28 Kasım 2010 Pazar

minik kuşum oturma çabasında

video


babalar ve kızları

aralarındaki aşkı şimdiden merakla beklemeye başladım.








hani diyorlar ya kız çocukları babalarına hayran olurlarmış.hatta  babasına bayım bayım bayılırsa  kız evlat geç evlenir, yuvadan bir türlü uçmak istemezmiş.bizimkisi evde mi kalır acep:)zaman gösterecek...

25 Kasım 2010 Perşembe

şipşirinemmm

insan doyamıyor yavrusuna.uykusunda bile özlüyor.bir yandan büyümesin diyorum diğer yandan eşim kafayı yeriz büyüsün tabi diyor:)ilk 1 yaşı çabuk geçiyor bebişlerin.doya doya koklamak lazım,öpmek lazım,sarılıp uyumak lazım,kahkasına ,gülücüklerine,gözleriyle biz sevmesine doymak lazım.bu günlerini çok arıycam kızımmm.



cuma günü tam 6 aylık oluyor ayşe ezgim.
artık totosunun üzerine oturuyor.1-2 dk desteksiz kalabiliyor.

yediklerimiz çok ilgisini çekiyor.ağzıma ne götürsem nolur bana da ver anne der gibi bakışlar atıyor.ekmek kenarı veriyorum kemirirken nasıl mutlu nasılll.babası mandalina deneyelim dedi geçen gün.bir dilimin ucunu ısırdık ben elimle tuttum o emdi.kaynağından meyve suyu:)annem 3 dilimi böyle emip bitirdiğini söyledi geçen gün.

oğluşumda böyle rahat değildim.gerilirdim her bir yiyecek denemesinde.ilkler zor oluyormuş.kime sorsam aynısını söylüyor.Ayşede gerilmiyorum,sabırsız değilim,fazlasıyla memnunum halimden.kendimi çok hazırlamışım fikir olarak demekki.başına ne geleceğini biliyorsun ya ona göre hazırlıyorsun savaş malzemelerini,tankını tüfeğini:)ve ben en zoruna hazırlandım aslında.oğlumdan bahsetmiştim bu yazıda.ayşe ezgim Allahın bir mucizesi misali kolay,sakin ,rahat bir bebek.çok şükür yarabbimm.


abisi okula giderken "üzülme tamam mı ben akşama gelicem ,bekle beni ,anneyi üzme,tamamm mıı"diyor hep.kuzum da anlar gibi bakıyor.
geçenlerde gürhan kardeşini yatağına oturtmuş konuşuyordu.çaktırmadan dinledim."ben annemi babamı çok üzmüşüm ayşe sakın sen üzme, sakın hastalanma,uykularını uyu.sonra yazık olur annemizle babamıza"diyordu.sulugöz anne olarak halihazırda komuta bekleyen gözyaşlarım taarruza geçtiler tabi.


oğlumda alerjik astım rahatsızlığı var,hala uğraşıyoruz.genetik miras olduğu için aynı durumun kızımın başına gelmesinden endişe ediyoruz ailece.bunun alınabilecek herhangi bir önlemi yok adamakıllı.yattığı odada halı olmaması,evin elektrikli süpürgesinin tozu suya çeken cinsinden olması ,yastığın yorganın 60derecede yıkanması vs. gibi çözümler hastalık varsa da şiddetini ve ortaya çıkış sürecini engelleyebiliyor.

ve şirinem ,beslenmesi tıpkı abisinde yaptığım gibi anne sütüyle tamamen.ve tıpkı abisinde yaptığım gibi 2 yaşına dek sürdürme azmindeyim.saat sınırlamam yok asla,canı ne zaman isterse.gece emzirmelerim de aynı düzen.bazen sadece beni yanında hissetmek için ağlayabiliyor.o zaman yatağında almadan göğsüne hafifçe pıt pıt ederek -yaklaşık 2-3 dk kadar - sakinleştirip uykuya dalmasını sağlıyorum.çok mızırdanır veya ağlarsa emziriyorum.oğlumda asla yapamadığım ,fikir olarak bile katlanamadığım yatakta emzirmek ve bebekle uyumak artık vazgeçilmezim oldu diyebilirim. bu tarzın adına doğal ebeveynlik denildiğini de sonradan  öğrendim açıkçası. birebir aynısı olmasada bazı noktalar benziyor çocuğumu büyütme biçimime.

