28 Nisan 2011 Perşembe

blog kardeşliğimizi görelim:)

şirin bir fikir attı ortaya yerden uzak.gören ,isteyen katıldı.neydi bu .ayakkabını giy ,resmini çek,mailİme yolla idi.sonuç neydi.o resmin yerden uzakın blog sayfasında arzı endam etmesi.

ben yolladım,hiç durur muyum:)26. sıradaki ayak bana ait:)))

şimdi diyor ki" bu arkadaşımız bu yaptığımız hareket bir sorumluluk projesine dönüşsün madem.ben ayakkabı firmalarına ulaşayım ,katılımın çokluğu nispetinde buralardan ayakkabısı olmayanlara,zor durumda olanlara bir kapı açalım."nerede diyor bunu ayrıntısıyla bir bakıverin.tık tık.

ben çok beğendim bu fikri.zaten girişimde bulunmuş.ancak sayıca yetersiz bulmuşlar gönderilen resimleri.ne kadar çok resim o kadar ilgi alaka demişler anlayacağınız.

eee ne diyorsun sen şimdi sitare diyenlere.alın elinize cep mi olur fotoğraf makineniz mi olur,dışarıda olanlar zaten hali hazırda ayaklarında pabuçları şipşak yapıp yollasınlar,evdekiler de bi zahmet giyip çekiversinler onlar da yollasınlar.hadi üşenmeyin hadii.nereye mi işte buraya.yerdenuzak@gmail.com

26 Nisan 2011 Salı

PhotoScape



birkaç resim çektim.duramıyorum kuzum büyümeden ne yakalasam kardır diyerek.üç beş tane çektim.baktım genel görüntü hoş lakin bir şeyler eksik.yıllar önce oğluşumu böyle çekerdim habire.ya kucağımda ya karşımda güldürerek.hepsi cdlerde.birazı da albüm sayfalarında.şimdi sıra ayşe ezgimde.abimiz alınmıyor çok şükür.anne o çok minik onu çek sen diyor hep.yavrum ya.sanki kendisi lise çağındaymış gibi.

ben farklı marklı aranırken başlıkta adını gördüğünüz programı buldum.indirdim,kullandım.lakin çözemediğim binbeşyüz ayrı teferruatı var.bilen varsa beri gelsin.aslında kullanımı pek kolay.hem de türkçe dili.uğraşmak, vakit ayırmak lazım.ilgilenenlere adres vereyim,bir faydam dokunsun bari.işte burası.

üstteki resmi bu programla ,PhotoScape ile fotoşopladım.ama ama asıl yapmak istediğimi bir türlü beceremedim.alnımdaki sivilceler ,gözaltı morluklarım hep kaldı:(normalde bu kadar iğrenç değilim bilesiniz.resimde kötü çıkıyorum:)

ha bir de hep bu plazmalar beni 5 kilo fazla gösteriyor,5 kilo da ödem var zaten:))))

25 Nisan 2011 Pazartesi

ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi

anneyim,annesiniz,anneler.siz de izlediniz mi bilmem.her izleyişte ağlar hale geliyorum.salaklaşıyorum adeta.buraya alıntılamazsam yıllar sonra bakmak isteyip bakamam diye korktum.bin kez izlesem doyamayacağım kadar güzel çünkü bu reklam.izleyenler bir daha ,izlemeyenler 2 kez izlesin pleaseeeee:)



23 Nisan 2011 Cumartesi

cumartesi gel-gitleri 1

***işe dönmeliyim.bir yol bir çözüm arıyorum.kız 1 yaşına girince başlama kararı aldım.ya prozaca başlama yolundayım ya da işe:(


***deryalı günlerde tatlı tarifi verdi bi dangalak.hatun amerikan sosyetesinin yemek gurusuymuş.malzemelerde muz ve avokado vardı.hatun ne dese iyi."sevgili izleyicilerimiz evde muz yoksa avokado ile de bu tatlıyı yapabilirler"nası yani????????


