25 Ağustos 2011 Perşembe

PİŞŞTT BENİMKİLER:)


heheheee
özlem kavurup kavurup kavurma haline getirmiş haldeyken ben bir fırsat bulup giremedim cancağızım bloguma.ama işte burdayım,ben bu işte ustayım.hım hım hım:)


ivit iyi günümdeyim ya da o zanla yaşamak beni hayata iki dirhem fazla bağlıyor sanırsam.her neyse sonuçta hoşum,loşum biraz da boşum.bu sayede size seslenme bahtiyarlığına erişimişim.daha ne olsun.


bilen bilir bilmeyen tam da şimdi öğreneceği üzere neval hatun mim fırlatmış üzerime.baktım baktım bir daha baktım ne zor yahu dedim.çıkamadım ben bu işin içinden.hani ne aka ne .oka koyulacak bir mim.haspam çok mu düşünmüş acep dedim.esefle kınayacaktım lakin camdan bahçeye doğru bakındım esefi bulamadım:)içimde tıkandı kaldı kınayamadım.yoksa kına mı yaksaydım.öğğğ kötüydü biliyorum.gülmeyenleri de seviyorum ben.hepimiz kardeşiz:)


işte o mim,nırının nırının nırınınıııııın:))


Kurallar !


Yazının başlığı "Blogger N lerini seçiyor" şeklinde olmalı...Bir bütün halinde ilerlemeliyiz.Her kategori için en fazla 3 seçim yapabilirsiniz.(Sadece 1 kategori için 5 tane yazma hakkınız var.Çoğumuzun blog açma sebebi,kendimizi anlatmak)
Ekstradan 1 kategori daha ekleyip seçiminizi yapabilirsiniz.
Kategori açarken mümkünse seçiminizi en güzel,en akıllı,en zeki gibi şeylerden yana kullanmayın.Tamam birbirinizi tanıyor olabilirsiniz ama burda genel seçimden bahsediyoruz ve birbirimizi sadece yazılarımızdan tanıyoruz.Yazılardan yola çıkarak sonuçlara varabileceğimiz kategoriler olmalı.(Kişileri rencide ederek küçümseyecek türden kategorilere kesinlikle yer vermeyin.)Aynı kişiyi 1 den fazla kategoriye yazabilirsiniz.Mim yazılarınız kesinlikle okunacaktır.Okunduğuna dair yorum bırakılacaktır.Bir gün içerisinde yazılarınıza yorum gelmezse mail atarak haber verirseniz en doğru sonucu elde etmiş oluruz.

En güncel blogger :Neval,Blogcu Anne, İkiz Büyütmek 

En "nazik" blogger:Nagehan, GönülAslıcık, Sevdiye

En çok düşündüren blogger :,Özüm, Aslı, Nehir İda,Deli Anne,Blogcu Anne

En çok keyiflendiren blogger : Gül ,Dilek, Görkem,Serpil,

En "leziz" blogger : Adaşım , Özge , Tülin,Mine , Duru

En çocuklu hallerini anlatan  blogger ;Çakıltaşı , Bahar ,Nilhan ,Emirin annesi,Bap,Hatice,Anne Kalemi,Feride,Selcen ,Esin

En çok şahsına özel blogger;Birgül, İlknur, Şerife, Pınar,Gülçin ,Büşra, Ülkü,Sinem,Özlem,

En "edebiyat parçalayan" blogger;Özlem ,Deli Anne,Asahhara

En " arayı uzatıp özlenen" blogger;Ayşen, Manolya,Zeynep,Selinka,Sevde,Terazi

Evet okuduğunuz üzere yazdığı kurallara bile sadık kalamayan hoppidik yanım ay şunu da eklemeliyim aman şu dışarıda kalmasın diye diye neredeyse tanıdığı tüm blogcuları alt alta sıraladı.aslında bunlar sadece bir kısmı elbette.daha yazamadığım kimbilir kaçı var.ayy bu sıcakta bu kadarı çıkıyor işte.

