29 Aralık 2010 Çarşamba

afferimm bana

süper anne değilim hiç olmadım olamam.genlerimde yok.yettiği kadar anneyim ben.kendimi unutmadan götürmeye çalışıyorum.harika ,mükemmel demelerini kimseden beklemiyorum.

yorgunsam yorgunum.ev ahalisinin anlamasına bırakıyorum.eğer canım gerçekten yemek yapmak istemiyorsa yapmıyorum.aslında şanslı kadınlardanım kabul ediyorum."niye yemek yok diyecek" bir eş yok karşımda,girer yapar.hiç te eline yapışmaz.pek çokları gibi daha ilk yıllarda "aman hayatım sen yorulma ben her şeyin üstesinden gelirim" demedim eşime.mutfağın yerini hiç unutmadı böylece.ilk zamanlar dağıttı saçtı.hiç ses etmedim.kötü yaptığı da oldu yemekleri bir güzel yedim.belim ağrıdığında evin temizliği ona kaldı.oğlumun dersleriyle en çok o ilgilendi.yapamadığımda yetişemediğimde durdum dinlendim,kendime daha çok değer verdim.

28 Aralık 2010 Salı

başımı dayadığım omuz

aşk tuttuğunda beni ay tutulması kadar gece ve bir  o kadar çaresizlik girdabındaydım.senin kollarında soluk alıp vermeyi senin kollarında olsa dahi ölmeyi istedim.

yapayalnızdım kalabalıklar içinde ıssız.sevdası toz duman olmuş sevimsiz dünyada bir başımaydım.yorgundum ,umutsuzdum.her şey ama her şey yalınkat ,biçimsiz düzensizdi.ve sen geldin.

23 Aralık 2010 Perşembe

bebeğini kaybedeceğini bilmek-TIKLAYINIZ-

bir annenin en dramatik en şuursuz en mülayim hale geldiği an bu olmalı öğrendiği zaman.bebeğini er geç 3 veya 10 yıl içerisinde kaybedeceğini bilebilmesi.okudum okudukça acı içime aktı.sözün bittiği yer desem öyle basit kalacak ki.asıl sözün,bağırışın isyanın başladığı yer olmalı bu dedim içimden.durdum yutkundum,isyan neye isyan dedim sonra .Allah'ın bize emaneten verdiği güzellikleri tıpkı emaneti geri almaya gelenler gibi sahibine, asıl ait olana devri değil mi.

20 Aralık 2010 Pazartesi

ortaya karışık:)

ayşe ezgi bu aralar enteresan süreli uykulara imza atıyor.zatı şahaneleri gündüz uyumak için yanıp tutuştuğu halde bir o kadar da zor uykuya dalıyor.bu nasıl bir çelişkidir anlamış değilim.bir yerde okumuştum günlük 3 er kez 45 er dk lık uykulara dalabilirse bir bebek için yeterli olacağını yazıyordu.3 değilse de 2 kez aynen uyguluyoruz.ama nasıl!ilk 30 dk emerken koynumda r yahut 20 dk kadarı ayağımda sallarken geçiveriyor.(ay sen ayağında mı sallıyorsun kızını demeyin ,ne varsa eskilerde var ayol)son 15-20 dksını kendi içinde nirvanaya ulaşmışcasına derin derin tamamlıyor biricik kızım.acaba diyorum 45 dk dan kasıtları bu mudur?!yoksa ben mi çocuk uyutmaktan bihaberim:)

16 Aralık 2010 Perşembe

bu aralar uykuları hafifleşti miniğin.diş desem ne çıkmaz şeyse öyle.3 aydır yolunu gözlüyoruz.yok çıkmıyor daha.
ne varsa ağzında.her şeyi yemek istiyor.beni bile:)
odadan çıkmam balımı deliye çeviriyor.hep yanında duracakmışım.bir ağlama tutturuyor,yakında komşular dayanır kapıya.hayır yani bir şey yapıyorum sanıyorlardır kesin.yapışık ikiz gibiyiz.hadi hayırlısı.
aralarına 9 yaş koyunca iki çocuğun unutulan bir dünya hadise olduğunu farkettim.blogları,uzmanları ve etrafımı inceleyip kendimce bir yol tutturmaya çalışıyorum.olduğu kadar artık.
babası oturma odasında yatıyor 2 haftadır.minnoşum uyutmuyor bir türlü.saat başı bazen 2 saatte bir vıyak vıyak.bazen de 7 saat uyanmadan geçiriyor geceyi hayretler ediyorum.