***ciks bir restorana gitme gafletinde bulunduk dün akşam.sonuç tam bir fiyasko.masamızda karanfiller,ben kıza mama önlüğü giydirmiş yoğurt yedirme telaşında,oğlan benim yemeğim niye gelmedi yeter yaaaaa çığlıklarıyla.gözüm garsona takıldı,gülmemek için mimiklerini zorluyordu garibim:)


***aynı restoranda sessiz sedasız yemeğini yiyen bir aileye hayran kaldım.7-8 yaşlarında bir oğlan ve 1,5 yaşlarında ikiz oğulları vardı.şaka gibiydi.kendime daha bir acıdım.


***bana her şey yakışır programına katılmak için kaç beden küçülmeliyim.bu program başladığından beri bedenimden iğrentim arttı.


***blog arkadaşım ayserin yazısında diyet miyet muhabbetini görünce, aynı şehirde oturmanın avantajıyla gittiği diyetisyenden randevu aldım.meğer ne meşhur hatunmuş,1 hazirana gün verdiler,iyi mi.ee benim metabolizma o tarihe kadar ne yersen kardır mantalitesine giriyor çıkıyor şimdi ne yapayım bilmiyorum:)


***evde oturan kadının koca kişisine ne çok sardırdığını,gözünün üzerinde kaşın var bahanesini bile aratacak absürtlükte mevzular bulduğunu ve kavga için sürekli kaşındığını bir kez daha tecrübe etmiş olmanın onursuzluğu ve gurursuzluğu içerisindeyim.


***bloglar sayesinde tanıdığım bunca kafa dengi kadının nasıl olup ta bu kadar uzak iklimlerde yaşıyor olmalarına kafayı takmış durumdayım.


***eyy güzel istanbulum keşke göğsüne başımı yaslayabilseydim,beşiktaştan kız kulesine bakabilmeyi,istiklalin küçük parmakkapı sokağında salaş salaş gezebilmeyi,taksim atatürk kitaplığında boğaza nazır kitap okuyabilmeyi özleedimmmm:((



2008 yazı bir istanbul kaçamağı


20 Nisan 2011 Çarşamba

ruh halimin enteresan mimdeki resimleri

bu resim kadar afallamış
ilknur kim isterse alsın üstüne demiş.ben de döşüyorum resimleri.ruh halimin halden hale geçen biçimleri:)

bu resimdeki gibi hafta bitene dek pörsüyüveren


bu resimdeki gibi karmakarışık

bu resimdeki çocuğun dünyadan bihaber haline hayran

bu resimdeki kadar kavga edesi olan

bu resimdeki gibi ikilemden bir türlü sıyrılamayan


ve bu resimdeki kadar ruhu özgürlüğe kanat çırpan 





18 Nisan 2011 Pazartesi

gezenti:)


arkada Ulucami,öndekiyse özlemiş gezentiyi:)
 cumartesi en nihayetinde freedom diye naralara atabileceğim nadir nadide bir gündü benim için.çarşı pazar gezentisi yapmak,çoluk çocuğu baştan şööölee babalarına doğru atmak için en bi uygun gündü.hava pek tat vermese de attım kendimi caddelere.

