29 Aralık 2010 Çarşamba

afferimm bana

süper anne değilim hiç olmadım olamam.genlerimde yok.yettiği kadar anneyim ben.kendimi unutmadan götürmeye çalışıyorum.harika ,mükemmel demelerini kimseden beklemiyorum.

yorgunsam yorgunum.ev ahalisinin anlamasına bırakıyorum.eğer canım gerçekten yemek yapmak istemiyorsa yapmıyorum.aslında şanslı kadınlardanım kabul ediyorum."niye yemek yok diyecek" bir eş yok karşımda,girer yapar.hiç te eline yapışmaz.pek çokları gibi daha ilk yıllarda "aman hayatım sen yorulma ben her şeyin üstesinden gelirim" demedim eşime.mutfağın yerini hiç unutmadı böylece.ilk zamanlar dağıttı saçtı.hiç ses etmedim.kötü yaptığı da oldu yemekleri bir güzel yedim.belim ağrıdığında evin temizliği ona kaldı.oğlumun dersleriyle en çok o ilgilendi.yapamadığımda yetişemediğimde durdum dinlendim,kendime daha çok değer verdim.

28 Aralık 2010 Salı

başımı dayadığım omuz

aşk tuttuğunda beni ay tutulması kadar gece ve bir  o kadar çaresizlik girdabındaydım.senin kollarında soluk alıp vermeyi senin kollarında olsa dahi ölmeyi istedim.

yapayalnızdım kalabalıklar içinde ıssız.sevdası toz duman olmuş sevimsiz dünyada bir başımaydım.yorgundum ,umutsuzdum.her şey ama her şey yalınkat ,biçimsiz düzensizdi.ve sen geldin.

23 Aralık 2010 Perşembe

bebeğini kaybedeceğini bilmek-TIKLAYINIZ-

bir annenin en dramatik en şuursuz en mülayim hale geldiği an bu olmalı öğrendiği zaman.bebeğini er geç 3 veya 10 yıl içerisinde kaybedeceğini bilebilmesi.okudum okudukça acı içime aktı.sözün bittiği yer desem öyle basit kalacak ki.asıl sözün,bağırışın isyanın başladığı yer olmalı bu dedim içimden.durdum yutkundum,isyan neye isyan dedim sonra .Allah'ın bize emaneten verdiği güzellikleri tıpkı emaneti geri almaya gelenler gibi sahibine, asıl ait olana devri değil mi.

20 Aralık 2010 Pazartesi

ortaya karışık:)

ayşe ezgi bu aralar enteresan süreli uykulara imza atıyor.zatı şahaneleri gündüz uyumak için yanıp tutuştuğu halde bir o kadar da zor uykuya dalıyor.bu nasıl bir çelişkidir anlamış değilim.bir yerde okumuştum günlük 3 er kez 45 er dk lık uykulara dalabilirse bir bebek için yeterli olacağını yazıyordu.3 değilse de 2 kez aynen uyguluyoruz.ama nasıl!ilk 30 dk emerken koynumda r yahut 20 dk kadarı ayağımda sallarken geçiveriyor.(ay sen ayağında mı sallıyorsun kızını demeyin ,ne varsa eskilerde var ayol)son 15-20 dksını kendi içinde nirvanaya ulaşmışcasına derin derin tamamlıyor biricik kızım.acaba diyorum 45 dk dan kasıtları bu mudur?!yoksa ben mi çocuk uyutmaktan bihaberim:)

16 Aralık 2010 Perşembe

bu aralar uykuları hafifleşti miniğin.diş desem ne çıkmaz şeyse öyle.3 aydır yolunu gözlüyoruz.yok çıkmıyor daha.
ne varsa ağzında.her şeyi yemek istiyor.beni bile:)
odadan çıkmam balımı deliye çeviriyor.hep yanında duracakmışım.bir ağlama tutturuyor,yakında komşular dayanır kapıya.hayır yani bir şey yapıyorum sanıyorlardır kesin.yapışık ikiz gibiyiz.hadi hayırlısı.
aralarına 9 yaş koyunca iki çocuğun unutulan bir dünya hadise olduğunu farkettim.blogları,uzmanları ve etrafımı inceleyip kendimce bir yol tutturmaya çalışıyorum.olduğu kadar artık.
babası oturma odasında yatıyor 2 haftadır.minnoşum uyutmuyor bir türlü.saat başı bazen 2 saatte bir vıyak vıyak.bazen de 7 saat uyanmadan geçiriyor geceyi hayretler ediyorum.

