14 Mayıs 2012 Pazartesi

Koca Dediğin


koca dediğin nedir sevgili bayan okur?aşk meşk uğruna kapıldığın bir gemi mi yoksa içinde ruhunu teslim ettiğin koca bir sığınak mı?ya da koca dediğin kağıt üzerinde basit bir imza karalaması mı?


koca dediğin senin için başka komşun hatice için başka .gelgelelim senin anlam yüklediğin bu "koca" aslında nasıl bir mana!


aşık oluyor koşa koşa evleniyoruz ya hani .bak o vakit gözümüz kömür karasıyla kapanmış yanlışı doğrudan ayıramaz oluyoruz.safi aşkı ele alıp er kişiye varanların, duygusal yıkım ötesine geçemediğini tüm dünya biliyor .yoksa sen hala uyuyor musun:)


içinde ruhunu teslim etmiş de olabilirsin ,kocam benim her daim sığınağımdır diye diye.iyi ya o sığınak hiç mi yerle bir olmaz; fırtınayla borayla olur olmaz bir afette.güçlü müsün yeterince bir bak kendine.sığınacağı limanı bulup 20 sene demir atan çaptan düşmüş balıkçı tekneleri gibi kopacak en ufak fırtınada önce sen alabora olmayasın yoksa.


aaa belki de koca dediğin bir imza bir de her ay düzenli paradır sen gibisine.ne aşkı ne limanı benim tüm aşkım sığınağım cebimde limiti bol kredi kartım diyenlerden misin yoksa:)her sabah günaydın diyerek gözünü açtığın hayata sadece bol sıfırlı hanesinden bakacak ucuz bir kadın olmak rüyasıyla.


koca dediğin bu üç anlamdan hiç biri değil biliyor musun sevgili bayan okur!


aşk yıllandıkça sevgi ve bağlılığa dönüşmedikçe adı şarkı nakaratlarında kalacak kadar haindir .aşk vazodaki güller gibi ilk zamanlar en taze en güzel haliyle varken zaman geçtikçe kuruyan gül matemindedir.aşk sevgiliyken güzeldir ve orada gerçek haldedir.evliyken aşkın ömrü taş çatlasa 2 senedir.zaten aşka harcanan enerji sağlıklı bir vücut için ömür boyu kaldırılabilir bir yük değildir.aşk dolu dolu bir sevgiye,ilgiye ,şefkate kopulmaz derecede bağlılığa dönüştükçe güzeldir.


biliyor musun kocayı sığınak görmenin en kötü tarafı kendini köreltmektir zaman ve evlilik içinde.o yoksa sen yok musun yani.onun gücüne mi bağlı yaşama tutkun.ya çocukların kimi örnek almalı sadece babayı mı.dev gibi adamdı ama karısı bir şeyden anlamazdı mı demeleri hoşuna mı gidecek peki.ya o sığınak bir gün sana sığınmaya çalışırsa.hayat rolleri tersine döndürüp senin dimdik durmanı bekler olursa.iş ,aş senin eline kalırsa.hazır mısın buna.ya da hazır olabilecek misin yaş aldıkça.


ah ahhh en zor takım para sever takımı ve sen o takımın en popüler bayanısın değil mi.üç günlük dünyadan alınmadık tat ,alınmadık ayakkabı ve alınmadık abiye bırakmamalısın tabi.koca dediğin önü dolar arkası tl görünümlü olmalı,kocacım dedikçe kadını paraya boğmalı doğru ya:)buraya kadar iyi hoş ta niye daha evliliğinin ilk yıllarında samimi arkadaş toplantılarında ağlar halde görüyor herkes seni.uzun süren iş seyahatleri artık dayanılmaz oldu değil mi.sadece sarılmak için bile"vaktim yok uçağı kaçırıyorum"sözünü duymaktan ne kadar da usandın.ve belki başka bir kadının varlığı ihtimaliyle deliresiye yara aldın.paran yara bandı bile olmuyor sana baksana!