darılma gücenme yok.efet farkındayım mim de tam mimi hani.kim dost kim düşman ortaya serme niyetimi kurgulanmış acep:)aramıza nifak tohumları ekilmesin aa dostlar.kim unutulduysa onlar da benim ennn çok unutma salaklığı gösterdiğim bloggerlar oluyor:))

mimde adı geçen geçmeyen tüm arkadaşlara alttaki şarkıyı yolluyorum.ben pek severim de.sağlıcakla keyifle kalın.herkeşleri öperim herkeşleri:)))

17 Ağustos 2011 Çarşamba

beyaz eşya,kara rüya

eskiler ne güzel deyişler demişler:) "geldi mi üst üste gelir" diye.he heytt bu sefer buzdolabımız hakkın rahmetine kavuşuyor iyi mi.anlaşılan bu yıl bizim çeyiz yapma yılımız.evlilik hayatımızın 15. yılını dolduruyor olması münasebetiyle eve bir yenilenme bir değişim açılımı yapılması gerektiğini elektronik aygıtlarımız veremedikleri sinyallerle gösteriyorlar.bilmeyenlere anımsatma babında daha birkaç ay önce bulaşık makinem de iflas etmiş yeni bir tane edinmek durumunda kalmıştık.


öff yorucu ,bunaltıcı bir mevzu aslında nereden bakarsan.hangi marka,hangi model,ne kadara...herkesin bir fikri var.ona dönüyorum asla arçelik alma ,buna dönüyorum boschun yüzüne bakma.vestelmiş,aristonmuş zaten bahseden bile yok.eeee yine kafa karışıklığı bin beş yüz oldu bende.uzatın omzunuzu ağlıyciiiimmm:)


oysa ki 15 yıldır yükümü çeken çamaşır makinem ayşe bacıyla,bulaşık makinem fatma bacı ,üstüne üstlük akıllı mini fırın hatçe bacım hepsi arçelik.bugüne değin hiç bir arıza vermemişlerdi.ta ki elektrik voltajının birden yükselmesiyle şalterin atıp o an çalışmakta olan bulaşık makinemin motorunu yakana değin.hoş bu dahi arıza sayılmaz.tamamen elektrik idaresinin uyuzluğu.dava açsam kazanırım lakin tutacağım avukat ve mahkeme masrafları zaten 2-3 tane makine almamı sağlardı.uğraşmadım gittim yenisini aldım her zavallı türk tüketicisi gibi.


şimdi karar aşamasındayım arçelik ve bosch arasında ,beğendiğim 2 modelden birini alma arefesindeyim.sizlerle de paylaşmak ola ki tecrübelerinizden fayda sağlamak niyetindeyim en çok.


arçelik olan bu;
bosch olansa şu; 


benim ibrem bu kez arçelikten yana.çünkü adamlar A++ sınıf bir dolap üretmişler.şu an evimde haldır haldır çalışan 15 yıllık profilom bu dolaptan 3,5 kat daha fazla enerji yiyor.sonracıma arçelik olanın içi daha bir ferah.çelik şişe koyma yerleri filan var.kapı kısmında 5 rafı var.boschun cazip olan ilk tarafıysa adı sanı açıkçası.nedir bu marka merakımız püff.okuyanı da aynı cahili de:))kapak kısmında ısı göstergesi olması eşimi mest etti.onda bir takıntı bu.dercesi olsun canımız istedikçe ayarlayalım diyor.sanki klima alıyor mübarek.başka başka ne güzelliği var derseniz ;chiller diye bir bölümü var.kahvaltılıkları,2-3 günde tüketilecek et-balık-tavuk gibi malzemeleri saklayabiliyorsunuz.