öyle ya da böyle büyüyor işte çocuklar.babies filmini izledikten sonra daha bi rahatladım:)hatta kendimi harika bile buldum.biz deliler gibi özensek de hastalıklara tutuluyorlar,gamsızın teki olsak da çok sağlıklı olabiliyor.piyango mudur şans mıdır,Allah yapısı mıdır bilemiyorum artıkınnnnn:))

canına susamış

bu benim oğlum işte.benden olduğu besbelli.lafları evirir çevirir tam gediğine koyar.lönk diye oturtur adamı yerine:)
küçük şirinem ben su içerken bir derin bakış attıverdi.hani bana dercesine.
koş abisi biberonunu getir dedim.tembel annesi kalkamıyor ki yerinden.kaptı geldi .
o nasıl içiştir öyle sanki susuz yaz filmi bizde çekiliyor.oğluşumla gülüştük.canına susamış bu beee deyiverdi.aklına nerden geldi bu şimdi dedim.anneee gerçek anlamını kullanmıyorum,ben de biliyorum mecazi olduğunu.ben şimdi kelimelerin gerçek anlamlarını söylüyorum demesin mi.yermisin yemez misin .biz gülüştük ayşe suyunu içti,bir bana bir abisine baka baka.

24 Kasım 2010 Çarşamba

dünyanın en yakışıklı,en naif,en en ennn edebiyatçısı

eyy sevgili,ey ruhumun ince sızısı,aşkına delirdiğim,içinde eridiğim yarim.

sözlerim beni boğuyor adını andığımda
kaçacak tek limanım sensin yalnız biliyorum
bir göz atışında bir tebessüm duruşunda
dünya duruverse o an ne olur ki diyorum

gidemem gözlerinden ayrı, uzak diyarlara
açlığım da susuzluğum da sende diner ancak
bu kalp atıyorsa sıcağında yanıbaşında
durması da senle olsun bir bunu diliyorum

dünyanın en yakışıklı,en naif,en en ennn edebiyatçısı günün kutlu olsun hayatımmm

Ah şu 24 Kasımlar

her öğretmenler gününün ayrı bir burukluğu olur bende.çok isteyip olamadığım bir meslek bu.fakülte yıllarımda "ahh ahh ne diye bu bölümü kazandım sanki"diyerek dövündüğüm çok oldu bu yüzden.kişiliğime en bi oturan meslek budur diyebilirim rahatlıkla.
2 yıl tecrübe etmişliğim de var üstelik.Kırcılar Anadolu Tic.Meslek Lisesinde anılarla ,sevinçlerle ,gözyaşlarıyla dolu 1 yıl geçirmiştim,muhasebe öğretmenliği yaptığım yıl.aradan epey bi süre geçti mezun olanlardan üniversitelerini bitirenler bile olmuş.hani en ummadık zamanda görüverirsiniz ya maziden birilerini.çıkıveriyorlar karşıma bir heyecan bir duygusallık çık çıkabilirsen içinden .
bir sonraki yıl ilköğretimlerde bilişim öğretmenliği yapmıştım,birkaç okul gezince aynı sene içinde çok da derin bir bağ kuramıyor insan öğrencileriyle .çok özledim o günleri .tadı damağımda hüznü telaşında kaldı .azmin sonu nereye varır bilmem ama bitmeyen gayretler içinde hala amacıma ulaşmaya çalışıyorum.malum devletin öğretmen alım politikaları sürekli değişim halinde.fakülte son sınıftayken pedagojik formasyon almıştım,ücretini cepten vererek.o dönem bizim maliye bölümünden öğretmen alırlardı.tek ders sınavına kalınca gümledi,son atamaları kaçırdım .bir daha da şans yüzüme gülmedi.
yıllar geçti muhasebe memurluğuna atandım .belki yapacağım en son meslektir hayatta.ben konuşmaya da dinlemeye de bayılırım. yeni insanlar ,yeni yüzler,yeni hikayeler hep heyecanlandırır beni.oysa tüm bunların aksine durağan,tekrarı bol zulmü çok  işim  ve mesleğim.
dedim ya azmettim diye.sosyoloji okuyorum bu kez.açıköğretim de olsa amacıma hizmet edecek inşallah.şimdiden 2. sınıfa geçtim. kendimle gurur duyuyorum .basit gelebilir belki bazılarına ancak karnımda bebişimle 8. ayda vizelere girmek hiç ama hiç basit değildi.üstelik doğurana kadar kusan şanslı ?!hamilelerdendim.doğum yaptıktan 3 gün sonra finaller vardı:(sezeryen olmasam kesin onlara da girerdim .kızım 3 aylıkken hepsinden bütünlemlere girdim .yazın o boğucu buram buram ter ve nem kokan sıcağında miniminnacık kzım ve ben ders çalıştık ve başardık.işte bu yüzden  "amaaan açıköğretim mi okuyosun boşver ya  okul mu o "demeyin.bitirince ahh bir bitirince 24 kasımlar şenlik gibi gelecek bana .
İnşallahhhhh.
gözleri ışık saçan yüreği sevgi taşan ,eğitim delisi tüm öğretmenlerimiz,gününüz emeğiniz kutlu olsunnnnnn.

