdan uzak büyüttün” mü diyecekler bilinmez.anne Gülben’in işi çok ama çok zor.hem ünlü hem boşanmış bir anne olma yolunda. Allah bin kez yardımcısı olsun demekten başka aklıma hiçbir şey gelmiyor.

Aynı durumda veya bambaşka nedenlerle ayrılma eşiğine gelen güçlü,güzel ,kariyer sahibi kadınların sıradan kadınlardan çok daha fazla yalnız kaldıklarına eminim .GGK diye kısalttığım bu durum diğer kadınları korkutuyor çokça.çünkü o kadın hayata tutunmak için daha üretken daha saldırgan daha dişi ve daha dişli olmak zorunda kalacak.ve gariptir ki erkekler en çok da GGK’lı kadınları cazip buluyor ve bulacaklar.

Boşanma kadını yerle yeksan, erkeği azat edilmiş bekar bir adam konumuna taşıyor kim ne derse desin.evliliğin içindeki düğümü çözmeye çalışmak mı zor ,ayaklarının üzerinde çoluğu çocuğu kanatlarının altına alarak yürümek mi zor ?

Gurur perdesini yırtmadan ilerlemek mi doğrusu,kırıp dizini oturmak mı yerli yerinde, evli evinde? İşte doğru olan  şudur deyip kestirip atamıyor kimse.çünkü doğru olan herkesin beyninde bir yerlerde …

16 Mayıs 2011 Pazartesi

güneşi gördüm güneşi gördüüüümm:)



nihayet eve sızan güneş hüzmeleri ve çocuklarımın neşeli hali
 
filmden milmden bahsedecek değilim caanım mayıs gününde.ay nihayet bahar geldi yahut yaz mı demeli:)adı her neyse,güller gülistanlar açtı içimde.ben kendimi böylesi güneşe aşık bilmezdim.meğer ruhumun inatçı huzursuzluğu bir türlü terki diyar etmeyen bulutlar yüzündenmiş.



dişleri büyümüş de gülüşü değişirmiş
 
gökyüzü en yakışan maviliğinde,güneş bolca ama yakmıyor bedenimi.güneşin tüm güzelliği sarıp sarmalaması sadece.hani özlenen anne sıcağı gibi:(

illa dedim eşime illa bizi çayıra çimene götür.zaten elektrik voltajına tutulmuş santrifüjlü aletler gibiyim son 1 yıldır:)bakınız santrifüj:))

gittik.bursayı bilenler botanik parkı da bilirler.bilmeyenler meraktan ölürüz biz olmaz ki ama derlerse bu post resim dolu zaten.yok yetmez derseniz şurası işinizi çözer belki:)


arkada uludağ

yaylım yaylım yayıldık çayıra çimene.kızım derin uykulara geçti oğlum sinir katsayımızı fazlaca yükseltmeyecek bir sakinliğe erişti.huzur geldi,neşe geldi çıt çıt çedene ailemize:)


yeşil gibisi var mı be

elektrik atalım diye ayakkabı ,çorap ne varsa çıkardık:)

pazar günü de olsa erkence bir saatte 12 gibi evden çıkmanın akıllıca bir fikir olduğunu gördük.zira saat 15'ten sonra iğrenç ötesi bir kalabalık ve ses karmaşasına kavuşuyor güzelim park.gelenlerin öncelikli amacı kahvaltı yapmak çayırlar üzerinde.mangal yasak -ki yasak olmasa burası çoktaaan yanmış bitmiş kül olmuş inek nerede dağa kaçmış muhabbetine örnek teşkil ederdi-ve bu sayede oksijen soluduk içimize sadece.