cuma gününden hayli kızgındım koca kişisine.yok efendim alışveriş arabasının altına niye tuvalet kağıtlarını ve havlu kağıtları dizmişim.yok efendim onlar ezilmez miymiş.hiç o düzenlerken bakmamışmıymışım.beyefendiye yardım edelim dedik suçlu olduk.en az 3 ay yetecek kadar kağıt ve türevleri alma konusunda bir numaradır kendileri.sığmadı koca alışveriş arabasına.hırsını benden çıkartıyor.astım tabi suratı.eve geldik.akşam oldu.mutfaktan çay almaya gitti bu kez.şangır şungur çat patt.ama ne gürültü.sanki tüm mutfak dolapları aşağı inmiş.ona bir şey oldu sandım,koşarak gittim.
*canım iyi misin,sana bir şey olmadı ya(iyi niyet binbeşyüz bende.ödüm patladı çünkü)
/ya anlamıyorum seni sevgi,bu zıkkımın bu arada yıllardır ne işi var.senin hiç mi elin takılmıyor.niye duruyor bu burada.(kastettiği zımbırtı kupaları astığım ayaklı ahşap bir raf.hemen üzerinde elektik düğmesi var.dikkat etmek gerekiyor her seferinde aslında:))
*takılıyor evet ama 4 senedir bunların hiçbirini düşürüp kırmamıştım.
/öff tamam ya ,öff ya
dedi:)

küskünlüğüm 2 kat arttı.astım yüzümü,ertesi gün de konuşmayacaktım.lakin hadi sen bugün gez dolaş deyince yumuşadım.zaten küs de duramam.yılışık bir yanım vardır hep.iş hayatımda dahi beceremem.bağırıp çağırdığım insanlardan bile gönüllerini kazanma yoluna giderim.garip bir huy benimkisi.

velhasılı kelam gezenti sitare,Bursayı gezdi 4 saat.ama akıl hep evde.kızı düşündüm,oğlan okulla beraber bursa planetaryumunu görmeye gitmişti,en azından onu da düşünme derdinden kurtuldum.akıl minişte olunca çarşı pazarı sırf onun için gezmiş gibi oldum.şirin ve uygun fiyatlı ne gördüysem gerekli ihtiyaçlarını alıverdim bu sayede.iyi de oldu.avmlerde fahiş fiyatla satılan nice giyim eşyası merkez çarşılarda çok daha uygun aslında.hem kaç ay giyebiliyorlar ki aldıklarımızı.daha genç bir kızken duyup hiç unutmadığım bir sözü vardı yaşlı bir teyzenin"çocuğun yediği helal giydiği haramdır" derdi.o hep aklımın köşesine yer etmiş olacak ki yeme-içme mevzunda bonkör giysi konusunda cimri oldum hep çocuklarıma.

cumartesiden resimler altta.hava güneşli olsaydı daha çok çekecektim.içimden bu kadarı geldi.pişman da oldum hani.neyse bakalım.belki bir daha ki sefere.


BURSA ULUCAMİ















gelin olasım geldiii

bu elbiseye bayıldım


6 aylık bebek bunu nasıl giyer aklım almadı yani:)


sarı laleler çektim bursaa çarşılarındaaann


15 Nisan 2011 Cuma

minicik bir öykü ;lirik bir şiir denemesi

TERKEDİLİŞ

boş bakışlarla süzdü etrafı .içi yılgın ve bir o kadar çaresizdi.ağlamak istemedi .ruhu devrik bir diktatör ağırlığında ezik kalmıştı.nasıl dedi içinden nasıl.oysa şiir gibi bir deryaydı yaşadıkları.güvenip sarmaladığı ciğerine can ettiği bunu nasıl yapabilmişti.
o değil miydi ummanlar ne ki sana yıldızları vereyim diyen?
o değil miydi içindeki örselenmişliği bakışlarımla huzur denizine çeviririm diyen?
peki ama nasıl ,nasıl olur da terk eder ?
bu şarkıyı nasıl olurda yarım bırakıp nutkumu hapseder?
o cenaze evi dolup taşarken oda oda,pare pare olmuş avuç içlerini kanatarak tırnaklarıyla sevdiğinin örtüsünü açmaya kıyamadı.oysa öyle sitemkar bi konuşma yapacaktı ki.
2008