işten çıkıp epeyce bayi ,media markt gezince hepten keyfi kaçtı dolap arayışının.en iyisi çok düşünmeden şıppadanak karar vermek.bugün yarın noktayı koyup layıkıyla donmuş dondurmalarımı yemeye başlasam diyorum.zira yarı sulu yarı buzlu olunca içim de almaz oldu canım dondurmaları.


kıymetini bilin derim siz de dolaplarınızın .bakın ne hallere düşüyor insancıklar.yaz sıcağı dondurmasız geçer mi ama:(



15 Ağustos 2011 Pazartesi

Yanlış mı Anlaşıldım???

hani geçen gün yazdığım İtiraf Ediyorum isimli yazım vardı ya işte o ,pek çok anneyi üzmüş sanırım.hele ki işe dönüş aşamasında olup da birkaç blog gezineyim millet neler yaşamış bu yol üzerinde diyerek gelip benim yazımı okuma gafletine düşüp, kafaları bin beş yüz olmuş anneler bunlar.

benim ne denli dobra olduğumu bilmeyen kalmadı artık.ne yaşıyorsam ,ne hissediyorsam noktasına dek yazar yansıtırım.o gün gerçekten çökük olan ruh halim beni o denli dokunaklı bir yazı yazmaya sevk etmişti.misal şu an olsa yazar mıydım.hayır.çünkü hoş bir hafta sonu geçirdim ve pek de yorgun değilim.

benim şartlarımı birebir taşıyan anneler varsa içinizde asıl onlar okusunlar şu satırlarımı.

canlar;
ben bursa denen bu nemli şehirde yalnızları oynayan bir anneyim.daha önce yazdıklarımdan bilirsiniz.eşimin ailesi çok uzakta.hem yaşlı hem hasta insanlar.ve diğer tüm kardeşleri yine oldukça uzakta yaşıyorlar.herkesin çoluğu çocuğu ve işleri var.bize ayıracakları zaman dilimi birkaç gün ancak.öz annem 1,5 saat ötemde ,ancak yılda 1 yahut 2 kez gelir ziyaretimize.o da ya doğum yaparsam ya oğlum sünnet olursa ya şu ya bu.babam zaten ayrı bir bırakın postu kitap konusu.kendisine olan nefretim ilkokul yıllarımdan beri artarak devam etmekte.

neyse diyeceğim şu ki kardeşim zaten yok.o yok bu yok.biz dımdızlak yaşıyoruz buralarda.hastalandığımızda,ameliyat olduğumuzda hep kendi kendimize uğraş veriyoruz.şimdi 4 kişiyiz.gecenin yarısı birimiz acillik olduğunda 4 kişi çıkıyoruz sokağa.ne kızımı bırakacak güvendiğim bir insan var ne oğlum başka bir ailenin yanında gece geçirir.yıllardır dip dibeliğe alıştığından mı nedir;hiç kimsenin evinde halasının,amcasının dahi kalmadı bugüne dek:(

yalnızlığın yan denkleminde uzanan bir diğer sıkıntı şu ramazan günlerinde eşimin ve benim canla başla nöbet devralarak çocuk büyütüyor olmamız.oldukça yorucu ve yıpratıcı günler geçiriyoruz.bırakın bu ayın manevi tadını içimize çekmeyi adeta bu ayın bir an evvel geçmesini bekliyoruz.eşim gece sahur,sabah 7 de ayşenin nöbeti derken yamuk bir halde geziniyor.ben eve dönünce ,onun o halini görünce kıyamıyor,mümkün olduğunca çocuklarla bir başıma uğraşmaya çalışıyorum.sağolsun eşim yine de yalnız bırakmıyor beni.

iş desen inanın lunapark ortamından bir farkı yok.eğlence anlamında demedim.kargaşa ,curcuna had safhada.açık ofis tarzı bir salonda 8-10 kişiyle çalışıyoruz.birkaç densiz insan sayesinde her günümüz yalnız benim değil hepimizin kabusa dönüyor.ilkokul mezunu ,orta okul mezunu,lise mezunu ve üniversite mezunu insanları aynı odaya tıkarsan ve üstüne üstlük beylerin çoğusu "hanım çalıştırmazgillerden" olursa yaşadığımız münakaşaların,iç çekişlerin haddi hesabı olur mu hiç.