14 Aralık 2010 Salı

okulla geziye giden mutlu gürhan
yok başarısız bir öğrenci değil çok şükür.hatta nasıl olmuşsa olmuş sınıf 1.olmuş.ama gevezeymiş.kimden aldıysa artık:)sus oğlum yok,bitir artık derim yok.evde asıl sıkıntıyı biz çekiyoruz.bir çocuk günde kaç saat konuşur ki en fazla.ben eminim yurt genelinde rekor kırabilir.


ne yapabiliriz hocam dedim herbirine.malum 4. sınıftayız.bedenci,resimci,müzikçi,ingilizceci,dinci ve sınf öğretmeni tek tek karşıma geçtiler.aman evde konuşsun,evde atsın bütün enerjisini dediler.yıkıldım.yapmayın dedim.nereye kadar dinler dayanırım.sınır yok ki bu oğlanda.konuşsunmuş.sınıfa taşımasınmış.
üffff üff.

13 Aralık 2010 Pazartesi

hayat dediğin nasıl olsa

hayat dediğin Flash Tv gibi olsa. hergün şamata gırgır,vur patlasın çal oynasın.ne gam var ne keder.dünya yıkılsa amaaann diyecekler o derece:)

hayat dediğin Show Tv gibi olmalı misal .yaşadığın miniminnacık hayatı koskocaman bir şeymiş gibi gösterse.vayyy ben neymişim dedirtse.sen dört duvar arasında geçiredursan bile yaşam hikayeni canlı bağlantılarıyla,az sonralarıyla hele de en çok Seda'sıyla evin curcunanın orta yeri olabilse:)

11 Aralık 2010 Cumartesi

Beceriksiz Anne-Becerikli Anne

bugün arkadaştaydım.ikizleri var . iki yaşında iki minik oğlan.şirin mi şirin tatlı mı tatlılar.sevmelere doyulmaz cinsinden .


hatunu şaşkınlık ve gıptayla seyredurdum.dana kadar oğlum var ,ikincisine mastır yapıyorum sözde.oy anamm arkadaş neredeyse doktora tezi verecek çocuk yetiştirme konusunda.

9 Aralık 2010 Perşembe

özür dilerim

yoksa dedim ihmal mi ediyorum oğlanı.vurdumduymaza mı bağladım,yorgunları mı oynadım.bir bırakmışlık,bir pesimistlik hali var üzerimde.aynısından tamamiyle oğlumu vurdu bu hal ,hal üzerine.

oysa o benim ilk kuzum,ilk danam,ilk eşşek sıpamm.

gözümün nuru,kocaman delikanlım benim.

6 Aralık 2010 Pazartesi

idrar yolu enfeksiyonu ve şükür


meşhur olan çıngırak:)
 Yine aynı dert.bıkmadan usanmadan peşimde.yakamdan düşmüyor.hani baş ağrısı olsa dayanır insan sıkar dişini alır ilacını geçmesini bekler birkaç saatte.yok bu öyle böyle değil.acısı başka .yaşayan bilir derler ya aynı o hesap işte.
Ayşe ezgimin doğumun dan 2 ay sonra başladı ilk.doktor mecburen antibiyotik vericem,geçmez başka türlü dedi.yanında suya karışan toz birde.kullandım.geçti sandım.bebiş 6 aylık oldu.o zıkkım yine hortladı.zaten bu akut hale gelebilen bir hastalıkmış.geldi o da beni buldu.