çekirdek ailemin fertleri:)

her daim bagajda yere sermek için kilim tarzı şeylerimiz mevcuttur.bir koşu getirdi koncam.bulduk bir ağaç gölgesi.ohh.saatler ne güzel geçti.ehh gidelim artık dediğimizde saat 4'e yaklamıştı.


uyuyan güzel

mutlu çocuk

dün aynı zamanda eşimin doğum günüydü.bir fırsatını bulup çıkamadım ki alışverişe.ellerim bomboş sarıldım öptüm kutladım hayat arkadaşımı.40 oldu.ayy bir laf vardır ya hani,kırkından sonra azanı..diye gider:))yok yok kötü düşünmeyeyim ben:)


özene bezene çektiğim resim :((((



zoraki aldırdığım bir pasta ,gazoz vs.ile hazır fener de golleri takır takır dizmişken( değilim fenerli utanç içinde yüzen zavallı bir gsliyim ben ) mumları üfledi,küçük ayşe ezgim şaşkın şaşkın seyretti bizi.

az kaldı bebişim seninki de 26 mayısa inşallah.



14 Mayıs 2011 Cumartesi

cumartesi gel-gitleri 2

***minnoşumu ilk doğduğu aylarda oğlumdan kalan ve her yeri sapasağlam olan bebek arabasına koyup gezdiriyorduk.ne yalan söyleyeyim modelinin eski oluşu,her bir yerinin ayıcık resimleriyle süslü olması ve lacivert rengi hep rahatsız etti kafamı.yok dedim olmayacak böyle.illa yeni ve hoş bir arabası olsun kızımın.eşim duramadı çeneme ,aldık:)resmi yanda ,detayları işte burada 4 ay kullandığımız yeni arabamız.evet saltanat 4 ay sürdü.ne mi oldu.eşek sıpam içine koyduğumuz anda çığlığı basıyor.illa inecek iki ayağının üzerinde arzı endam edecek.artık vitrin camı mı olur yol üzerindeki bilumum heykel,ağaç,bank mı olur ne bulursa tutuna tutuna sıralayacak.saatte 0,3 km.yol katediyoruz sayesinde.eşimin yüzüne bakasım gelmiyor tabi."gittin aldırdın ya bana o zımbırtıyı ,hiçbir şey demiyorum daha sana" der gibi bakıyor çünkü:)

***günlerdir uyku sorunsalında kıvranan kızım bu gece uyudu.uyudu dediysem 3,5 saatte bir mırıldanma şeklinde.onu dahi duymamışım.çok bitkin ve gergindim.koncam uyutmuş 2 kez.ayrıca 2 kez de üstünü örtmüş.cuma ve c.tesi gecelerini en çok bu yüzden seviyorum artık.koca kişisiyle aynı odada uyumak paha biçilemez:)



büyümüş de kapı nöbeti tutarmış

***oğlumun okul başarısı özellikle yeni okula geçtiğinden beri daha da arttı.ben zaten ufacıkken dahi ondaki pırıltıyı görmüş,"çocuk dediğin zekayı anadan, boyu babadan alır"sözünün oğlumuzda aynen vuku bulduğunu cümle aleme söylemiştim:))bu özlü söz de neyin nesi diyenlere ilimsel ve bilimsel izahı için tık tık:))sınıf 1.ni geçmiş.hemen tüm yazılılardan 85 ve üzeri alıyor.(maşallah deyin yolmayım:))))okuldan gelir gelmez "anne tahmin et bugün şu yazılıdan kaç almışım"diyor.hevesli kerata.yine bir okul dönüşü aynı soruyu sordu.
"90 mı 100 mü kaç ?"dedim.
2 tane 100 almış."iyi güzel" dedim.mutfakta yemeğimi yapmaya devam ettim.
"annneee umurunda değil farkında mısın"demesin mi:)
"olur mu annecim ,çok seviniyorum böyle akıllı oluşuna"
"alıştınız tabi böyle olmasına notlarımın,sallamıyorsunuz beni"deyiverdi:)))kurduğu cümledeki kelimelere mi hayran olursuuun,anlam bütünlüğüne mii çözemedim yani.gülüştük,sarıldık ,koklaştık.eline en sevdiği şey olan ton balığını koyup,akşam yemeğin bu deyince nasıl bir sevinç çığlığı attı,şaşarsınız:)tüm yemeklere mesafeli ama balık görünce gözleri yuvalarından oynayan oğlum benim:)