üstüne üstlük ben yaptığım işten ziyadesiyle nefret halindeyim.beni yakinen tanıyanlardan ve üç beş gün dahi olsa oturup kalktığım insanlardan duyduğum sözler hep aynı ;"sen böyle bir yerde çalışacak insan değilsin".gerçekten öyle.bir yazı yazmıştım neredeyse 1 yıl önce.orada neyi neden istediğimi açık açık yazdım.meraklısı buyursun.

işimden şu halde olsam da vazgeçme niyetinde değilim.hayat şartları zor ve yıpratıcı.herkes kendi sıkıntısında çırpınıyor.benim payıma düşenler bunlarmış.şükür.sağlığımız yerinde.ilerleyen yaşlarımda yükselmek,farklı noktalarda olabilmek ,öncelikle kendi ruhumu nirvanaya:) ulaştırabilmek için çalışmak zorundayım.evde oturan sevgi değil çalışan sevgi ancak mutluluğa ulaşacak.buna eminim.belki zamanla erkendi,belki şartları fazla zorluyorum.bilmiyorum.ama bildiğim tek gerçek 40 'lı yaşlarımı yaşarken elimi attığımda cebimden rahatça para çıkarabildiğim,sorduklarında şu işte şu görevdeyim diyerek gururlanabildiğim  bir hatun olmalıyım ben.ve yüzü hala beşlik simit gibi gülen,yetişmiş çocuklarını şevkle koluna takabilen gezen tozan bir sevgi.

tüm bu yazdıklarımdan şunun anlaşılmasını diliyorum.benim şartlarım ,içinde bulunduğum hayat zorluğu asıl beni yoran.yani işe döndüm ,niye döndüm ki değil mesele.birleşip kocaman bir çığ yumağına dönüşen sıkıntıların esareti ,işle birleşince yer yer beni yıkıp derbeder ediyor meselenin özü bu.

içinizde bu satırları okuyup da "aaa aynı ben "diyen varsa oturup ağlasın benimle:)))yok eğer anlattığım şartlar,durumlar sizin hayatınıza yakından uzaktan benzemiyorsa ne takıyonuz yalova kaymakamına:))hoş artık o bile kalmadı.

güzel pazartesiden ferah dolu sevgiler ve gülücükler herkese...

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Biricik Gelinime Mektup


canım gelinim;
seni şimdiden özledim.ne kadar şanslısın ki böylesi çatlak,patlak ,yusyuvarlak bir kayınvalide sahibisin.umarım senle tanışıncaya kadar dairesel ölçülerimi keskinleştirmiş oldukça kemiksi bir yapıya kavuşmuş olurum.yok eğer hala üç iks larç bir hal görürsen bünyemde sakın yüzüme vurmayasın zira bu benim barışmaya çalışıp ta bir türlü uzlaşamadığım tek uyuz yanımdır.

umarım sarı saçlı ve kahverengi gözlüsündür.eğer değilsen en acilinden röfle yaptırmanı umuyorum.malumun üzere oğlum kendisi çiğ bir sarı oğlan olmasına rağmen saplantı derecesinde sarışın hastası.şükür ki yapay sarışınlığa da prim veriyor.es kaza sarışın olup da bir anda saçını kızıl mızıl yapayım demeyesin.kapının önüne konman an meselesidir.şahsen bu mealde kovulmanın eşiğine gelmiş bir ana olarak,bu sana naçizane bir dost uyarısıdır:)))

