22 Şubat 2013 Cuma

Bursa Mobilya Fuarı!

   bursada mobilya fuarı var bugünlerde.iş yerimin dibindeyken gitmemek olmaz dedik gittik.
alacak sipariş edecek pek bir mobilya fikri olmasa bile kafamda iyi ki gitmişim dedirtti.
günün modası neymiş,hangi tasarımlar ön plandaymış yerinde gördük inceledik arkadaşlarla.blogcu yanım boş durmadı ve dayanamayıp bilumum resim çekti tabi.peşi sıra ve sıcağı sıcağına buyrun seyrine :)


 bukoltuğa hasta oldum.rengi,duruşu acayip.tam ingiliz lord familyalık asalet :)

 çok ilginç geldiler bana.bilmem ki evime koyar mıydım.hele şu pop art dedikleri resimli kumaşlar ne kadaar farklı!

 aynalaaaar duruuun yalancııı aynalaaar ... diye devam eden bir sezen şarkısı vardı o geldi aklıma.özellikle beyazlar çok göz alıcı.

 hahhh işte burası tam benlik dediğim bir yer.koltuk krem rengi ,kırlentlerin kumaşları züpper en çok ta şu saatlere ba yıl dıııım.

 tühh bu resim net çıkmamış.pek güzeldi tv ünitesi.küçük gibi görünüyor buradan ama koca bir duvarı kaplar .nasıl hoştu yaaa.

 konseptinizi yirim diyecektim diyemedim :) özellikle şu öndeki sandalyenin biçimi fuarın neredeyse tüm masa-sandalye takımlarına hakimdi.son modası buymuş bacılarım,kardişlerim .ben tipini hiiiç beğenmedim.şu 3. sıradaki bordo olanın modeli de rengi de kata kat güzel kanaatimce.

 şu saatin güzelliğine bakar mısınız yahu!

 masa dizaynında son nokta! kaşık,çatal bilumum misafirlik örtü,peçete ne varsa koy ohhh.rengini değil ama kullanışlılığı şapka çıkartır.

 özellikle altını sedir ,divan gibi gösteren koltuk takımları çoktu.cevizin koyu tonları hakimdi.

 çiçek deseni altın yılında mıdır nedir.cıvıl cıvıl olmuş koltuklar.

 vallahi bunu hiiiç çözemedim :)yatak desem değil koltuk desem ıyyk .olsa olsa marsta açılacak bir butik otelin lobisi içindir dedim :)))

 bu ne ayol dümdüz ,niye çektin ki sen bunu diyorsunuz ,duyuyorum:)aslında açılmış halini çekecektim şaaak diye kapatıverdiler.sıradan bir orta sehpası lakin iki yandan çekip üste doğru kaldırınca yüksek ve küçük bir kahvaltı masası oluyor vallahi billahi :)

 dört bir yanı denizlerle pardon misafirlerle çevrili oturma grubunuzun orta yerine bu sehpayı koyuyorsunuz,ne zigonmuş ne eline tepsiymiş dert etmiyorsunuz :) pek pratik be.

 gördüğüm en enteresan ,en tarz:),en bi farklı yatak odası başlık-komodin-yatak üçlemesi! güzel desem değil ,ilginç ,çok ilginç,fazlasıyla şıkır şıkırdı.

rahat,şık,estetik bu mudur ,budur!

13 Şubat 2013 Çarşamba

evet deliyim ,SENİ DELİCE SEVİYORUM!

aşk muhteşemdi seninle.mütevazi olduğu kadar coşkulu ve sarsıcı.

kimse bilmezdi ben ölürdüm.ölüm gözlerinden içime damarlarıma kanıma oradan ruhuma ince bir dokunuşla kalbimin en hassas noktasına varırdı.

rüzgar eser,yağmur yağar,kar tipi boran geçerdi başımdan senin aşkın geçmezdi.sevilme kelimesi dudaklarında başlar ellerinde sırasını beklerdi.

sevgili demezdim sana .hiç demedim.kelimeden öteydi senin sevgin.bendeki yansıman ,bendeki diğer yarın ve yarınlarım.

caddeler çok aşık gördü.herkes sarılır herkes dans ederdi evet.ve belki herkes aynı öpüşürdü ama sen bambaşka öperdin.

ellerimiz aşık olurdu kenetlenince.ruhumu ruhuna katıp en lirik şarkıları mırıldanırdı dudaklarım.sen izlerdin.izlerken bakışların içimi delerdi.hiç kimse sen gibi bakmazdı.ve beni böyle hiç kimse yakmadı.

kavuşmak için can koyar baş koyar ne çabalar dökerdik.sana gelen yollarda içim güvercin telaşıyla bin çırpar aklım deli bir kimliğe bürünürdü.sonu önü yoktu.sendin gelmişim geçmişim ve yaşanacak hayallerim.