***hani bekleriz ya hep ha yürüdü ha yürüyecek diye bebekleri.işte bizimki de 2 ayı geçkindir sıralıyordu.nihayet 2 hafta önce adımlarını kendi başına atmaya başlamıştı ki araya hastalığı girince durdu.ailece tekrar adım atsın diye yapmadığımız şebeklik kalmıyorken 2-3 gün önce emeklemeyi öğrendi:)))ya sıralıyor ya emekliyor.o geriledi biz gerildik.yürümekten vazgeçti sanki.halimizin tam tanımı ;millet gider aya ayşe gidemez yaya:))

***dün markette peynir seçiyorum,görevli kadın bir parça uzattı tatmam için.uzanıp alayım dedim bendeki elektrik kadını çarpıverdi.ikimiz de gülüştük."çok fazla elektrik yüklüsünüz" dedi.kızı gösterdim.sayesinde dedim.bilmem ki içinden ne geçirdi.inanmadı sanki."hani ufacık yavru ne kadar stres yaratır ki koca insanda,olsa olsa sevinç duygusu veriyordur"der gibi baktı.blogumun adresini verip tüm yazılarımı oku,o zaman halimi anlarsın diyesim geldi.saçma sapan düşüncelerden sıyrılıp peynirimi sepete attım,olay mahallinden uzaklaştım:)

***somon rengi ve pudra rengi modası aldı yürüdü.o renklerden bir bluz almazsam çok üzülürüm.iyi al o zaman diyorsunuz duyuyorum. iyi de denediğim her bir body,gömlek,bluz ve türevlerinin niye illa boyun bölgesi absürt derecede açık ???az eğilsem ful manzarayım hatta çoğunda eğilmeden zaten manzarayım:)ben bir omzumu açık bırakmak istemiyorum,giydiğim bir kıyafetin altına bir kat daha kıyafet giymek istemiyorum.hayır yani yazın ortasında iki kat giymemin ne alemi var.yeni modalar türeten sivri zekalara uyuz oluyorum.adam gibi klasik yakalı üstler satmayan mağazalara ifrit oluyorum.ve bu yüzden kaç aydır o renk bir baharlık-yazlık a-la-mı-yo-rummm:((

11 Mayıs 2011 Çarşamba

beni anlatan cümleler

sevgili özlem hoş bir konuyu mim dünyasına taşımış ve sormuştu "neden blog tutuyorsunuz,nasıl blogcu oldunuz"diye.

epey vakit geçti üzerinden evet:) 
"ohooo nerdesin kızım sen"
diyenleri duyuyorum,kafamı bozmayın tek ayak üzerinde dizerim sizi:)
hah şöyle hizaya gelin,okuyun yazımı papaz olmayalım:)

aslında şöyle afralı tafralı müthiş bir hikayem yok ama anlatacağım birkaç mevzu var elbette.çocukluğuma insek diyorum.ıııığğğ mı dediniz.tamam tamam o kadar kötü değil:)

ilkokul 5.sınıftaydım çok iyi anımsıyorum.ama konusunu hatırlamadığım bir kompozisyon yarışması açmışlardı okul çapında.öğretmenim "sen de gir sevgi hadi" demişti güzel bir okulda okudum.işte burası merak edenlere.ve ilkokul öğretmenim hala aynı okulda aynı yerinde.ellerinden öpüyorum Refiye hocam seni.öğrencin seni bulacakken sen buldun beni facebooklarda:)

mahallemizin okuluydu.öyle şimdiki muhallebi çocukları gibi 40 km ötemizdeki okula servisle filan gitmedik biz.tabanvay kullandık karda kışta.en iyi okul en yakın okul derdi bizimkiler vallahi de haklıymışlar.hele de ufacık bir çocukken zırt pırt hastalanma belasına ve bir yığın öğretmen zılgıtı dinlemeye annemler koşuverirdi okula hemen.yaramazdım hem nasıl.sınıf başkanıydım bir de.ne saçma değil mi:))elimdeki iktidarı orantısız güç kullanmaya harcıyordum.dövdüklerim sayemde mevki makam sahibi oldu,iyi mi:)))))

