23 Aralık 2011 Cuma

Bursa Helvası nam-ı diğer Süt Helvası

blog kardeşliği dedik sarım gülüm kuzu sarması olduk.oradan mim buradan soru yağmuru derken iş Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği olayına katmışlar beni,bir çoğunuza olduğu gibi.halbüse ben kendi kendime bağıran böğüren bir anne blogçuyum.ne anlarım yeme içme tarifi vermekten.kasıldım netekim.karnıma ağrılar girdi.

malum ben Bursada yaşıyorum.bu şehrin tüm medyatik tatlarının ötesinde bir tat var ki ben en çok ona vurgunum.kestane şekeriymiş,şeftaliymiş gözümde ondan daha düşük seviyededir.bu tat bursa helvası olarak da anılan Süt Helvası.

malzemeler az,her evde bulunur cinsten.ilk bakışta kazandibi yahut yalancı tavuk göğsü yav bu desenize değil .hatta hiç ilgisi bile yok tadına bakınca.deneyin,bakın derim nacizane.

Malzemeler
* 200 gram tereyağı(margarin kullanmayın )
* 2 su bardağı un
* 6 su bardağı süt(1 paket 1 litrelik süt + 1 bardak süt daha)
* 3 su bardağı şeker
* 1 paket vanilya
* üzerine serpip süslemek için iri kıyılmış fındık


ben resimler üzerinden anlatma yoluna gideceğim.hem daha anlaşılır olur ,hem çektiğim onca resim boşa gitmez di mi ya:)


orta boy bir tencereye sütün ve şekerin tamamı boşaltılır.orta harlı ateşte kaynayana dek bırakılır.kaynadığı anda ocağın ayarı en aza getirilip 10 dk şekerle sütün kaynaşması sağlanır:)

büyük boy başka bir tencereye tereyağı ve unun hepsi koyulur.kısık ateşte unun kokusu mu neyse o işte çıkana dek ya da rengi hafif sarı olana dek çevrilir.aşağıda işte resmi.onun gibi olacak:)

ben şu tel çırpıcı zamazingosuyla yapıyorum önce daha bi rahat geliyor.(tembel kadın ben)

resimde gördüğünüz gibi un ve yağ bileşimi bu şekil tencerenin duvarlarına yapışır hale gelirse ya da hafiften yağ bırakmaya başlarsa unlar işlem tamam demektir.(ben unu biraz fazla kaçırmışım yağ mağ bırakmadı hahahaa)

şimdi sazı elinize alma vakti ay yok mikseri yani.alet işler el övünür hey hatt benim durum da bu .hani şu fokur fokur kaynattığımız  10 dk samimi halde bıraktığımız şeker-süt iklisi vardı ya onu yavaştan unlu yağlı tencereye aktarıyoruz.bir elimizde mikser yorulmadan ohh rahatça çırpıyoruz.böylece dibi ne tutmuyor:)pat pat edecek derler ya işte bir  yandan çırparak o durumun hasıl olmasını bekliyoruz.1-2 taşım daha kaynatıp ocaktan alıyoruz. 

ben dediğim gibi unu ayarsız yapınca böyle katımsı oldu.siz bir üstteki resim aşamasında tüm şekerli sütü boşaltıp hala çok katı bu derseniz 1 bardak süt ilave ediverin.bu tatlının katılık derecesi muhallebiden daha kıvamlı olacak şekildedir.yine mikser yardımıyla toz vanilyayı içine katıştırıp kokulu mokulu mutlu mesut bir tatlıya ulaşıyoruz.

resimdeki gibi bir borcamın içine tatlımızı aktarıp 200 derecede önceden ısıtılmış fırında üstü kızarana dek (takriben 15 dk ama siz bana güvenmeyin gidin gelin fırını kontrol edin) pişiriyoruz.fırından çıkar çıkmaz kare dilimler halinde ama muhakkak fındıkla servis ediyoruz.

veee mutlu soon:)


21 Aralık 2011 Çarşamba

Şemsi Paşa Pasajında Beyni Büzüşesiceler:)

İlham perim bir blog yazısı oldu.annesel zavallılıklarımız ,küresel yalnızlığımız ve hiç bitmeyen koştur-yap teleşlarımız içinde "yeteeeeeer" çığlığı atmamıza mukabil "sen annesin ,bıdı bıdı yapma,o zaman hiç doğurmayacaktın"şaplaklarını fırlatanlara ithafen atılmıştır başlığım.ona göre!