"içimi yarıp seni içime sokasım geliyor" derdin ,şımarık bir kahkaha atar delice sarılırdım.mutlu aşıklardan daha mutlu ,körkütüklerden daha aşık,yıllanmış şaraplardan daha keskin bir tadı vardı sevgimizin.sevmek nasıl da güzeldi.



ve şimdi

çok mu yorulduk çok mu sarstık kendimizi.bize mi kıydılar biz mi hoyrat davrandık kalplerimize.

başka bir kadın başka bir adam görüyorum bazen aynalarda.ruhumu arıyorum aynanın sırlarında.kayboldun küçük aşık ,kayboldun ve ne kolay yittin kendini diyorum kendime.

çokça sana ,zalimce kendime vuruyorum zincirleri.unuttuğuma kızıyorum aşkı.unutturduğuna kızıyorum.

suçu sana atmak hep kolay geliyor .kendimi suçlarken yine sana dönüyor oklarım.kendimden kaçıyorum.


bana kapkara dünyamı pespembe eden adamı hafızamdan siliyor, günün telaşlarında sıradanlaşmış bir karı-koca görüntüsünde gıpgri görüyorum.

su damlası gibi başlayan sevdama tüm tozları ben konduruyorum.sen susuyorsun.işin içinden çıkamayan ,gündelik mevzulara ölesiye takılı kalmış bu kadını yılgınlıkla seyrediyorsun.içinden çığlıklar atsan da duymuyorum.sadece kendi çığlığıma takılıyım.sadece ben varım bu evlilikte.sadece ben önemliyim.seni yok sayıyorum.

sen sen yine sen!en dipten en yüzeye yine yeniden çıkarıyorsun beni.tekrar hayat veriyorsun.bu da var bu da aslında bu diyorsun.gözlerim ne vakit kararsa senin içinde zerre ölmemiş aşktan bir tutam serpiyorsun ölü toprağıma.

hayır sevmiyorsun beni dedikçe yine bir şey oluyor yanılıyorum.benim seni sevdiğimden daha çok senin beni sevdiğine bin kez daha şahit oluyorum.

kötüyüm,cahilim,çekilecek dert değilim eteklerine yapışıyor ruhum.senden koparsam yaşam damarım kopacak biliyorum.BİZ düşüyor aklıma.20 sene evveli geçiyor gözümden perde perde."sen yorulma diye" yaptıkların bugün bile varken kendimi utanç dehlizlerinde buluyorum.

biliyor musun ,senin kadar beceremesem de kalpten sevmeyi ben hayatı seninle seviyorum.seninle yaşlanmak seninle ölmek istiyorum.ve itiraf ediyorum tüm şımarık hallerimi bana katlandığın için yapıyorum.
                                         
                                             Ve evet deliyim ,SENİ DELİCE SEVİYORUM!
                                               


6 Şubat 2013 Çarşamba

Evliliği Kurtarmak!

 


            Bu yazıyı gördüğüm anda paylaşmak,okumayan ama akla ihtiyaç duyan kim varsa beni takip eden ulaştırmak istedim.kendi payıma dönüp dönüp okunulası ders çıkarılası hatta er kişimin gözüne sokulası yerler olduğunu fark ettim :)

          Belki size de bir ucu dokunur, kendinizi bulur ,kendinize rötuş yapar olursunuz kimbilir!


        Evliliği Kurtaracak 5 yol

Evlilik sadece bir sözleşme değil aynı zamanda kader ortaklığıdır. Bu ortaklık zaman zaman problem yaşasa da aşmak mümkündür. Tabii ki karşılıklı çaba olmalıdır. Taraflardan sadece birinin evliliği kurtarmaya çalışması yetmez. Sorunları aşmak istiyorsanız bu yazıyı okuyun. “Bana ne” diyorsanız, kendinize bir avukat bulun.