güzel gelinim;oğlumu sevip aşık olmak gibi bir gaflete düştüğünün farkındayım.ee napalım gönül bu tabi ota da mota da hesabı:)kaşına mı gözüne mi hayran kaldın bilemiyorum ama şahane şiirler yazarak seni tavladığına kalıbımı basarım.bir de nasıl derin bakıyor değil mi:)hediye vermeye ve almaya  bayıldığını sen de fark ettin mi?bayacak derecede aşkından bahsederse sıkılma emi.onu böyle kabul et ,bağrına bas.ne yaparsın işte fabrika çıkışı böyle:)

büyük ihtimalle sen bunu okurken zaten yüz bininci kavganızı yapmış olacaksınız.ve yine büyük ihtimalle on bininci kez "anne ,gürhan niye böyle"diyerek dert yanmak için başıma hoplamış olacaksın:)sana şimdiden bol sabırlar diliyorum.gazan mübarek olsun:)

inadından asla vazgeçmeyen,dediğim dedik ,öttürdüğüm düdük bu oğlanı ben adam edemedim sen nasıl edeceksin bilmiyorum.ya olduğu gibi kabul edeceksin yahut anasının evine geri yollayacaksın.mümkünse yollama,bizde "kullanılmış mal geri alınmaz":))))))


inatçılık,ben,ben hep ben duygu bozukluğu dışında bir de yeme sorunsalı olduğunu keşfetmişsindir muhakkak.ah be güzelim eşek kadar oğlan oldu aşamadık biz bu derdi.sen de aşamayacaksın biliyorum.ya ona ayrı kendine ayrı yemek yapma yoluna gideceksin ya da habire dışarıdan yiyeceksiniz.kesenize kuvvet ne diyeyim.sakın ha zırt pırt "git ananın evinde zıkkımlan"demeyesin.çünkü benim yaptıklarımı da beğenmiyor sıpa:))Allah bilhassa bu mevzuda sabırlar versin sana:))

tüm bunların ötesinde umarım Gürhanım hayallerine ulaşıp tanınmış bir araba yapımcısı olmuştur artık.ihtimal odur ki yurt dışında filan tanışmışsınızdır.aman kızım kalmayın oralarda.aynı şehir diye tutturmam lakin bari aynı ülkede olalım olur mu.hem seni hem oğlumu ara sıra görebileyim rahatça.

dilerim beni seversin ve iyi anlaşırız.hoş benim anlaşamadığım insan yoktur etrafımda.çenem de pek düşüktür,sevdiğin adam gibi:)ama kafa dengiyimdir bilesin.gezme dersen dibine kadar,yeme dersen alası,şarkı-türkü gırlası:)bilumum arkadaşlarının yanı sıra beni de bir arkadaş sayarsın inşallah.

şimdiden muhabbetinin özlemini duyar koklaya koklaya öperim,benim güzeller güzeli gelinim:)

12 Ağustos 2011 Cuma

itiraf ediyorum

şimdi açık açık söylemek gerekirse evet ben evi özlüyorum .kendimden kaçmamın bir manası yok.ille çalışmalı ,işimin kadını olmalıyım senfonisinin 2 çocuk sahibi olduktan sonra ne denli manasız kaldığını fark etmiş durumdayım.

hiç bir şekilde ne kendime ne eve yetebiliyorum.24 saat mesaideyim.sabah 7 de kalkıp 7,30 servisiyle  işe geliyorum.geldiğimde keyifle karşılandığım bir ortam mı var.yok tabi.yüzler asık,mutsuz,umutsuz insanlar güruhu.evdeki sorunları kuyruk gibi işe getiren çözemediği dertlerini ona buna hırlayarak çözmeye çalışan 3-5 insanla gün geçiriyorum.daha az önce bir tanesi sırf müzik dinlediğim için söylenip gitti.ben de amire çıktım."ya dedim çıngar çıkarıcam ya dedim siz şunla konuşun".bu ne yaaa.