aaa konumuza dönersek ;o yarışmada 1.oldum ben.en güzel yazıyı ben döşemişim.ben ben hep beeenn.ahh.kör olasıca egom o günden beri şişim şişim şişik vaziyette.ortaokul ve lise çağlarımda da benzer sevinçler yaşadım.hemen her 23 nisan ,19 mayıs,29 ekim törenlerinde edebiyat hocalarının gözdesi,okulumun öznesiydim:))

fakülte kapısına dayanmak üzere olduğum o vakitler, adı ÖSS VE ÖYS olan sınavlara girmiş aldığım puanlar neticesinde tercih listemi dolduracakken bizimkilerin müdahalesiyle "asla yazmayacaksın"dediği Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü es geçmek zorunda kalmıştım.öğretmen olup o zamanlardaki sisteme göre doğuda ücra bir yerde görev almamı  istememişlerdi.oysa o bölüm beni ben yapan tüm yeteneklerimi  fazlasıyla gösterebileceğim ruhumun eş aynası bir tercih olabilirdi.eğer henüz 18 yaşındaysanız ve aileniz arkanızda durmuyorsa durdukları yöne kanalize olmak zorunda kalıyorsunuz.ahh isyankar ruhum o ara niye diretmediyse.basiretim bağlanmış işte:)

kaderin garip cilvesi pek de istemeden yazdığım istanbul üniversitesi iktisat fakültesine girer girmez deyim yerindeyse şıppadanak karşıma aynı okuldan edebiyat fakültesi türk dili-edebiyatı bölümünden birinin çıkmasıydı.çok pis aşık oldum:)o kaside okuyor ben vuruluyorum,o şiir döşüyor leyla oluyorum:)2 sene içinde bastım nikahı:)))kendisi eşim olur ve bir de edebiyat öğretmeni:)

yıllar geçtikçe ve eşimi yakinen takip ettikçe okuduğu bölümün epey zor,yaptığı mesleğin külfetli olduğunu gördüm.biraz soğudum açıkçası.16 yıllık hoca olmasına rağmen hala ders çalışıyor,sürekli literatür takip ediyor.

hem şahit olduklarım hem ruhumun içinden yükselen ses "sen daha başka bir dünyanın insanısın" dedi bana.insanları,onlarla yakın ilişkiler halinde olmayı,dertleşmeyi dert dinlemeyi,sormayı ,sorgulamayı daha bir seviyorum.sanırım tüm bunlar ve mesleğimin -muhasebe memurluğu-üzerime birkaç gömlek dar gelmesiyle giriştim sosyoloji yolculuğuma.

içimdeki yazma aşkı dinmedi tabi.minik öyküler,denemeler,özellikle şiirler hep oldu hayatımda.derleyip toplamadım.darmadağınıklar.belki bir gün kim bilir.

eşimle şairlik mevzusunda yarışırdık.dık diyorum evet.2 çocukla o ruhlar askıda kalıyor.bazen iki güzel söz etmeye mecalimiz dahi olmuyor.ne hayat beee:(

blog dünyasını keşfedince attım kendimi buralara.en iyisi hem içimi dökerim hem kelime ziyanından kurtulurum dedim.çok da iyi oldu.nasıl huzur buldum bilseniz.ayşe ezgim 6 aylıktı başladığımda 1 yaşına girmek üzere.yeniyim daha.yeni bile olsam yazdıkça hem içim ferahlıyor burada hem güzelleşiyor cümlelerim.daha iyi olacak biliyorum.tıpkı insanın okumadıkça körelmesi misali ,yazmadıkça yazabileceklerini de atıyorsun boşluğa.sonra topla toplayabilirsen.

yazı beni bırakmadıkça yazmaya,blogger kapanmadıkça buralarda olmaya devam edeceğim.ve kim bilir birgün hayal ettiğim üzere sosyolog kadrosuna geçip yahut felsefe grubu öğretmeni olup bu mevzular üzerine kitap bile çıkartırım.

ne dersiniz??