Evliliğin en temel nedeni aşk olmalı. Bu konuda hiçbir şüphem yok. Ama evlilik aşktan öte bazı şeyler ister. Çünkü çok uzun solukludur. Bu yüzden başta duyulan heyecanlar zamanla yerini başka şeylere bırakır. Mesela alışkanlığa... Bunu olgunca kabul edenler için sorun yok. Onlar, aşktan sevgiye yumuşak bir geçiş yaparak evliliklerini bu çerçevede daha uzun yıllar sürdürebilirler. Eşlerden biri ya da her ikisi bu olgunluğa erişememişse, kendini eğitememişse ve evliliğin yanısıra başka hiçbir uğraşı yoksa o zaman aşktan sevgiye geçişi bir türlü kabullenemeyecektir. Evlilik derinden sarsılacaktır. Zaten boşanmaların yüzde 45’i bu ilk 5 yıl içinde olmaktadır. Bu geçiş süreci sancılı olmakla beraber aşılması imkansız değildir. İşte bu sorunları aşmanız için 5 yol:
1) DİNLE
Eşler arasındaki iletişimsizlik sorunların kaynağıdır. Bu yüzden iyi iletişimi olan çiftlerin evlilikleri daha uzun sürer. İletişim, karşındakini dinlemekten başlar. Eşinizin söylediği her şey önemlidir. Çünkü o sizin eşinizdir. Ne anlatırsa anlatsın mutlaka can kulağıyla dinlemelisiniz. Hele hele konuştuğu şey aranızdaki sorunlarla ilgiliyse çok daha dikkatli dinlemelisiniz. Sorunlara çözüm bulmanın yolu, önce o sorunu bilmekten geçer. Eşiniz size “Benim sorunum var” diyorsa evet vardır, bunu geçiştirmeyin.
Başka zamana ertelemeyin. Elinizdeki işi bırakın ve kendinizi sadece eşinizi dinlemeye verin. Avrupa’da yapılan araştırmalar birbirlerini dinleyen çiftlerin evliliklerinin diğerlerine göre çok daha uzun sürdüğünü ortaya koyuyor. Eşinizi dinleyerek aslında ona verdiğiniz önemi, duyduğunuz saygıyı da göstereceksiniz. Söylediklerinin dinlenmediğini, dikkate alınmadığını düşünen kişiler kendilerini elbette kötü hisseder.




2) ANLA
Dinlemek elbette yetmez, eşinizi anlamaya da çalışmalısınız. Karşınızdaki insan ne kadar konuşursa konuşsun, siz onu anlamak için çaba göstermezseniz cümleler havada uçup kaybolur. Burada ‘empati’ çok önemlidir. Yani kendinizi eşinizin yerine koyacaksınız. Eğer bir davranışınızdan şikayetçiyse “Aynısı bana yapılsaydı, nasıl hissederdim?” diye düşüneceksiniz. Anlamakla beraber anlayışlı da olacaksınız. Söylediği şey size çok aykırı gelse bile bunu onun yüzüne vurmayacaksınız. Eşiniz böylece önemsendiğini, anlaşıldığını hissedecek, rahatlayacak ve sorunun çözümü konusunda adım atılacağına inanacak. Bu da evliliğiniz konusunda umudunu artıracak.

3) KONUŞ
Dinlediniz, anladınız ve konuşma sırası size geldi. Kimi insan, eşini sadece dinler, seni anlıyorum der ama kendi fikrini söylemez. İşte bu durum, eşinizi çileden çıkarır. Oysa siz de o sorun hakkında mutlaka ne düşündüğünüzü açıklamalısınız. Ya da siz eğer ortada bir sorun görüyorsanız bunu açmalısınız. “Benim seninle sorunum yok, senin benimle varsa sen konuş” demenin alemi yok. Ayrıca sadece birbiriniz hakkında ya da evliliğinizdeki sorunları değil, dünyadaki her şeyle ilgili konuşmalısınız. Eşler birbirinin en iyi arkadaşıdır da aynı zamanda. Konuşabilmeli, birlikte zaman geçirebilmeli ve eğlenebilmelidirler.