saat 15:30 olunca bizimkiler geliyor hep.işten bir anda eve geçiş yapıyorum sanki.arabada beni umutla bekleyen bir minik kızım var çünkü.yuvamıza varır varmaz ayşe ezgimin nazları sazları ve bitmeyen ihtiyaçları başlıyor.doyur moyur oyna moyna.oğlan bir yandan "anneee kek yapsana,annee dondurma koysana"püff.

ben yorgun olamam ben tükenmiş olamam ben uykusuz olamam doğru ya.5 dk kanepeye uzanmaya göreyim ayşe ortadan kayboluyor.eşim zaten 7 den beri onunla uğraştığı için vicdanen "bakıver şuna"diyemiyorum.bir de garibim oruçlu.ben pes ettim tutamıyorum.gastritim tavan yaptı.

akşam oluyor yemeklerle uğraşıyorum.ayşem uyumak istiyor,komşunun oğlu her günkü gibi yine bizde.gönderme ne olur kafam almıyor diyemiyorum.eşiyle sürekli kavga halindeler.boşanmanın kıyısından yeni döndürmüştük elbirliğiyle.kime nasıl merhem olacağımı bilemiyorum.eşim başım ağrıyor diyor.her gün öğleden sonra çatlatan bir başağrısıyla uğraşıyor.yat uzan diyorum o da bana kıyamıyor.çocuklar ortada dönüyor peşlerinden biz dönüyoruz.dışarı çıkılmıyor.bursa cehennem sıcağı.adım atsam baygınlık geçireceğim.

iftar oluyor.ayşemle yemek yenmiyor.sürekli ilgi istiyor.nöbetleşe yiyoruz.oğlan ben bunu yemem cümlesini milyon defa kuruyor.dövmekle tehdit ediyorum ,döv diyor.kan beynime yürüyor.

saat 8 sonrası kızın nazı tavan yapıyor.her akşam banyo yaptırıyorum.gebersem de yapıyorum yoksa  çığrından çıkmış bir kızı çekemiyorum.hoplata zıplata saati 10 gibi edip uyumaya götürüyorum.ve genellikle ben de onunla sızıyorum.oğlum ben tam giderken ağlama moduna geçiyor.anne nolur ayşeyi uyut sen uyuma,geri gel diyor.söz veriyorum.verdiğim sözlerin sadece yarısını yerine getirebiliyorum.çünkü çok yorgunum.

gece ortalama 3 kez uyanıyor ayşe ezgim.emziriyorum.dalarsa şükür.dalmazsa ayağımda sallıyorum.saat gecenin 3'ü 4'ü.bazen sallamak bile kar etmiyor.odada dolanmaya başlıyor.eşim sahur yapıyor.bitirmesini bekliyorum.saat 5 'e doğru hala azimle ayakta olan kızımı babasına atıyorum.çok uykum var ve 7'de kalkmalıyım.alıyor uyutuyor,yerine yatırıyor.ben o arada zaten çoktaaan sızmış oluyorum.

ve yine sabah oluyor.ve ben yine ardımdan ağlayan bir prensesi,derin mi derin uyuyan paşa oğlumu bırakıp bu garip iş yerine,bu tuhaf insanlar diyarına bu nefret ettiğim işime geri dönüyorum.

dönüyorum dönüyorum.dünya dönüyor ben de hiç durmadan devam ediyorum.dipteyim...kötüyümm...biliyorum:(

4 Ağustos 2011 Perşembe

kadınlar madınlar

sabah sabah gözümü zar zor açarak bindim servise.uzun bir vakittir hep aynı koltuğa denk geldiğim servis arkadaşımın ter kokusuyla "kendimden geçme faslındayım mevlayı bulma yollarında" şarkısını terennüm ediverdim.yok aslında ciddi ciddi laf sokasım geldi içimden lakin tanışıklık-samimiyet eğrisinde negatif yönde bir orantıya tekabül eden arkadaşlığımız beni alıkoydu.sonradan pişman olmadım da değil.sizce aşağıdaki şıklardan hangisini kendisine hitap olarak seçseydim?
a)ohaaa
b)yuhh
c)çüşş
d)hepsi
ahh ahh "diyemedim diyemedimm"diye de bir şarkı vardı değil mi.