10 Mayıs 2011 Salı

gülelim istedim




nette gezinirken birkaç resim takıldı gözüme.güldüm hoşuma gitti pek çoğu.madem ben gülüyorum başkaları da gülsün,günleri neşelensin dedim.fena mı yaptım:))



                        ohh be nihayet yaz geldi de rahat rahat işimi görüyorum:))



                          terasta olsak güneşlenirdim anne,floresanla nereye kadar??




                           epeydir merak ediyordum,gördüm işte gördümmmm:)




                          biri bana çatal verecek mi artıııkkk,sinirleniyorum amaa




                                 anne kırmızı arabamı sen mi sakladın buraya??




                    tamam tamam bekleyin geliyorum son vidayı da sıkayım bitecek:)




                                                 savaş mı çıktı,ne bu yaaa




                        olamaaaz imdaat bu kadar çirkin bir kardeş istemiyorum beeenn





                              açın len number one fm i,tam moduma girmişimm




                size kardeş mardeş istemediğimi daha kaç kez söylemem lazım anneeee




                             şu kadının öpme şekli beni uyuz ediyor kardeşimmm




                                          annemiz bilgisayar manyağıı evet




                                  biz büyüdük,kadın huyundan vazgeçmedi,üfff




ve en güzel resim bana göre:)
                          emzirme reformu bilhassa bu çocuk için çok gerekliii:))))

8 Mayıs 2011 Pazar

günümüz münümüz kutlu olsun topyekün

oğlumun hedayesi,babası hediye bulamayınca bunu yaptı yavruss:)

ha haaaaayt.günmüş.anne günü.oldu canımmm.bula bula pazar gününü mü bulmuş bu gıcık atalar.çok kınadım çoook.caaanım cumartesinin dibine beton mu döktüler de ayaklanamıyor.öff ve de püff.

koca kişisi elde kumanda formula 1 zımbırtısında,oğluş ve de komşunun oğluşu aynı hizada boy boy dizildiler kanepeye.olmaz ki ama.cık cık.bugün benim günüüümm.

gerçi her ne kadar koncam sabah kahvaltısında yine her pazar ritüelinde olduğu üzere sucuklu tostumu ve portakal suyumu hazır ve naaazır ettiyse de,akşam yıkanmış tabağı çanağı makineden dolaplara düzgün tertip koyduysa da,kirli bilumum mutfak zımbırtısını boşalan makineye yerleştirdiyse de,sofrayı toplayıp üstüne kahvemizi yaptıysa da,bin zahmetle renkli ve beyazları ayırarak  zavallı işaret parmağımla düğmesine basıp çalıştırdığım çamaşır makinesini yıkama bitince boşaltıp,balkondaki iplere -önce silerek- astıysa da ı ıhhh benim günümde oturmuş formula 1 izlemesine kafayı takmış durumdayım:)))

dün aldılar beni carrefoura götürdüler baba-oğul. "hadi sen kendine bir hediye seç -al,biz alamadık beğenmezsin diye sana bıraktık "demesinler mi:)"afferimmm" dedim."altı üstü bir cıncık boncuk da mı bulamadınız hayret bir şey ha" diyerek çıkıştım tabi.bozum oldular.oh olsun:))hiçbir şey almadım.gözüme tıkınmalık numuneler takıldı sürekli .ben de gittim üzerinde "canım annem"yazan bir pasta aldım:)) kendi kendine gelin -güvey olmak bu oluyor işte:)pastayı alalı daha 24 saat olmadı ama merak etmeyin ben bozulmadan tüketirim garibanı:)

off off diyeceğim o ki hayat pek zor.hele böyle bir koca kişisiyle daha bir zor üüüfff:)

7 Mayıs 2011 Cumartesi

seni sevemiyorum anne

bir anneler günü daha geldi çattı.içimde ne patlayan bir şimşek ne çocuksu bir heyecan var.içimden sana hediye almak gelmediği gibi cebimi alıp "anne"demek bile zul geliyor son zamanlarda.