İSTANBULUM SEN KOKAR MI

bir nisan günü yoluna düşüşüm
ürkek cahil telaşlarım var
sanma geri gidecek kadar küçüğüm
benim de kendimce korkularım var
***
ya aşka teslim olursam diyorum
gözlerin alır beni boğazın dibine atarsa
orada boğul dersin biliyorum
sen de boğulacaksın bu elemli bakışlarda
***
bildiğin bir biçimden sıyrılmak istemezken
aklı bir çekmeceye zoraki kilitlemek
terazinin kefesine yalnız seni koyarken
ne zor şeymiş meğer hadi yüreğim demek
***
deli coşkun bir çocuk yahut çılgın mıyım
ne bu üzerimdeki oyun sevinci
sana doğru uzanmış sanki koşmaktayım
tut beni tut ne olur ellerimi
***
dur diyeceksen eğer gün gelip bana
şimdiden bileyim içinde beslemeyesin
pişmanlık kaplarsa daralırsan olur ya
şu an çekip gitmek en kolayı bilesin
***
yıllar var şehrimde bıraktım acılarımı
dönüşlerimde hep bir matem hep bir yeis
düşündüm de İstanbulum sen kokar mı
peki sen istanbul kadar sever misin beni
26/03/09 S.Y.

14 Nisan 2011 Perşembe

ivit iviittt


meraklısı resme tık tık yapıversin:)

kimin sitesine uğradıysam bir kültürlenme sürecine girmişler ki deme gitsin.bu ne okuma merakıdır bu ne entelleşme aşkıdır gıptayla bakadurdum kaç zamandır.malum drs kitapları canıma ot tıkadığından ne zamandır ve tabii ki minik kuşum şöyle bir ağız tadıyla rahat vermediğinden bana, ne bir roman alabildim elime ne bir deneme.ayy şiir gibi oldu son cümlem:)

ivit ivit keyfim yerine geldi.kitaplığımın rafından elimin uzandığı yerden çektim bir kitap ,resimde gördüğünüz yıllanmış bir deneme geliverdi.taa 96ta alınmış,okunmuş birkaç kez ama benim gözüme takılmamış nasılsa.istanbulumdan bahsediyor bilhassa.yer yer nostaljik yer yer güne ışık tutan türlü fikirle var içinde.seveni varsa bu tarzın tavsiye olunur.

kek yaptım sabah sabah.oğluş pek mutlu oldu.okua giderken daha fırındaydı.gelir gelmez yemek yemesem de kek yesem diye tutturacak eminim.kendime de tarçın çayı yaptım,şıpır şıpr yağmur dışarıda ohh keyfim güzel.

dünden tatlı bir anı pozladım .bloga koymazsam olmaz dedim.çok şirin değil mi.
ve birkaç resim daha.

12 Nisan 2011 Salı

hayaaatt beni neden yoruyooosuunnn

resme tık tık lütfe n


siz benim yaptığımı yapmayın.sırf 2 çocukla bir başınızasınız diye ,sırf her birinin ayrı ağlama nöbeti tutuyor diye ve sırf yetemiyorum bunlara nalet olsun içimdeki çocuk doğurma sevgisine deyip kocaamaan bir paket çikolatayı mideye indirmeyin.hele ki bunu 2 dakika gibi dehşet bir zamana asla ama asla sığdırmayın.zaten pörtlemiş onca kilonuza yeni yeni yağ hücreleri ekleyip tartı denen aletten nefretle kaçmanın bir alemi yok.



peki ne yapın.sakin olun.derin deriiiin nefes alın.bir ki bir ki bir ki.diyaframı şişirin .şişirin şişirin ve ağızdan verin yavaaaşçaaa.ohhh.camı açın iğrenç egsoz dumanını yok farzedip gökyüzne yüzünüzü dönüp yine nefes alın yine nefes verin.ohhhh.iyi geldi di mi.