21 Kasım 2010 Pazar

yok yok hasta değilim

anneysen cengaversin bu kesin.hasta filan olamaz anne.büyük danası kahvaltıda sosisli yumurta yapılsa sucuklu niye değil diye ağlar,küçük danası bilhassa en bitik olduğunuz en dökük olduğunuz günlerde nazına naz katar ,gece sorunsuz uyuyan bebek bir zombiye dönüşür.neden ?? hastasınız da ondan.bi nane limon iki bacak uzatıp aylakça tv izleme molası haramdır size.şu canına yandığımın bloğunu açmışsınızdır bi adam akıllı yazı döşeyemeden çıkmak zorunda kalakalırsınız.yahut pek azimli cinsindenseniz anneliğin kucağınızda 6 aylık kızınızla tek elle yazarken şu satırları 9 yaşındaki oğlunuzun ayağınızın altında ceee diye bağırmasına ya sabır der devam edersiniz:))))


16 Kasım 2010 Salı

hıııhaayytttt

bayramları bayram yapan içindeki insan bolluğudur bence.yalnızsan;iki dirhem bir çekirdek aile olup dımdızlak şehrin birinde kalmışsan;sosyallitene,girişkenliğine inat tüm sevdiklerinden bilmem kaç km uzaklıktaysan bayramlar koyuyor insana koyuyoooorrr:(
                                                           Koza Park - Bursa

8 Kasım 2010 Pazartesi

danası ve daha küçük danası:))



Ayşe Ezgi
 
uykumu aldım doya doya ,şirin kızım ilk aylara göre pek üzmüyor artık.sensiz saadet neymiş,görmedim bilemem ki hesabı bebişime uzun uzun bakakalıyorum bazen.halbuki ilk yavrulayışım değil bu:)koca bi danam var,9 yaşındaki oğluşum.

 



Emin Gürhan-Ayşe Ezgi




ama sanki unutmuşum ya bir peri tozu,sihirli bir el o günlerin halis mulis sevimli yanlarının üzerinden çiziktiriverirmiş gibi.yok yok hani cahillik zamanları dedikleri iş bu belki.ilk tecrübe ,ilk hayat duruşu,laylay lomların içinde yükselen bir ıngaaaa:)
zordu oğlum,uyumaz,mızmız bir de alerjik astım üzerine.şükür geçti hepsi,kızımı çok istedim son 2 senedir kızım olsun kızım olsun tripleriyle yaşıyordum,sanki bir yanım eksik kalacak ,kanatlarım kırılacak ,hayata en geri kulvardan devam edecekmişim hissi geliyordu.tek çocukta kalma fikri sabitti uzun dönem,hani herkes sorar ya ikinci çocuk ne zaman,hadi yap artık ,olmaz böyle yazık değil mi çocuğa falan filan ,uzayıp giden sorgulamalar beni de yordu ama asıl korkumun tekrar bir oğlan doğurmak olacağını yeni yeni itiraf ediyorum:)çin takvimi dedikleri kıymeti kendinden menkul absürt bir düşünce akımıyla yola çıktım,ne büyük rehber edinmişim kendime meğer:)yüzde elli ihtimalle zaten kızım olacağı belliyken çin takviminin hesabıyla hedefimi tutturdum:)şaka bir yana Allaha şükürler olsun dualarımı geri çevirmedi,aslında Ayşe Ezgi doğunca ,o minik ellere ayaklara bakınca kız ya da oğlan oluşunun çok da önemli olmadığını anlayıverdim,sağlık diliyor insan sadece sağlık.parmakları beşer tane mi,dudağı yarık mı değil mi,kalbi ciğerleri her şeyi tastamam mı asıl onun derdine düşülüyor,şükür bin kere milyon kere şükür yaradanıma,darısı bebişi olmayanların başına...

6 Kasım 2010 Cumartesi

selammm

küçük kızım ayşe ezgi,tatlı oğluşum emin gürhan ve cep ailemiz,maceralarımızı izleyin:)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...