çok kırgınım,çok küskünüm sana anne.yıllardır birike birike tortulaşan ızdırap verici söz ve hallerin artık ruhumu eziyor beni yaşlandırıyor."annen o senin,seveceksin arayacaksın her daim"laflarına sürekli hedef olduğum zamanlarda hep kursağımda acı duyuyor ,anlatmak haykırmak istiyor ama yutkunuyorum anne.

saksıda tek kökü olan bir çiçek gibi,kavanozda minicik bir balık gibi yapayalnız,insansız,kardeşsiz ,akrabasız büyüttüğün bu çocuk ,içine attığı sıkıntıların ne denli büyüdüğünü şimdi anlıyor anne.

çalışan anne olmana hiç sözüm olmazdı lakin her akşam babamdan sonra eve dönmenden,gelir gelmez mutfağa girişmenden ve kahrolası ev işlerini gece neredeyse yatana dek sürdürmenden bıkmıştım anne.hiçbir haftasonunda sadece beni alıp yanına ne bir sinemaya ne bir etkinliğe götürmeyişini sadece ve sadece evi temizlemeye saatlerini harcadığını gözlerimin önünden silemiyorum anne.

büyürken yaşadığım ergen bunalımlarımı anlamamakta ısrar edip her yıl teşekkür alan kızının sadece 1 kez bütünlemeye kalmasını gurur meselesi yapışını ve beni cümle aleme rezil edişini hiç unutmadım anne.okul başarılarımla övünmen gereken onca yılı hiçe sayıp 8 yaşımdan tam 18 yaşıma dek komşu kızıyla sürekli kıyas yapmanı,her veli toplantısına illa babamı da götürüp dönüşte ondan bin ton azar işitmemi sağladığını da hatırlıyorum anne.benim üniversite sınavını tek girişte kazandığım sene o kızın açıkta kalmasına şaşırıp o günden sonra kıyas belasını üzerimden çektiğini ama asla geçmiş o bunaltıcı sorgulayıcı yıllar için bir özür dahi dilemeyişini keşke hafızamdan kazıyabilseydim anne.

babamla öteden beri süren türlü kavgalarınızın ortasında çocukluğumun genç kızlığımın bir bozuk para gibi harcandığını görmezden gelişini hiç anlayamamıştım anne.henüz 20 yaşında,fakülte 3. sınıfta evlilik kararı alıp adeta kaçış yoluna girdiğimde benim "aptal bir aşık" olduğum fikrine kapılmıştın .oysa öyle çok yanılmıştın ki.ben sizden,senden ve senin umursamaz tavırlarından yorulmuştum anne.

yıllardır içinde büyüttüğün kızgınlık ve kinle eşimi de sevemedin farkındayım anne.ve hatta oğlumu ve kızımı da.ilk gebeliğimde düşük yapmıştım da neredeyse sevinmiş ve "iyisindir heralde eşin bakar sana"diyerek kapımı dahi açmamıştın anne.oğlumun doğumunda 36 saat boyunca sancı çekerken ben ,sen giydiğin boğazlı kazak yüzünden neredeyse ağlamaklı olmuştun biliyor musun anne.sancı sürem bunca uzun sürdü diye sinirlerin alt üst olmuş,"bir daha ki doğuma beni asla çağırma" demiştin hiç unutmadım anne.başkalarını aradım fakat herkesin kendince öyle çok derdi vardı ki tek boş olan sendin ve mecburen kızımda seni çağırdım anne.sadece 24 saat kaldığım hastane odasında ,üstelik te sezaryenle doğum yapalı sadece 3-4 saat olmuşken  sıkılıp babamla gezmeye giden 2 saat sonra ancak dönebilen yine sendin anne.

oğlumun doğumgününe zoraki gelen ,kızım ateşler içinde ağlarken "az susun anlamıyorum"diyerek fatmagülün suçu ne dizisinin sesine kitlenen senken oysa asıl benim suçum ne diyerek  gece sabaha dek ağlayan bendim anne.