ben gözümü yine zar zor açarken üstteki versiyonun tam zıttı olarak her bir sabah,süslü püslü kadın kısmısıyla karşılaşıyor olmama ayrıca hayret ediyorum.yahu hiç mi üşenmezsiniz.ne ara uyanıp ne ara makyaj yaparsınız.daha kargalar mokunu yemeden siz bunca haltı hangi ara hangi derede yapıp yakıştırırsınız.inanamıyorum.

ha bir de beni tebessüm ne ki gülmelerin dibine sevk eden bir mevzu da sabah mabah farketmez dekolte sever kadınlar güruhu.bu hatunlar ikiye ayrılır;bacaklarından:)ıyyy kötü espriydi kabul:)ama gerçekten iki cinstir bunlar.ilk cins der ki;yiğidin malı meydandır,güzele bakmak sevaptır.bu hissiyata mukabil kendilerine odaklanan bakışları hiç nazarı dikkate almazlar,bilakis ilgi toplama hevesiyle yaşları 70 bile olsa gösterecek bir çatal bulabilirler.diğer cinsler ise "aaa ne öküz adamlar var yiyecek gibi bakıyorlar,hiç mi kadın görmemişler ayol"diye diye söylenirler.halbuki kendilerine yönelen en yoğun bakışların yine hemcinsleri tarafınca fırlatıldığının şuursuzluğundadırlar.

giyen giysin karıştığımız yok tabi.en kuzu sarması dostlarımdan her iki gruba dahil kimseler mevcut fazlasıyla.onlar söylendikçe ben laf yetiştiriyorum.yoksa sadece blogtan yazarak iç dökmek değil benimkisi.ah dillerime düşmekten de bıktılar ya neyse:)

dün bu konuya denk düşecek bir bahis geçti arkadaşla aramızda.eşinin şirketinde mini etekli hatunlardan geçilmediğini,bu kadınların sürekli bu tarz giyinmesinden sıkıldığını itiraf etti.dayanamamış eşine sormuş "bunlara bakıyor musun sen"
"yoo hiç farkında bile değilim"demiş:))
"inandın mı buna"dedim
güldü.
bakmıyorum diyen ve bakmayan adamı bulun alnından öperim kardeşimmmmmm:)))

hazır servisten mevzu açmışken trafik belasından bahsetmeden geçemeyeceğim.ayıla bayıla övülen bir bursamız var.yer göğe sığdırılamayan bu şehirde keşke her meraklı insanı yaşatma şansına sahip olunabilseydi.acaba kaç gün kaç hafta dayanırlardı bilemiyorum.

istanbul trafiğine adım adım yaklaşan bir karışıklığın içindeyiz biz.sanırım ülke ortalamalarına göre kadın başına düşen özel araç sayısında zirve yapmışızdır.acaba diyorum bir ben mi kaldım otomobillendirilememiş?ee benim de makam şoförüm var canım.bir alo şak dibimde araba.daha ne isteyeyim.sırf bu yüzden gerek duymuyorum şahsi araba almaya dermişim.

ah en çok da şu kadın şoförlerdendir çektiğimiz.hiç kimse alınganlık etmesin.nerede yol tıkanmış bakıyoruz bayan şoför. nerede sinyal unutmuş nerede tin tin giderken sol şerit kapatan araç ;direksiyonda bir hatun.düşüne düşüne hindi yavrusuna dönmüş bu şoför bayanlarımız yüzünden kaç kez kazanın eşiğinden döndüğümüzü yazsam ayrı bir post konusu olur yemin billah.