14 Aralık 2010 Salı

okulla geziye giden mutlu gürhan
yok başarısız bir öğrenci değil çok şükür.hatta nasıl olmuşsa olmuş sınıf 1.olmuş.ama gevezeymiş.kimden aldıysa artık:)sus oğlum yok,bitir artık derim yok.evde asıl sıkıntıyı biz çekiyoruz.bir çocuk günde kaç saat konuşur ki en fazla.ben eminim yurt genelinde rekor kırabilir.


ne yapabiliriz hocam dedim herbirine.malum 4. sınıftayız.bedenci,resimci,müzikçi,ingilizceci,dinci ve sınf öğretmeni tek tek karşıma geçtiler.aman evde konuşsun,evde atsın bütün enerjisini dediler.yıkıldım.yapmayın dedim.nereye kadar dinler dayanırım.sınır yok ki bu oğlanda.konuşsunmuş.sınıfa taşımasınmış.
üffff üff.

13 Aralık 2010 Pazartesi

hayat dediğin nasıl olsa

hayat dediğin Flash Tv gibi olsa. hergün şamata gırgır,vur patlasın çal oynasın.ne gam var ne keder.dünya yıkılsa amaaann diyecekler o derece:)

hayat dediğin Show Tv gibi olmalı misal .yaşadığın miniminnacık hayatı koskocaman bir şeymiş gibi gösterse.vayyy ben neymişim dedirtse.sen dört duvar arasında geçiredursan bile yaşam hikayeni canlı bağlantılarıyla,az sonralarıyla hele de en çok Seda'sıyla evin curcunanın orta yeri olabilse:)

11 Aralık 2010 Cumartesi

Beceriksiz Anne-Becerikli Anne

bugün arkadaştaydım.ikizleri var . iki yaşında iki minik oğlan.şirin mi şirin tatlı mı tatlılar.sevmelere doyulmaz cinsinden .


hatunu şaşkınlık ve gıptayla seyredurdum.dana kadar oğlum var ,ikincisine mastır yapıyorum sözde.oy anamm arkadaş neredeyse doktora tezi verecek çocuk yetiştirme konusunda.

9 Aralık 2010 Perşembe

özür dilerim

yoksa dedim ihmal mi ediyorum oğlanı.vurdumduymaza mı bağladım,yorgunları mı oynadım.bir bırakmışlık,bir pesimistlik hali var üzerimde.aynısından tamamiyle oğlumu vurdu bu hal ,hal üzerine.

oysa o benim ilk kuzum,ilk danam,ilk eşşek sıpamm.

gözümün nuru,kocaman delikanlım benim.

6 Aralık 2010 Pazartesi

idrar yolu enfeksiyonu ve şükür


meşhur olan çıngırak:)
 Yine aynı dert.bıkmadan usanmadan peşimde.yakamdan düşmüyor.hani baş ağrısı olsa dayanır insan sıkar dişini alır ilacını geçmesini bekler birkaç saatte.yok bu öyle böyle değil.acısı başka .yaşayan bilir derler ya aynı o hesap işte.
Ayşe ezgimin doğumun dan 2 ay sonra başladı ilk.doktor mecburen antibiyotik vericem,geçmez başka türlü dedi.yanında suya karışan toz birde.kullandım.geçti sandım.bebiş 6 aylık oldu.o zıkkım yine hortladı.zaten bu akut hale gelebilen bir hastalıkmış.geldi o da beni buldu.