peki ben ne yaptım.önce kıza bağırdım.evet evet daha 10 aylık kızıma bas bas bağırdım.hızımı alamadım oğlana bu kez.gelen geçen konu komşu kim varsa sesimin inleyen nağmelerine şaşkınlıkla tanıklık ettiler sanırsam.üstüne üstlük kapının önü salıları pazar yeri.tanıyan tanımayan burada deli var kesin diyerek durumuma yerinde bir tespit yapıverdiler ayaküstü.

zaten dünden yoo daha da öncesinden gelen stres bulutları başımı iyice sarmışken gece 30 dk da bir uyanma zerafeti gösteren kızımla başladı her şey.dikkat ettiyseniz şu ana kadar kendileri için miniğim,kuşum ,cimcoşum gibi sevgi içeren sıfatlar kullanmıyorum,kullanamıyorum.bugünlük rafa kalktı çünkü,içimden gelmiyor.

fıttırmaların eşiğinden dönerek ağlama kizine tutuldum gece gece.ya kızı fırlatıp yere atacağım ya da babasına.tabi babamız odada yok.kızın deli divane olana uyku düzeni babayı kaç zamandır salonda yatmaya mecbur ediyor çünkü.koncama da bir şey diyemiyorum.adamcağız hafta içi her Allahın gün 6.30 da kalkıp kahvaltısını bizzat hazırlayıp ancak işe gidebiliyor.bizim veledovski ise o saatlerde derin uyku kısmına ancak geçmiş oluyor.derin dediysem 2,5 saat aralığa indiriyor uyanma sürecini.iyi mi.

salya sümük böğüre böğüre ağlayarak koncamın yanına vardım.
/sevgi,noldu canım
*böğüüü böğüü uyumuyor bu böğüüü
/ver canım ben uyuturum.
*çok uyutursun çook
/git hadi uyuturum beenn
gittim.
elimi yüzümü yıkadım.
aynadaki kıpkırmızı gözleri tanıyamadım.demek korku filmlerinde böyle zavallı annelerin gözlerini kullanıyor hımm dedim.
yatağıma uzandım.
ne kadar süre geçti bimem.bir yarım saat belki.eşimin ışığı açtığını farkettim.yanına gittim.kız uyumamıştı ve üstelik çok korkmuş bir hali vardı.
/ya bunun neyi var ya,bir türlü uyutamadım,ağlayıp duruyor
*ben onun yapışık ikiziyim ya beni istiyor ver bana
dedim.
aldım sakinleşti.eşimden yanımıza gelmesini ,aynı odada uyumamızı istedim.aldı yastığını geldi.kızı emzirdim kısa sürede daldı.yatağına koydum.uyuduk.
bir ara eşim odadan firar etti:)uykusuz kalmaktan korktu sanırım.kızın bir daha uyanması 3,5 saat sonra oldu.ve bu beni çok ama çok mutlu etti.

sabah her şey sarpa sardı.bezini değiştirirken çığlık çığlığa bir figan esti evde.neden bilmiyorum son günlerde altını değiştirmemi bile istemiyorum.dişten mi her ne karın ağrısıysa hayatımız darmaduman işte.üstüne oğlan ağlamaklı bir halde "anne bugün sbs denemesi var ama beden dersi de var ben ne giycem "demesin mi.e benim aptal oğlum hocana sormadın mı ben nebileyim deyiverdim.o da başladı ağlamaya.kız oğlar oğlan ağlar .demiyorlar ki ağlarsa anam ağlar.bir bağrış bir zılgıt bir hercümerc içinde nasıl bir okula hazırlanış yaşadık tarifi imkansız yani.okul müdürünü arama için diretmesi mi dersiniz,babasını arayıp "annem dünyanın en kötü annesi "diyerek şikayet etmesi mi dersiniz öööfff aklımı oynattım herhalde ben bu öğle öncesi.ve tabi bu duygu buhranıyla her dünya kadının yapacağı en bi salakça hareket olan buzdolabına yollanıp ne gördüysem kaptım tıkınmalık.elime geçen en değerli hazine üstte resmini gördüğünüz çaklıt oldu.ee yedim noldu.sanırım sakinleştim.iyi geldi sanki.yoksa hüngür hüngür ağladığımdan mı düzeldim.ayy bilemiyorum.

