31 Ekim 2012 Çarşamba

dönme dolap misali döner başım

2 sene önce daha mı zayıftım ne offsss

bırrrr
soğudu mu şimdi hava derken hooop güneşin patlak vermesi tam öğle üzeri.güzeeel.

dönme dolap misali döner başım dönen başım değil asıl duygularım .yeter ki gün eksilmesin penceremden diyor ya şair o misal.lakin gelin görün ki benim penceremden amele eksilmiyor son 2 aydır:)tam şu anda beynimi mi yoksa duvarı mı deldiği belli olmayan matkap sesine rağmen azmettim anacığım içimi dökmem lazım.

mantolama mı ne zıkkımsa o var dış cephede.iş yerimdeyim,odamda.sakin ve sükunete alışmış (sadece burada evde değil yanlış anlaşılmasın)bünyeye ağır geliyor emme yapacak zerre bir şey yok.bol sabır diliyorum kendime ve diğer bina arkadaşlarıma.

ben bu sese tahammül edemezken üst katımdaki möhendiz arkadaşım "seninki bir şey mi, bana camdan kablo uzatıp -şunu bi prize taksan ablaaa -diyorlar her gün" demez mi.ses okey görüntü olmasın lötfen dedim iç sesimle:)


manyağın manyağı şefimle iş hayatımın en çıkılmaz sokaklarını arşınlıyorum.ne siz soruuun ne ben söyleyeyim zinhar al eline silahı çek vur diyenleriniz çıkacak kanaatindeyim.

er kişimle bir dargın bir barışık olmadı be sadri alışık tadında gidiyoruz bakalım.derdin ne be kuzum post modern kocayı bulmuş daha belanı mı istiyorsun diyenleriniz olacaktır.en azından yakın çevrem bu çemkirmeyi yapacaktır .ama ben lafın altında kalır mıyım hiç!en post moderni bile adı üstünde KOCAdır.bu 2yle 2nin 4 etmesi gibi doğrusal bir denklemin iç bükeysel analizi kadar net bir ifadedir.

sabah sabah oğlanın kahvaltısını hazırla, giyin, kuşan ,roll on sürün iş yerinde pis pis kokma  ritüeliyle kahvaltı yapmayı atladım.bir kaç gündür limoni tadına yandığım kocayla iletişim kanallarımız bu sayede mi ne açılıverdi.

"kahvaltı yapmadın di mi sen"
"evet"
"al şunu yersin işe gidince"
"bu ne"
"muz"
:)))))))))))))))

bu çok düşünceli hal beni duygusala bağladı.sarıldım felan .içten yani yapmacık değil valla.gel gör ki mesai arkadaşlarımın dörtte üçü erkek olan bir yerde kahvaltı niyetine ulu orta muz yememin biraz tuhaf kaçacağını diyemedim.adamcağız 10 sn.içinde bulmuşken böyle bir çözüm benim erkek beyni ve iz düşümü üzerine 3 paragraflık kompozisyon sunmam hakkatten absürt kaçardı.

koca candır.kızarsın küsersin.hönkür hönkür ağlar hayat gayeni nasıl berbat ettiğini yüzüne haykırır bin bela okumaktan beter hale koyarsın.çocuk gibi şımarır,bu akşam yemek memek yok ne buluyorsan onu ye der kumanda elde kom baba gibi tvye çökersin.zır zır zırlayan çocuğu önüne atar "bıktım usandım bunlardan hepsi sana çekmiş "dersin deeeeee o adam yine sana sırnaşır yine dön dolan "sen haklısın"der yani.

kadınsal hormonların 8 adet olduğunu her birinin birbirinden bağımsız radikal hareketlenmeler yaşadığını erkek güruhununsa sadece 3 hormonu olduğunu ve genelde doğrusal ivme hareketleri gösterdiğini öğrendim.bu bilgi bana şunu haykırdı.kendini bir gün tuhaf,salak,geri zekalı,diğer gün dünya güzeli,36 beden ,ay ku canavarı hissediyor olmamızın hiiiç yadırganacak yanı yokmuş yani.bir de giyecek hiçbir şeyim yok  modumuz vardı ,o da mı hormonlar acaba hımmm:)

kocaaa upuzuuun bayram geldi geçti de ben yine hamur işi börek ,toplarsın yorgan döşek şeklinde evimin kadını çocuklarımın anası oldum mu oldum.fazla çabuk geçti .hatta geldi geçti peh peh pehh kiziroğlu mustafa bey hey hey heeey bile denebilir.bence mahsuru yok.

evdeydik evi bekledik .nolur nolmaz yani alan götüren olur ,biz yüksek faktörlü koruma olarak bizzat kendimizi kullanıyoruz.sıkıldım da sıkıldım lafazanlığıma direnemeyip bir avm gezentisi yapalım dedik lakin 2 yaş sendromlu bıcırık ayşe ve önergen zaman tünelindeki aslan parçamla gezenti burnumuzdan geldi.hep olduğu gibi.