yine çaresiz kaldım yine seni aradım 1 hafta önce.tüm lanetler üzerime olsun dedim o konuşmadan sonra.içimi öyle bir yaktı ki dediklerin okyanus suları dahi şifa etmez bedenime.
"belimdeki fıtık müzmin bir hal aldı,fizik tedavi görmezsem ameliyat olmak zorunda kalacakmışım,anne 15-20 gün gelip kızıma baksan ,ben de her gün 45 dk. tedavime gitsem"
demiştim sadece.telefonu açar açmaz söylediğin "günüm var,hazırlık yapıyorum şimdi" söylemin olmasa bu kadar rahat demezdim elbet hali pür melalimi.
"allah kurtarsın kızım,gidin bi kaplıcaya sıcak su iyi gelir belki.hem ben gelemem elimin ağrısı belimdeki ağrı çok fenayım.zaten senin kız da huysuz hiç durmuyor bende"deyiverdin hiç duraksamadan.
aldım ya cevabımı oh olsundu bana.yüzünü doğduğundan beri 2.kez gördüğü bir insanın kucağına üstelik bademcik iltihabı geçiriyor haldeyken bir yavrucak nasıl giderdi ki zaten.babasına dahi zor tahammül ederken.

tüm bu yazdıklarımın çok daha fazlası da içimde kalsın anne.kırık dökük bir kalple sana nasıl "anneler günün kutlu olsun"diyeceğim  bilemiyorum .boynumu bükük bırakan,içimi sızım sızım sızlatan sadece 1,5 saat ötemdeki insan; aslında bu güne hiç de ihtiyacın yok senin  ve ben bunun geç de olsa farkına vardım anne:(

5 Mayıs 2011 Perşembe

anne dediğin nasıl bir şeydir??

fikri blogcu annenin şu yazısından çaldım,sonra bana yok düşünce hırsızı yok fikriyat arsızı diye lakap takmayın:)

aslında oradaki foruma da yazdım bir iki cümle ama bu mevzu üzerine uzunca bir yazı döşeyesim geldi.niye nerden esti şimdi,kafan mı iyi derseniz ohoo kafam nasıl iyi bir bilseniz derim:))
dün gece ateşlenen üst resimdeki kuzu beni anneliğimin zirvelerinde süründürdü.gece güne sardı,karman çorman bir ruh haline attı beni.

efenim anne denen mefhum yaşayarak ve hissederek aynen de şöyle bir şeydir hatta bir şeylerdir kısaca;

*gecenin 12si olmuş hala gözleri patlak patlak size bakan yavrunuza;aman da aman uyumazsa uyumasın ,olsun sevsin annesi edalarıyla kendi gönlünü yine kendi avutan kişidir anne,

*zor zahmet yarı emzirme yarı sallama tekniğiyle(ben buldum bu tekniği kimse atlamasın üstüne yolarım)uykuya gark olan bebişini yatağına tam bıraktığı sırada uyanıp ağlamasıyla "ya sabır ya selamet"çeken bir kuldur anne,

*bir kez daha Allahtan aldığı gayret ,kuvvet,sabır ve bilumum manevi hissiyatla tam donanımlı anne moduna geçerek yavrusunu uykuya sevk edebilen üstün insandır anne,

*hazır kızım da uyumuşken şöööyle bir gönlümce face,twitter,blog harmanı yapayım diyerek PCye çöreklenen lakin uykunun ağırlığından o saatte istediği kalitede verim asla alınamayacak olan perişan kişidir anne,

*yatağına uzanıp uykuya kavuşmuşken takriben 10-15 dk sonrasında bir ağlamayla bebişin yatağına koşan gece nöbetçisidir anne,

*ateşler içindeki yavrusunu ağlamaklı bir halde kucağına alıp acaba dişten mi,yoksa üşüttü mü ,abisi çaktırmadan soğuk su mu verdi ya da üstünü açtı ya dün gece ondan oldu kesin diye diye gece yarısı tüm ihtimalleri kurcalayan ajandır anne,