4) SABRET
İnsanların birbirine karşı tahammülü çok azaldı, bunun farkındayım. Ama evliliğin çok önemli bir unsurudur sabretmek. Kötü olaylar karşısında hemen pes etmek, çaba göstermeyi bırakmak, emek vermekten vazgeçmek doğru değil. Ama sabretmekten kastım eşlerin birbirlerine yaptıkları her şeyi sineye çekmek değil. Şiddet, ihanet gibi davranışlar tabii ki affedilecek şeyler değil. Ancak pire için yorgan yakmanın da alemi yok. Sorunları çözmek yerine daha ilk bocalayışta ayrılığı gündeme getirmek doğru bir davranış biçimi olmaz. Üstelik sürekli ayrılıktan konuşmak da evliliğin anlamını yitirmesine yol açar.


5) DEĞİŞME VE DEĞİŞTİRME
Eşlerin yaptıkları en büyük hata, birbirlerini değiştirmeye çalışmaktır. Evlenmeden önce herkesin kendine göre bir yaşam tarzı vardır. Çiftler birbirlerini tanıdıklarında ve eş olmaya karar verdiklerinde bu yaşam tarzını bilerek adım atar. Ne yazık ki evlendikten sonra taraflardan biri (genellikle erkekler) eşini kendi hayatını yaşamaya mahkum etmeye çalışır. Sadece kendi kurallarının geçerli olmasını ister. Bu başta, insanın hoşuna gitse de daha sonra baskı unsuru olmaya başlar.
Baskı sonuçta mutlaka patlamaya yol açar. Bu yüzden eşler birbirinin yaşam tarzına saygı duymalıdır. Kimse kimsenin hayatını yaşamak zorunda bırakılmamalıdır. Evlilik için yaşam formülü şudur: Kimse başkasının hayatını yaşamayacak. Herkes kendi hayatını koruyacak. Çiftler, evlilik için oluşturdukları üçüncü bir hayatı ortak olarak yaşayacaklar. Ancak bu şekilde evliliğin huzurlu ve mutlu bir şekilde devamı sağlanabilir.

ÇOCUK KURTARIR MI?
Çocuğun evlilikler için kurtarıcı olma fikri bana göre yanlış. Ancak evliliğin başka bir boyuta geçmesini sağladığı da bir gerçek. Çocuk, mutluluk verebileceği gibi evlilik içindeki sorunları artırabilir de... Çocuk doğana kadar serbest, kaygısız bir yaşam sürmüş olan çiftler, birdenbire ağır bir sorumluluğu yüklenince derin sıkıntı duyabilir, hatta ruhsal çöküntü içine girebilirler. Kendilerini hapsedilmiş, sınırlanmış hissedebilir, bu ağır sorumluluktan kurtulmak için evden uzaklaşmak isteyebilirler.
Çocukla birlikte gelen bir başka sorun da özellikle kadında yaşanan cinsel isteksizliktir. Kadının kendini çocuğuna adaması, eşini ihmal etmesi, evde aradığı ilgiyi bulamayan erkeğin gözünü dışarı dikmesi anlamına gelir. Bu da kaçınılmaz bir sonuç doğurur: Aldatmak... Elbette bu cinsel soğukluk sadece kadında yaşanmaz. Erkek de eşinin hamilelikten sonra bozulan vücudunu kabul etmekte zorlanabilir. Bu durumda yapılması gereken çocuk yapma kararını birlikte almak ve en iyi zamanı kollamaktır. Sonuçlarını iyice düşünüp buna eşlerin birbirini hazırlaması gerekir.
CİNSELLİK ÇOK ÖNEMLİ
Bir evliliğin yürümesindeki en büyük etken cinsel uyumdur. Birbirini anlayan eşler arasında cinsellik önemli bir sorun çıkarmaz. Evlilik, aynı zamanda karşılıklı cinsel eğitim süreci olarak da görülebilir. Zaman içinde erkek ve kadın birbirinin cinsel eğilim ve kapasitelerine uyum gösterir. Cinsel uyumsuzluk, çoğu zaman bir başka anlaşmazlığın sonucudur. Kadın ya da erkek cinsel birleşmeyi reddederek eşinden öç alıyordur. Şimdi tekrar başa dönelim, evlilikte 1-Dinlersen, 2-Anlarsan, 3- Konuşursan, 4- Sabredersen ve 5- Değiştirmeye çalışmazsan, cinsel hayatın da gayet mutlu gider.

(13.01.2013 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...