3 Ağustos 2012 Cuma

Aşk Yorgunu

dal gibi uzun bir adam,sarışın .uzaktan süzen ama içten bakışlar.cesur mu acaba yüreği var mı yanıma gelmeye derken ilk merhaba.şaşkınlık,tereddüt.adını ,okulunu,şehrini söylerken yüzüne manasız bakışlar fırlatan ben.bir yandan ürkek bir yandan umursamaz istanbul kızı havalarında yine ben.o ise öyle mağrur ki ve inadına inanmak istemediğim dürüst bir tavır.etkileyici ama kilitlerim var sapasağlam.yüreğim devrilmeyecek sözüm var benim.

defalarca yüz üstü bıraktım.ararım dedim aramadım.oynadım oyaladım.kötüydü içim.kimden neyin intikamıydı sanki.tuhaf .umursamadım ama o vazgeçmedi.o kadar gönülden istemişti ki defalarca istanbulun en olmaz muhitlerinde en olmaz zamanlarında karşıma çıktı.

taksim postanesinin önünde mevsimlerden kış yağmur sağanak adeta.bekliyorum neredeyse bir saat olmuş iki arkadaşımın ikisi de ortada yok.trafik diyorum ofluyorum pufluyorum.şemsiyemin altında sıkıntıdan çatlıyorum.ve o yağmurda ıslana ıslana yürüyen bir adam bana doğru yaklaşıyor.olamaz diyorum bu o.sevinç mi desem oh nihayet tanıdık bir yüz görebildim rahatlaması mı adı her neyse.

asla kulaklarımdan gitmeyen o soruyu soruyor;
-erkek arkadaşını mı bekliyorsun?
-hayır hayır
diyorum
-kızlarla buluşacaktık ekintilerdeyim iyi ki karşılaştık
içimden yanımda kalsa bari diye geçiriyorum
-istiklalde hayal kahvesi var oraya geleceklerdi eğer bir aksilik olursa orası olsun demiştik buluşma yeri.
-gidelim mi beraber
diyor
-çok iyi olur gidelim
diyorum

buz mavisi kotunu ve kahverengi nubuk ayakkabılarını dün gibi anımsadım şimdi.mutluydu hatta çok keyifliydi.onu aramamıştım.oysa ayak üstü bana kaldığı yurdun numarasını bile ezberletmişti.beklemiş,umut etmiş,onu bana yaz diye dua bile etmiş.şaşkınlıkla dinledim.şiir bile okudu.çokça ailesinden anlattı.onu tanımam ve ona güvenmem için neredeyse her şeyini ortaya döktü.allak bullak oldum.kızlar geldi.o da izin isteyip gitti ama bu defa arayacağıma söz vermemi isteyerek.

buluştuk 1-2 kez.yok yok yok.istemiyordum onu.bir şeyler içimde öpölüydü.fakülte 1. sınıftaydım daha.yıllarım vardı.korktum belki de.aptal bir kaç oyunla soğutmaya çalıştım kendimden.yemeğe çıktık. en pahalı yemekleri üstelik çoğunu hiç yemeden bıraktım.o anadolu delikanlısı ben ukela ,havalı bir kızdım ,öyle sansın istedim.denedim,vazgeçiremedim.

kader benim dışımda işlemeyi kafaya koymuştu.en son ararım deyip haftalarca aramadığım dönemde ,o gerçekten aşk acısı çekerken ben umursamadım.ya da umursamadığıma inandırdım kendimi.


bir gece uykumun orta yerinde karmakarışık bir rüyanın içinden ağlayarak uyandım.onu gördüm,yüzünü,gözlerini,bana çok güzelsin derken yüzünde oluşan mimikleri hepsini hani derler ya film şeridi gibi tam da öyle gözümün önünden geçirdim.işte o gece asıl o gece içime bir ateş düştü benim.adını koymaya korktuğum ,yüzleşmekten kaçındığım gerçek gün gibi yakama yapışmıştı.ve adı aşktı.


                                                             
                                                                                 bizim şarkımızdı bir zamanlar


çok sevdik birbirimizi,çok özledik.onsuz düşman gibi geçen zamanlarda mektuplar yazdım.o bana şiirler yazdı.sayfalarca aşk döküldü ellerimizden.kopmadık,kopartamadı hiçbir güç.o öğretmen olup başka bir şehre gittiğinde bile.artarak sürdü.herkesi karşımıza aldık,onu bile ben ikna ettim .fakülte 3. sınıfa başlarken evlendik.

16 yıl dolacak kasımın 2'sinde.2 çocuk kdvsiyle:)acılar,kavgalar,sancılarla dolu 16 yıl.insan aşkın pembe rengi hiç değişmez aynı pembelikte kalır sanıyor.bazen kan kırmızısına dönebiliyormuş meğer.bazen simsiyah gece kadar karanlık.ve yine hiç ummadığın bir vakit pespembe hayal bahçelerine yol alıveriyorsun.

aşk bitmiyor rengi değişiyor .bir de yorgun düşüyor aşk.dünya hengamesine yenik düştüğü oluyor.düştüğü yerden alıp kaldırmak için tek kişi yetmiyor.öyle güçlü kollar lazım ki hem onu yerden kaldıracak hem sevdiğini sımsıkı saracak.zaten sarılmadan aşk ta olmuyor.

kendiğimizi unuttuğumuz ,boşluğa,hiçliğe düştüğümüz zamanlardayız çokça.kırılan kalbin bini bir para.çocuklar diyorum ahh çocuklar.sonra hayatın verdikleriyle bizim almak istediklerimizin tezatlıkları.kahredişler ,iç çekişler,yeter yeter artık çığlıkları.ve yine aklı selim bir halde bakınca olan bitene bundan daha iyisi yok ki.daha iyi bir evlilik daha aşık bir çift yok tespiti ve varsayımı.

18 senedir gözlerine baktığım ve hep güveni,inancı ,bana duyduğu sevgiyi gördüğüm bu adam,o buz mavisi kotu ve kahverengi papuçlarıyla içimde yanan kor bir sevda aslında.onca hır güre rağmen şu satırları yazarken klavye başında gözyaşı dökebiliyorsam ve dayanamayıp telefonda özledim seni diyebiliyorsam daha bu sabah gördüğüm adama ,AŞK SADECE YORULMUŞTUR zannımca.

aşkı yorgun düşen tüm evli kullarına yine yeni yeniden cesaret ver yürek ver Allahım şu mübarek aylarda!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...