koca dediğin ne şu ne bu ne o .tanımın içinde hiçbir değer saklı değil kanaatimce.illa bir sebeple evlenmek ne manasız bir hamle.kendimi körelttiğim,toplum içinde küçüldüğüm,ardımdan gülünç hikayelerin baş rol oyuncusu olduğum muhabbetler olsun benden geride.


kafamı yastığa koyduğumda yanı başımda soluk alan bir nefes,sabah uyandığımda varlığından sevinç duyduğum bir adam,dar günümde gerçek umutlar vadeden ama en çok da huzur veren bir insan,gücüyle güçlendiğim gücüne güvendiğim sevdiğim.ve hep özlediğim.sanırım sadece bu koca dediğin!

9 Mayıs 2012 Çarşamba

2 kardeş arasındaki yaş farkı kaç olsa???



bu konu öyle böyle değil hepimizin derdi 
bu konu annelerin ortak derdi.
öyleyse sizi şöyle alalım.
yorumsuz kalmaz sesime ses verirseniz çok mutlu olurum:)

4 Mayıs 2012 Cuma

"artık sarılamıyoruz bile"dedi:(


ne zor iştir bir evlat büyütmek.hele ki oğlan çocuğu yetiştirmek güç bela bir iştir aslında.tek başına ihtisas sahası açılsa profluk ünvanını hiç başlamadan akademiye eline alacak kişiler erkek çocuk büyüten annelerdir .bu her daim böyledir.

benim bir oğlum var.Allah bağışlarsa,acısıyla imtihan etmez yanıma yakıştırırsa.Ali kıran baş kesenlere kurban etmez,vatan sağolsun nidasını yükseltmezse içimden gün gelip te; evet benim bir oğlum var henüz 11 yaşının içinde.

anadolumun arpa tarlaları gibi sarı saçları geliyor hatırıma oğlumun.minicik halleri daha dün gibiydi şimdi 11 oluverdi yaşı diyorum.oysa büyümedi ki hala büyümedi ki ilk yürek kazıntım.

büyüdü artık diye diye girişerek kardeşi olsun çabama kurban etmiş,ona kıymış,onu yalnız bırakmış bir anneyim ben.küçük bir kardeşin ne kadar yer kaplayabileceğini çözemeden giriştiğim bu yolda tökezledik biz ana-oğul.

"artık sarılamıyoruz bile"dedi."artık beni eskisi kadar sevmiyorsun,benimle gezmiyorsun,keyif çatmıyoruz hiç beraber"dedi.yutkundum,ne acı ki haklı sarı paşam,buğday tarlam.onu bunca severken yalnızlığa ittiğimin farkındayım.gönlüne almaya çalışsam da nafile.o içi kırılmış bir çocuk 2 yıldır.kardeş sahibi edeyim derken göz çıkartmam iş mi :(

paylaşmak adaletliyse neden tüm zamanım neredeyse kardeşine gidiyor değil mi.yaparım beceririm, ikisini de memnun ederim diyerek giriştiğim 2 çocuklu anne halim ne kadar tutarsız oysa.yetişememek,hatta kendime dahi yetememek sarmalında ilerliyorum.hep onlarla olmayı deliler gibi isterken kendime dair zamanlar yaratmak hayaliyle yanıp tutuşuyorum.hep çelişiyorum.biliyorum.

2 çocuklu ev dünyasına girmeden önce kendisiyle yüzleşmeliymiş insan.oldurabileceklerini ve karşısına alabilecekleri .düşünmeliymiş mutsuzluk limitlerini .mutlu olabilme ve mutlu edebilme ihtimallerini.ve en çok ta "yalnız ve çaresiz kalan anneler" kervanında biriyken çocuksuz mu geçmeliydi hayatım. marifet mi 2 evladından birisinin her daim hüzünlü hal bulutunda olması.

tek çocuk hiç çocuk,iki çocuk çok çocuk muymuş yoksa:( doğru nerede, gerçek ne.bir ben mi zorlanıyorum yüreğim ve bedenimle:(

son yorumlar

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...