Bilseydik büzüşeceğimizi önce bizi büzüştüren kuvvetlere mukavemet etmeyi öğrenirdik değil mi.lakin bilmiyorduk başımıza geleni.bizi büzüştüren şartlara rağmen "terminatör kadın"tiplemesi yarattık biz anneler.gece ayılan bayılan ama sabaha dimdik olan her daim kolluk kuvveti,emir eri,kocasının postası,çocuklarının yaveri moduyla dağılmış tüm parçalarımızı birleştirip monte etmeyi kendimiz çözdük erişilmez zekamızla.

Bize büzüşük diyorlar hey hattt.sorarım kadın milleti size birinci vazifemizin kocanın yemeğini,ütüsünü ,kirlisini çıktısını halletmek ,çoluğunun çocuğunun boğazından aşanı aşmayıp yere kusulanını halletmek,her daim pür neşe sazlı meşe moduyla 24 saat kullanıma hazır şarjı kıçında cyber robotekler olması yönünde düstura çekilmedik mi.

Bizi bu düstura çekenler büzüşsün inşallah.hem de adı var kendi yok şemsi paşa pasajında yaşasınlar ne yaşayacaklarsa:))))akıl öğreten fikir yürüten ahkam kesen toplum öngörüleri topunuza kibrit suyu.çalışma koşullarını bir hamalınkiyle eş seviyede götüren devlete mi atsam ucu ateşlenmiş dinamiti mi yoksa "biz eskiden hiç böyle oflamıyorduk ,yeni nesil pek nazlı"diyen dantel anne-dantel teyze tiplemelerine mi.

Neyse ben beni bilirim siz kendinizi.halimden üç beş kelam edip biraz resim koymaktı niyetim.yine kudurdum yine dellendim:)

Yetişemiyorum zamana.yorgun,bitkin ,üşenmiş bir anneyim artık.sürekli devinim hali arzeden mobilize bir varlık ve onu sıklıkla kudurtan abi klonumuz beni benden alıp başka bir bene sürüklemekte."dur ,yapma,hayır" kelimelerinin "ali topu at" cümlesiyle aynı cılızlıkta hissedildiğini yaşayarak görmekteyim.anne miyim borazancıbaşı mı belli değil.ev cingan pazarına döndükçe ben toplamaya azmediyorum,toplanmış ortamın devamı bekasını sağlama görevini verecek kimseyi bulamadığım için sadece 15 dk lık bir zaman diliminde aynı felç durumuna geçiş yapıveriyor evciğim.

Ah keşke dağınıklık olsa halimizin tanımı.artık bilumum kalem çiziktirmeleri,sanatsal çizgi çalışmaları evimizi yer yer süslemeye başladı bile.bakınız aşağıdaki resimlere;

Bu gördüğünüz mutfak tezgahımın altı.yani bildiğiniz lavabo gideri işte.ne ara gelmiş minik cadım ne ara halletmiş şaşakaldım görünce:)


Zavallı ders kitabım.bilseydi başına gelecekleri "beni yakın ama o eve göndermeyin" diye ağlamaz mıydı:)şükür ki geçen yılın dersiydi bu.yenileri aldım yatak odamdaki gardrobın en üst yerine koydum.gözüm korktu bu cadıdan ne yalan söyleyeyim.