bunlar büyümeden bize rahat yok,büyüsünler o vakit gezeriz söylemlerini karşılıklı tükettikten sonra benim yine hormonlarım coştu 8inin birden devresi yanmış olacak ki ağlamayla gülmeyi aynı dakikalara sığdırabildim.

gençliğim gidiyor eyvah türküsü mü dersiniz,ben niye evlendim ki bekar olsam dünyayı gezerdim ağıtına kadar tüm lirik parçalar detone bir şekilde süzüldü dudaklarımdan.

velhasılı kelam bayram seyran neyine otur evinde güzelce diye diye tünedik koltuklarımızın üzerinde.

sözlerime burada son verirken küçüklerin yanacıklarından sıkar büyükleri sarmaş dolaş öper gelmiş geçmiş bayramlarınızı tebrik ederim:)

nokta virgül ünlem:)))

10 Ekim 2012 Çarşamba

belki biraz ağlamalıyım



şehrin kıskacında ufacık dünyamda sıkışıp kaldım ben.bulutlar üzerimden geçerken nereye bensiz nereye gidiyorsunuz diyorum.hiç gitmediğim ve hiç yaşamadığım hayatların üzerine gölge mi yoksa yağmur mu olacaksınız.beni kendimle baş başa koyup diyar diyar yollar mı aşacaksınız.

camlar kapalı.dört duvar bir de hayallerim.

şehir çok gürültülü.içi dolu kaynayan bir kazan gibi.ayarında bir ısısı var az daha açsan birden kabaran süt tenceresi gibi dışına fışkıracak ,ne var ne yoksa safra gibi dışına akıtacak.

ev çocuk seslerinin yankısında.gece gündüz fark etmiyor.uykusuzluk döngüsünü kırsam da arada hep bir bitkinlik hali.

yine kırıldım.dalım düştü.öyle bir ses geldi ki düştüğü yerden acımalı mıyım halime.derman bulamadığım bir hal çöktü üzerime sisli bir şehir gibi.göz görmüyor duygularımı puslu bir alaca karanlığın ortasından yankılanıyor sesim;"ben bur da yıııım bur daaaa yıııımm".duymuyor kimse.

bilmediğim hayatlar var.hiç şahit olmadığım.bilmeden özlediğim hayatların umut yolcusuyum ben.yorgunum.kollarımdan tutuyorlar akıl söylemlerimi daha ağzımdan çıkmadan içime kusturuyorlar.gitmem gerek görmem gerek diyorum.dedikçe yerimde sayıyorum.

yaş az değil.kemale erme vaktini bile geçmiş olmam lazım.geç mi kaldım hayat söyle geç mi kaldım sana???

kıskanıyorum eli kolu zincirsiz olanları.nasıl bir kıskançlık anlatamam.yerinde olmak değil onların varlığına katlanamamak benimkisi.ben bu hallerdeyken onlar o hallerde nasıl ne hadlerine diyor aklım .duygularım öfkeme öfkem beynime vurdukça vuruyor.şuurlu muyum bilmiyorum.

belki biraz ağlamalıyım.belki bir pencere açmalıyım yeni ve defterleri bomboş bir hayata.ama boşlukları ve yalnızlığı hiç sevmiyorum ki ben.dolu dopdolu geçsin ömrüm.sığınacak bir liman sevecek çocuklar.hepsine zıt gidecek en çok istediğimse özgür kalsam o doluluk içinde.

özgür ruhum çok yaşasa.çok dediysem yıllar bitmesin demek değil.doysam kurda kuşa, raftaki kitaba,çıkılacak dağa,bakılacak ovaya.tanısam daha çok tanısam insanları.bin çeşit hallerini görüp şaşırmamayı öğretsem kendime.aynı tip tek tip bir güruha değil herkese yakın olsam herkesten alsam herkeste bir anı bıraksam.doğrum eğrim benim olsa yalanlarıyla acımasızlıklarıyla başkaları boğulsa.çok tanısam az yanılsam .az yanılıp az şaşırsam.

canım hayat belki biraz ağlamalıyım.belki ağlamak için bir yer bulmalıyım.gün batarken en çok yakışandır hüzün.gündoğarken ağlanmaz biliyorum.belki tam ulu orta sövecekken durup gözyaşı akıtmalıyım.içime değil hüngür hüngür biteviye.

ve sen hayat artık bana biraz daha şans vermelisin.hani hayallerim var ya benim.hani ulaşamadıklarım.biraz daha yol aç bana.biraz daha özgür zaman biraz daha cesaret.

ben ağladığımda değil güldüğümde güzelim be hayat.güldür beni artık doyasıya!


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...