ben yaptım siz yapmayın diyeyim de yine size.dostluğumuz baki kalsın neme lazım:)

9 Nisan 2011 Cumartesi

garip bir yazı bu,okuyup daralmayın

 karmaşa,kargaşa,üzüntü,telaş,iç sıkıntısı,yorgunluk,düşsel avuntular ve bin milyon tane baloncuk hesabı duygu fırtınaları içinden çıkıp annemleri en nihayet uğurlayıp klavyeme yapıştım.mutluluğun resmini şimdi çizebilirim:)

kızımın diş sıkıntısı geçmek nedir bilmiyor.alıştık bu duruma lakin acıyı çeken asıl minişin kendisi.aylardır ucu bile gözükmeyen beyaz inciler 5i bir yerde hesabı aynı anda dizim dizim dizildiler.zavallıcık gecelerini sıkıntıyla geçiriyor.ahh bir de boğaz ağrısı ve arada uğrayan öksürük nöbetleri de cabası.

son 10 gündür garip bir mevsim hüküm sürüyor Bursada.adı bahar desen değil kış desen değil.geçiş zamanlarını oldum olası sevmem.ne iklimlerde ne duygularda.hep bir araf vaziyeti.içim darlanır.ruhum boğulur.öyle aptal aptal eve kitlenirim.sanırım nisan ayının bana yaşattığı bunca talihsizliğin ardından silkinip kendime gelmem ancak mayısı bulacak.bakalım bakalım.

kaç günlerdir deli anne facebook sayfasında haydi anneler buluşalım deyip duruyordu.içim eriye eriye izliyordum.şu anda tam da şu vakitlerde onlarca blogcu hatun muhabbetin gözüne vurmuş kız kulesi manzarasının keyfini sürüyor olmalılar.gidemediğim orada olamadığım için müthiş bir eziklik hissediyorum içimde.hoş Bursa yakın atla gel denebilir ama bebiş hala küçücükken yapabilecek gücü bulamadım kendimde.belki kısmet olursa bir buluşma da Bursada ayarlarız belki.rehber de ben olurum üstelik.ayy çok süper olur.yenikapı-mudanya 75 dk sürüyor sadece.ilgilenenlere duyurulur:)

ahh annemler annemler.kaç günlerdir uğraşıp didindiğim asıl onlar oldu galiba.bazen dünyanın en şanssız çocuğu olduğumu düşünür içli içli ağlarım ben.kardeşim olmayışından,hayatta yapayalnız duruşumdan dolayı hep onları suçlarım.annemin sırf babamın istek ve arzuları için yaşayan pasif bir kadın oluşu şu an tam 3 kardeşimin olma ihtimalini yok etti yıllar içinde.kendi hayallerini ,umutlarını,karnındaki yavrularını koruyamayan bir anneye sanırım her insan kızgın ve küskün olurdu.nitekim ben de çok kızgınım kendilerine.