Bir zamanlar ta göbeğime kadar inen bir kolyeydi.bu sabah itibariyle birleştirsen anca bileklik olacak seviyede artık garibim.benimki bunu da bulmuş bir yerden parçalamış parçalamış tasarım harikası bir ürün çıkarmış ortaya.bunu bana hedaye eden arkadaş ;bu postu sen hiç okuma:(
İlk hali gerçekten içler acısı olan ancak eşimin sanatsal dokunuşu ve selobant yardımıyla insan içine çıkabilir bir hale kavuşan ıslak mendil ambalajımız:) 

Eylül ayından beri her yerde aradığımız ama ne hikmetse bir türlü bulamadığımız vantilatörümüzün uzaktan kumandası :)resimden anlaşıldığı üzere buzdolabı rafındaymış meğer.ee bizde salaklık niye buraya bakmadıysak yani.
Yatıp uyumak için evdeki her ortamı deneyip hiç birinde huzur yüzü göremeyen bıdık buraya gerçekten uyumak azmiyle girmişti,ah bir de annesi bu mutluluğun devamına izin verseydi ya:)

Doğru yerde doğru zamanda uyuyan bir çocuktan daha iyisi nedir?tabiik ki şamda kayısı:)

Şu zibidinin duruşuna, masumiyet sömürüsü timsali beden diline bakın hele.sen değil misin ayol beni iki büklüm eden.onca yeri karalayıp değerli ne varsa eline geçtiği anda geri dönüşüm yaparak olay mahallini koşarak terk eden.yaramaz kedi seniiiii:)

Hadi gel de kız ,bağır şuna.öff tüm eklemlerim sızlasa bile yorgunluktan .kıyamıyorum. yine peşinde bin pervane dolanıp çer çöp ettiklerini ayıklama vakti.yine bana zindan yine bana rahatlığa hasret var,yine bana esmeeer günler düştü eyvaaaah:)

20 Aralık 2011 Salı

ekşi sözlükle kesişen "/İS\tanbul" halim

ozgurlugumun sehri
sevdiim her sey orada kendini bulur
oranin havasi suyu baskadir
martilari tren gari
sevisen asiklari
istanbul benim sehrim
(hamlet, 28.03.1999)
 
uzun zaman hasretini cektigim,ugruna kastıgım,kafamı yedigim zavalli bi sehir.sıkıntının obur adı.otomatik bunalım gazlayıcısı.bu sehri sadece ozlemek guzel.reel anlamda geriye donmek bozuyo gibi sanki insanı.
(cytae, 29.07.1999)
 
boğaz köprüsünden her geçişimde beni güzelliğiyle mest eden şehir. her seferinde bu güzelim şehrin başına bir şey gelmemesi için dua ediyorum desem yeridir.
(badb catha, 19.05.2004 17:37)
 
avrupa yakasını oturma odasına, anadolu yakasını yatak odasına benzettiğim şehirdir. ev gibidir.
(atkuyruklukertenkele, 08.12.2002 05:22)
 
galiba bu sehrin laneti var. onceleri cok atıp tutardım "ay cok kalabalık, ay cok güvensiz ay şu, ay bu" ama simdi orada bulunmak icin ölüyorum! sanki beni çağırıyor... ben de istiyorum guzel sehir sana kavusmayı ama ne yaparsın kader...
(bi bakalim bu nick secilmis mi, 28.05.2004 12:56)
 
'ah ah neden orda yaşamıyorum!'dedirten şehir.
(feraye, 04.01.2002 12:41)
 
karmaşada kaybolan, içinde binlerce kültürü barındıran ,içinde binlerce sırrı saklı tutan gizemli şehir.
(twust, 20.07.2004 12:55)
 
aşkla güzelleşir.
aşkı güzelleştirir.
(erisaa, 30.11.2011 16:32)
 
başka herhangi bir şehirle karşılaştırılması abesle iştigal olacak şehir.
benzeri olmayan, olamayan ve olması gerekmeyen biricik kıta bağı*.
ayrıca, kıskanılan ama kıskanıldığı itiraf edilemeyen şehir.
(cosmic girl, 06.01.2003 13:04 ~ 13:06)
 
yaşamak için sevgiden öte tüm varlığınızı sunmanız gereken hırçın bir sevgilidir.
(katedral, 19.02.2010 17:44)
 
aşıkların şehridir 453'ten evvel ve 453'ten gayrı..