kadınlar çok dikkatli ve düşünerek araç kullanıyorlar muhabbeti beni geriyor dostlar.bu kadar düşünce iyi değil.çok düşünen çok aşınır.çok aşınan kaza yapar ,naçiz vücudu yoldan kazınır.daha seri daha erkeksi araç kullanmayı öğrenmeden trafiğe adımımı atmam şahsen.yıllar içinde kaç bin km yol yapa yapa anladım ki araba kullanmak erkeksi bir iş.ya onlar gibi süreceksin ya da anahtarı eline hiç almayacaksın.

oruç kafayla gergin miyim neyim içimde ne varsa döktüğüm bir yazı oldu.zaten bu blogu iç dökmek için açmamış mıydık.ohh be bugün de rahatladım.gerisi Allah kerim:)

güzelliklerle ,muhabbetle geçecek bir ramazan dilerim herkese.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

dünden beri bir garibim

indigo dergisinden
hayat adil değil.hiç hem de.evet biliyorum pek çok sebep var farklı oluşumuza.kimisi 1-0 önde başlıyorsa kimi de hiç başlamadan yenikse yaşadığına;   bizim göremediğimiz onlarca neden var aslında .

keşke bilebilseydim.niye bunca bunaltıcı mevzuyla baş etmek zorunda bırakıldığımı.keşke birileri "işte apaçık orada duruyor gerçek görmüyor musun" diyebilseydi.ama yok biliyorum sisler ardında kalan o perde ancak ölüm vaki olunca açılacak önümde.bense o güne dek ne lazımsa yaşamam gereken onu yaşayacağım.

korkuyorum .şükürden uzaklaşıyor bazen dilim.veryansın etmek, "ama neden ben"diye canhıraş ağlamak kolayıma  geliyor.çözümlerin kilili düğümlerine dalmak istemiyorum.her şeyi çözümsüz,çıkmaz bir sokak addediyorum.yoksa umudumu mu yitiriyorum?

birileri daha kolay yaşıyor hayatını.zorlanmak ,sıkışmak yok.bakakalıyorum izlerken.insanım yalanım yok.kıskanma,gıpta etme,iç geçirme ne ararsan var beni depreştiren.oysa gençliğin tozlu raflarından bugüne göz kırpan "umursamaz,muhalif,radikal kız"bu eşitsizliğe sadece gülüp geçerdi.

yaş almanın yaşlanmak olduğunu yeni yeni anlıyorum.ve yaşlanmış insanların bin bir türlü eleştiri insanı olup çıkmalarına artık şaşırmıyorum.yaşayamadıkları eksik güdük kalmış parçalı bulutlu hayatlarının öcünü ancak bu dil hoyratlığıyla aşabildiklerini görüyorum.yoksa bende mi bu yolda ilerliyorum.

ne kadar mantık yürütsem de gözümden akan ne akması adeta taşan göz yaşlarımı durdurmak ne mümkün.daha dün öylesine durduk yere biçareliğime,olamadıklarıma,eli kolu bağlı kalışıma hıçkırıklar karışmadı mı.ve sebep soran,teselliye çalışan can yoldaşıma"neden ağlıyorum bilmiyorum ama ben çok sıkıldım "demedim mi.

anneliğin gönlünce depresyona girmeyi bile ertelettiği,yaşın 35'e ermesine 26 gün kaldığı bir haleti ruhiyede ve üstüne üstlük hala kiralarda süründüğüm ,tam hayalimdeki yatak odası takımını almak için ev alacağım günü beklediğim gerçeğine ,sabah sabah dört dörtlük bir hayat süren iş arkadaşlarımdan birinin "o evden çıkıp daha iyi bir eve geçsene sen" serzenişine hiç mi hiç aldırmadan "hayat hoş gerisi boş" nasıl demeliyim inanın bilmiyorum.

kafam bozuk,içim boğuk.serseri mayın edasıyla bugün kim varsa kırabilirim sanırım.

oysa en güzel ayın ilk günüydü değil mi.yakışmadı bu yazı,yakışmadı sana sevgi:(

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...