*türlü yöntemler deneyip uyutamadığı yavrusunu en son ayağında sallarken uyutan ama bunun farkına bile varmadan yatakta oturur pozisyonda 1,5 saat uyuyakalan zavallı insan kişisidir anne,

*bir ağlamayla kendine geliverip bebişin ateşli halinin devam ettiğini görüp üzüntüyle dem olan merhametli insandır anne,

*tüm gece boyunca hemen tüm saatleri takip eden ,ateş düşürücü şuruptan gayri bir umudu olmayan ,bırakın ayakta durmayı yatakta dahi zor duran yorulmuş kişidir anne,

*saat 05.20 sularında "gayri dayanamam"türküsünü diline dolamak üzereyken bir de bebişin kusmasıyla hercümerç olan biridir anne,

baba mı ??sahi o nerede:)))

*aylardır rahat uyuyamadığı için salonda yatan ve uyku mahmurluğunda yakalanan koca kişisinin yanına sinirsel yıpranmışlıkla dalıveren  kadındır anne,

*bir kaç hoplama zıplama merasimi neticesinde "al bak uykusu geldi,götür uyut şimdi"diyen er kişisine az nefret bol cinayet güdüsüyle" peki" diyen kişidir anne,

*türlü türlü denemelerle uyutamadığı yavrusuyla bari sinirlerim laçka olmadan PC açayım diyerek facebooka gömülen,bu sırada oğluşunun uyanmasıyla mukabil "karnım aç benim" nidalarını işiten gariban insandır anne,

*kızın huysuzluk oranının artışına mukabil uyutma çabalarına girişen ve uyutan evet evet derin mi derin uyutan bu esnada kendisi de uyumak ama nasıl var ya deli gibi uyumak isteyen sürünen zavallıdır anne,



*lakin oğluşunun kahvaltısını hazır etmeden uyursa sonucu nereye varır düşüncesiyle sarsılıp silkinip doooğru mutfağa geçen pejmürde kadındır anne,

*ve nihayetinde oğluşu yalvar yakar ikna edip PC yi alabilen,ahanda bu upuuuzuun yazıyı buraya döşeyiveren Muzaffer Türk Kadınıdır Anne:))))))))))

not;bu yazıyı sonuna kadar okuyan varsa kocaman bir helal olsun diyorum :))

3 Mayıs 2011 Salı

insan hayal ettiği müddetçe yaşar


bazen kuş olup uçasım geliyor.mavi masmavi ve alabildiğine güneşli yerlere doğru.sadece sessizliğin yalınkat yalnızlığı.bir o kadar hür ruhum,bir o kadar huzur tarlası.




hani yaz akşamlarının gün batımı kızıllığı nasıl tatlı bir duygu verir ya insana ,işte o duyguyu çekmek istiyorum içime.ama kimseler olmadan.alabildiğine ıssızlıkta.



akşamdan sabaha uzanan derin bir uykudan sonra şöyle kıyıdan kıyıdan gitsem .dalga sesleri beni mest etse.


mesela bir ada olsa gittiğim yer.eskimiş tarihe ayna tutmuş binlerce kapıdan birine rastlasam.çiçek kokularını içime çeke çeke yürüsem gitsem önünden.


ancak kraliçelere nazır vehazır duran bembeyaz faytonuma binsem.gezinsem gezinsemmm.



köşküme gitsem:)ohhh kurulsam keyfimce.gün batımına doğru demlense çayım.



sessizlik sadece sessizlik olsa.olabilse.



son bir uykudan sonra özlediğimi çok özlediğimi farketsem.kalbim hızlansa dönüşe doğru.yola koyulsam.



asıl huzura dönsem.kargaşamın huzuruna.daraltılarımın sükununa.nereye gidersem gideyim içimden bir türlü çıkaramadıklarıma kavuşuversem.


kavuşmak istediğim tablo bu muydu:))yok hiç sanmıyorum:)



eveet işte bu:)ya sizce???


***başlıktaki cümle
yahya kemal beyatlı'nın deniz türküsü şiirinden alıntıdır.tamamını okumak isteyenler tık tık.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...