bu satırlara döşemek isteyip te elimin varmadığı adeta haykırırcasına anlatmak istediğim onca şeye rağmen belki de susmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.kalbimin kırık dökük asla tamir olunmaz haline sebebiyet veren önce babamı sonra annemi bir ömür boyu affedemeyecek kadar suçlu görüyorum hep.tüm çocukluğum boyunca yaşadığım yapayalnızlığı bir nebze olsun tamir edebilmeleri için tanıdığım yüzlerce şansa rağmen "artık anne oldun ve bir ailen var sen yalnız filan değilsin"sözlerini duymaktan yoruldum ve her geliş gidişlerinde muntazam bir şekilde beni ağlama ve sinir krizlerine sevk etmelerinden de sıkıldım.onlara en yakın olabileceğim yeri yani bu şehri seçerken onların benden adeta kaçma çabasına girdiklerini anlamakta epey gecikmişim.sadece 1,5 saatlik mesafede oturmalarına rağmen senede en çok 2 kez (o da mecburiyetten)kapımı çalmaları yalnız eşimle benim değil dostlarımızın da hayretine mazhar oldu yıllarca.kız evlat olmanın ağırlığı,"aman ya bir şey olursa ,yakın olayım "düşünceleriyle kaldığım bu şehir artık çok daha itici bir hal aldı gözümde.yaşça epey genç sayılabilecek annemin(58 yaşında) hem kızıma hem oğluma hamileyken sürekli söylediği "sakın bana güvenme ,doğurduğun gibi bak" sözü geç de olsa dank etti kafama.

son 1 yılımız Bursada.ailem sahip çıkar sürekli yanıbaşımda olur ,zor zamanımda desetek çıkar umuduyla taşındığım bu şehirden ;onlardan uzaklaşmak,kalbimi paramparça edişlerinden kaçmak,yıllardır maruz kaldığım üvey evlat tiplemsinden sıyrılmak için gitmekte kararlıyım.madem kuzuma sahip çıkan yok,oğlumda çektiğim perişanlıkları çekmemek için Ankaraya ,çalıştığım kurumun genel müdürlüğüne geçme niyetindeyim.kurumla aynı bahçedeki kreşe minik Ayşemi verir,yine aynı bahçedeki ilköğretime oğlumu yazdırırım.böylece gözüm arkada kalmaz,ellerim de sürekli üzerlerinde olur.

bundan sonrası ben sağ annemler selamet.ola ki hasta filan olduklarında,bir tas çorbaya muhtaç kaldıklarında yine beni mi suçlayacaklar bilemiyorum.20 yaşında apar topar evlenerek adeta kaçtığım ailem tüm hıncıyla beni mi anlatacak konu komşuya kimbilir.

ve acaba hiç düşünecekler mi biz bu kızı hem 20 yaşında kaybettik hem de 35 yaşında .biz de mi bir gariplik var yoksa gariplik mi onda???

5 Nisan 2011 Salı

anne kişisinin okul neyine

imdaaatt .sıkışmış pres olmuş bir haldeyim.delişimin cabbar hatun tiplemesinin çok ötesine geçmiş bir haldeyim.perişanım,yorgunum,uykusuzum.stresimin çıldırtan yoğunluğuyla bel fıtığımın zirvesindeyim.annemin bir yığın iç boğan laflarıyla,babamın hiç bitmeyen suratlarıyla kafayı yemelerden bir demetim.

yazamıyorum.hem bizimkilerin akıl sınırlarımı zorlayan hallerine dayanmaya çalışıyor hem de  ve asıl olarak da kızımla uğraşıyorum .

ayşem ,benim minik kuşum ilk dişlerini çıkarma telaşına bir de bademcik iltihabını ekleyiverdi.üstelik anneciğine bunca aydır hiç hastalanmadığı için teşekkür etmek istercesine en nazlı halini sınavlarımdan bir gece öncesine sakladı."uykusuz kaldım" tümcesinin ne de az bir ifade olduğunu bilhassa belirtmek isterim.gözlerinden yaşlar süzüle süzüle ağlayıp babasına bile yanaşmayan meleğim aklımı da fikrimi de götürdü sınav öncesi.gayet manyak bir ruh hali ile girdiğim sınavlarıma mı yanayım kapılarda ağlaya ağlaya beni bekleyen miniğime mi.üstüne üstlük kafamın davul haliyle sınav saatine yanlış hatırlayıp geç kaldığım bir sınava da alınmadım iyi mi:(

eee sınavlar nasıldı diyenlere cevabım "mok gibiydi" desem uygun düşer mi bilmem ki.valla düşse de düşmese de dedim gayri.affola:(

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...