adına yazılmış onca şarkı,şiir anlatır kaldırımlarının yolcusu sakinlerine aşkın şehri olduğunu..nice âşık, ozan, evliya ,aşık geçmiştir üstünden de kanatlarında korunmuştur kalbe yağan sağnak yağmurlardan.. kirlenen güzelliği bile sözcüklerin kifayetsizliğiyledir.. resmetmek zordur onu bilmeyenin gözlerine ve anlatmak zordur onu aşkın kollarında ızdırap çekmeyenlere..yanmayanlara ve yakmayanlara zordur anlatmak..

ne beyoğlunun et kokan sokaklarını anlatmak mümkündür, ne de galatanın geceye yansıyan ışıklarını..ne sultanahmet'in ihtişamını söyler dil ne de ortaköyün boğaza açılan penceresini açar bir başkasının gözlerine..o göz görmeyince, pencere eşsiz bir boğaza açılır mı sizce?

karmaşıksa da gezinmek sokaklarında, bir işkence olsa da köprüsünü geçmek; kirli ellerin ve çirkin yüzlerin arasında zor olsa da eğlenmek, gönlü hoş tutmak eğer uğruna yaşadığın biri varsa güzel bu şehir.. insan başlı yaratıkların kirletmeye çalıştığı bir şehri temizleyemiyorsa kalbiniz, durmayın çekin gidin bu şehirden..ama ne mümkün gözlerinizi açmış iseniz onun kollarında tıpki bir bebeğin annesinin kucaklarında doğuşu gibi..münkün müdür ki kopmak istanbul'dan ve anadan ve doğurduğu binlerce aşıktan?

peki öyleyse durmayın, çekin gidin bu şehirden..doğmayın bir başka istanbul sabahına, tatmayın meltemini boğazın..pes edin ve bırakın istanbulun yorgun kollarını çirkin siluetlerin salyalı boğazlarına..siz bırakın ki kirletsin kötü kalpli, insan başlı yaratıklar..
(babiesrar, 23.02.2010 10:26)
 
bazılarında olmazsa olmaz hüzün.dünyanın bin tane derdi,bir ki$inin elemi olur..ta$ır durur istanbul kaldırımları.hamal yatağıdır istanbul kaldırımları.ince topuklar üzerinde narende salınan da,takım elbiselisi de,öğrencisi de,herbi$eyiyle istanbul ta$ atmı$tır omuzlara.hayat kamburu yolcular garıdır bu $ehir.nüfusta dogum yeri istanbul diye karalanmı$sa bir arıza aramak usuldendir bende.aynı kaderi ta$ıma egosu mu,yanda$ arama merakı mı bilmem ama sokağa cıkmayayım bir kere.
insanlar..pazar malı fason insanlardan geçilmez olmu$ sokakları bu $ehrin.eski usul sağlam diki$,ruhu narin ellerle i$lenmi$ insanlar lekenirler diye korkuyorlar ister istemez.her$eyin sahtesi varken ve böylesine kandırılabilirken değerlinin harcını vermeye niyeti yok bu $ehrin.ve buradan bıkan, bıktığı için üzülen bir insan nacizane iki küçük gözle kocaman gördüğü o bit yeniği dünyayı her defasında bıkmadan usanmadan hayranlıkla izler.anlamaya çalı$madan.zira bilir anlamanın çözüm olmadığını.
gün ak$am olur.ba$ka insanlar ba$ka hayatları üçyüzaltmı$be$i tam yıllarıyla toku$turmayı küt diye beceremediği için ağır ağır geli$en aklıyla yargılar.ve suçlu her daim günah keçisi istanbuldur.
once sövülen sonra hep sevilen tek $ehirdir istanbul
(biskuvi, 04.11.2006 01:05)

 
***Tüm görseller ve içerikler alıntıdır.
***/İS\ istanbulda aşık olduğum,istanbulla aşık olduğum aşkımla benim baş harflerim:)

6 Aralık 2011 Salı

of yine yokum bir müddet

daha önce yazmıştım.
kendimi habire tekrara salmayayım diye
üstüne kendime kolaylık olsun bir de
durumumu ayan beyan anlatan şu yazıma
buyur ederim sizi.
ne uyuzum değil mi:)))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...