19 Nisan 2012 Perşembe

Evlilikte Huzur:)

"Arkadaşları, yeni evli gence, bir çay sohbetinde: “Sen evleneli neredeyse bir sene oldu, 


ama maşallah sizin evden çıt çıkmıyor, siz hiç tartışmaz mısınız?” diye sorarlar.

“Hayır” diye cevaplar yeni evli genç ve ilave eder: “Akşam işten geldiğimde, kapı açılınca 



hanıma şöyle bir bakarım. Eğer hanım, eteğinin ucunu belinde topladıysa bilirim ki hanımın 


günü iyi geç......memiş ve havası yerinde değil. Hiç ekmek, yemek sormadan usulca 


mutfağa süzülür, aceleyle birkaç lokma atıştırır ve ortalıktan toz olurum. Olur ya bazen de 


benim asabım bozuk olur. O zaman fesin püskülünü her zamankinin aksine soldan sarkıtırım. 


O da bunu görür, asabi olduğumu anlar ve hiç sesini çıkarmaz, hemen yemeğimi, çayımı 


hazır eder. Etrafımda pervane gibi döner. Bu nedenle biz hiç kavga etmeyiz.”


Dinleyenlerden biri: “Peki birader, kapı açıldı, yenge eteğin ucunu belinde toplamış, sen de 



fesin püskülünü soldan sarkıtmışsın. İki taraf da asabi, o zaman ne olacak?” diye sormuş.

Ötekiler de “Hah! Şimdi ne olacak?” demiş.

Genç gülümsemiş. “Bundan kolay ne var, fesin püskülünü hafif bir fiskeyle soldan sağa 



atarım” demiş."




:)))))fesinin püskülünü her daim soldan sağa atacak er kişiler başımızın tacıdır biline:))) 

18 Nisan 2012 Çarşamba

öylesine


ben düzgün ve kolay cümleler yazan insanlara hayranım.kendimle hesaplaşırken çokça yaptığım ama yazıya her dokunuşumda ağdalı ve ağlamaklı cümleleri sahiplenmeyi sevdiğim bir yapım var.

üzerimde kaldıramadığım hüzün bulutu ve inadına yaşama arzusu!bir yanımın çocuk olmaktan kurtulamayışı diğer yanımın hep sorumluluk altında ezilen yıpranmış hali.17 yaşımın en güzel yaş olduğu kanaatine hasılım artık.öss belasını hayatımın en büyük derdi saydığım kendi çapımda aşık maşuk olup dünyaya küstüğüm yıllarım nerelerdesiniz:(

"çoluklu çocuklu kadınsın" lafı gün be gün koyar oldu nedense.ağır bu çok ağır.ben hala küçük bir kız çocuğuyum oysa.sevilmeye hem de deliler gibi sevilmeye ihtiyacım var.en çok ama en çok da şımartılmaya.veren değil alan olmak, özleyen değil özlenen olmak,ardından gözyaşı dökülen olmak rüyalarda mı sahi:(

dokunursanız ağlayacağım,
ağlarken gözlerim değil
duygularım fırlayacak yerinden.
dokunursanız
benim içimden
başka bir ben çıkacak.
korkuyorum
sahiden korkuyorum
gelecek günlerden:(((

3 Nisan 2012 Salı

hislenme:(

kalbimin kırıklarını aldırmak istiyorum.öylece sessiz dupduru bir denize bakarken geçmişin acı veren yüzleşmelerini oltamla suya salmak istiyorum.biliyorum acılar büyütür insanı ,kalp yoran kafa yoran acılar.ben büyümek istemiyorum.ben aslında büyümek istemiyordum.


hani bir yol görür de koşmak istersin ya ışığına o yolu bulup sadece koşmaya verebilmek ruhumu.ayaklarımla son hızda atan kalbimle değil içimdeki küçük kızın coşkun ruhuyla koşmak diyorum.hiçbir şey içimi kanatlandırmıyor ne vakittir.sevdalı sözlere bile aldırışım yok artık.nicedir şiir okumuyorum.anlamını bilmediğim şarkıları kulağıma değmeden dinliyorum.


kaygılar duyardım bir zamanlar.çocuksu ürkek kaygılar.sanrılar biçimlemeler zannetmeler içinde giden basit hayatım.umut etmekten vazgeçtim nicedir.ne umut ettiysem kanatlarımı kırdılar.bir gönlüme söz geçiremedim deli fişek.gönlüm durulmadı örselense bile.hep kızgın bir duruşum hep sorgulayışlarım oldu.ama çokça yutkundum işte.


boş boş bakınırken yarı mavi göğe hala beynimin kıvıl kıvıl yandığı hissindeyim.boşluk hissi bu.bomboşluk.nedenlerim nerelerdeyim boşluğu.cevabını bilmek istemediğim aptalca sorgulayıp içimde bastırdıklarımla yaşamanın garip ikilemindeyim.kederliyim ama yaslı değilim.sevdalıyım ama aşık değilim.yorgunum ama bitik değilim.


kafamı kaldırdığım anda yok saydığım umudu yeniden yeşerten iki yüzün seyrindeyim.o iki yüzün sevdasıyla hayata "aman beeeee" diyecek güçlerin sahibiyim.şükür ki kendimden vazgeçemeyeceğimi inatla ve sükunla aşılayan çocuklarımın annesiyim.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...