Gece uyutmuyor.gündüz yerinde saydırıyor.dayanamadım .doktorda aldım soluğu bugün.doktor değdim de aile hekimimiz .çok hoş bir bayan hazır yeri gelmişken bahsedeyim biraz.içimde kalır anlatmazsam:J

4 Aralık 2010 Cumartesi

beni sensiz bırakma
günü günden saymam
bahar esmeyince yanında
güneşe gülemem
yağmura sevinemem
sessizlik sensizlik olur
yalnızlık hiç kalır alın yazıma
beni sensiz
beni gülüşlerinden
ayrı koyma
     

3 Aralık 2010 Cuma

prima mı emin misinizzz

ben bu primaya sinir olmaya başladım.

oğlumda senelerce güvenle ,rahatlıkla kullandığım halde 9 yıl sonra kalitesi tamamen yerlerde yüzen bir marka olmuş.
bebeğim sadece 6 aylık ve hemen her kaka yapışında yanlardan ve arkadan kaka çıkmaya başladı.bu nasıl iştir böyle.her defasında kılık kıyafet değiştirmek,kirlileri çitilemekten gına geldi.

benim gibi düşünen ,aynı sorundan muzdarip meğer ne çokmuş.

oğluma kullandığım primalardan artan bir açılmamış paketi açtım.2 haftadır kullanıyorum.mükemmel ötesi.hiç sorun yok.

teknoloji ilerlerken prima geriye gitmiş.insanların güvenlerini su istimal ederek yüksek kalite dediği premiumu çıkartmış.premium prima bildiğimiz yıllar önceki prima:(elimizdekilerse düşük kalite.anladığım budur.adamlar uyanık.biz yaptık biz bulduk havasıyla sanki kuş kondurmuşlar gibi premiumu sürmüşler piyasaya.

sordum,soruşturdum.normal primada hep aynı dert varken,premium dışına kaka çıkartmıyor.aman ne büyük ilerleme.zaten bebekleri bezlememizin asıl sebebi ne??popoları resimli gözüksün ,yumuşak yumuşak otursunlar diye değil heralde.

var mı söyleyeceği olannnnn.

2 Aralık 2010 Perşembe

sevemiyorum

   bütün gayretkeşliğimle sevmeye çalıştım.üzerine hayaller inşa ettim.sıcak,dokunaklı ,bana uyan bir yan aradım hep.
 
olmadı.olamadı.sevemedim işte.

  Bursa'yı sevemediiiimm.
 
nedeni yok.yani var da bariz göze batar bir mevzu değil.içine alıp saklamıyor bu şehir beni.sıcak anne sevdasından uzak.sokaklarında,caddelerinde genç kızlık anılarım yok bir kere.şu köşe başı ağladım yer değil.şu fırıncıyı eni konu 3-5 yıldır bilirim o kadar yani.

  ben bu şehirde aşık olmadım .ağlamadım uğurlarken sevgilimi.

  hadi kalk gel deyip çağıramadım hiç bir çocukluk arkadaşımı darmadağınık evime .
  ne pazarcıların yüzüne aşinayım
,ne annem tanır limoncuyu ne de babam camiye takılır saatlerce.
  hastalandım,öleyazdım bir kez dahi vurulmadı kapım 5 katlı ,12 daireli binada.

  nesini seveyim ,nasıl seveyim seni Bursa ;söyle bana:(((

1 Aralık 2010 Çarşamba

yiyoruz büyüyoruzzz

ayşe ezgi 6. ayını 26 Kasım günü doldurdu.anne sütü tıpkı abisinde fazla fazla yettiği için şirineme de ek besin ihtiyacı hissetmiyoruz.her tür gıdayı ömrü boyunca bulabilecek ama anne sütünü en çok 2 yıl alabilecek oldukları için bebişlerimin karnını mümkün olduğunca kendi sütümle doyurdum böyle de devam edeceğim.

tabi takviye amaçlı,tatları tanıması açısından güzel kızıma ara sıra yeni şeyler yediriyorum.bunlardan birisi de dünkü muz püresiydi.yarım muzu blenderda geçirip çok az su ilavesiyle küçük hanımefendinin beğenisine sundum.bayıldı :)şekil A:)

     hepsini bitiremedi .
muzu daha önce denemiştim.bu ikinci ama tam bir deneme oldu.
akşam olunca bizim yediklerimizi izlerken sanki ister gibi ağız burun oynatıyor.pek acınaklı bir hali oluyor.zaten bunlar bebeğin ek gıdaya hazır olduğunu gösteren tavırlar.yine bir miktar salçasız oldukça sulu kırmızı mercimek çorbası yedirdim ayşeme.onu daha az sevdi.tatsız geldi kesin.ardından hemen bana yapıştı.nasıl olsa garantiniz var tabii küçük boncuğumm.
 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...