Gece uyutmuyor.gündüz yerinde saydırıyor.dayanamadım .doktorda aldım soluğu bugün.doktor değdim de aile hekimimiz .çok hoş bir bayan hazır yeri gelmişken bahsedeyim biraz.içimde kalır anlatmazsam:J

4 Aralık 2010 Cumartesi

beni sensiz bırakma
günü günden saymam
bahar esmeyince yanında
güneşe gülemem
yağmura sevinemem
sessizlik sensizlik olur
yalnızlık hiç kalır alın yazıma
beni sensiz
beni gülüşlerinden
ayrı koyma
     

3 Aralık 2010 Cuma

prima mı emin misinizzz

ben bu primaya sinir olmaya başladım.

oğlumda senelerce güvenle ,rahatlıkla kullandığım halde 9 yıl sonra kalitesi tamamen yerlerde yüzen bir marka olmuş.
bebeğim sadece 6 aylık ve hemen her kaka yapışında yanlardan ve arkadan kaka çıkmaya başladı.bu nasıl iştir böyle.her defasında kılık kıyafet değiştirmek,kirlileri çitilemekten gına geldi.

benim gibi düşünen ,aynı sorundan muzdarip meğer ne çokmuş.

oğluma kullandığım primalardan artan bir açılmamış paketi açtım.2 haftadır kullanıyorum.mükemmel ötesi.hiç sorun yok.

teknoloji ilerlerken prima geriye gitmiş.insanların güvenlerini su istimal ederek yüksek kalite dediği premiumu çıkartmış.premium prima bildiğimiz yıllar önceki prima:(elimizdekilerse düşük kalite.anladığım budur.adamlar uyanık.biz yaptık biz bulduk havasıyla sanki kuş kondurmuşlar gibi premiumu sürmüşler piyasaya.

sordum,soruşturdum.normal primada hep aynı dert varken,premium dışına kaka çıkartmıyor.aman ne büyük ilerleme.zaten bebekleri bezlememizin asıl sebebi ne??popoları resimli gözüksün ,yumuşak yumuşak otursunlar diye değil heralde.

var mı söyleyeceği olannnnn.

2 Aralık 2010 Perşembe

sevemiyorum

   bütün gayretkeşliğimle sevmeye çalıştım.üzerine hayaller inşa ettim.sıcak,dokunaklı ,bana uyan bir yan aradım hep.
 
olmadı.olamadı.sevemedim işte.

  Bursa'yı sevemediiiimm.
 
nedeni yok.yani var da bariz göze batar bir mevzu değil.içine alıp saklamıyor bu şehir beni.sıcak anne sevdasından uzak.sokaklarında,caddelerinde genç kızlık anılarım yok bir kere.şu köşe başı ağladım yer değil.şu fırıncıyı eni konu 3-5 yıldır bilirim o kadar yani.

  ben bu şehirde aşık olmadım .ağlamadım uğurlarken sevgilimi.

  hadi kalk gel deyip çağıramadım hiç bir çocukluk arkadaşımı darmadağınık evime .
  ne pazarcıların yüzüne aşinayım
,ne annem tanır limoncuyu ne de babam camiye takılır saatlerce.
  hastalandım,öleyazdım bir kez dahi vurulmadı kapım 5 katlı ,12 daireli binada.

  nesini seveyim ,nasıl seveyim seni Bursa ;söyle bana:(((

1 Aralık 2010 Çarşamba

yiyoruz büyüyoruzzz

ayşe ezgi 6. ayını 26 Kasım günü doldurdu.anne sütü tıpkı abisinde fazla fazla yettiği için şirineme de ek besin ihtiyacı hissetmiyoruz.her tür gıdayı ömrü boyunca bulabilecek ama anne sütünü en çok 2 yıl alabilecek oldukları için bebişlerimin karnını mümkün olduğunca kendi sütümle doyurdum böyle de devam edeceğim.

tabi takviye amaçlı,tatları tanıması açısından güzel kızıma ara sıra yeni şeyler yediriyorum.bunlardan birisi de dünkü muz püresiydi.yarım muzu blenderda geçirip çok az su ilavesiyle küçük hanımefendinin beğenisine sundum.bayıldı :)şekil A:)

     hepsini bitiremedi .
muzu daha önce denemiştim.bu ikinci ama tam bir deneme oldu.
akşam olunca bizim yediklerimizi izlerken sanki ister gibi ağız burun oynatıyor.pek acınaklı bir hali oluyor.zaten bunlar bebeğin ek gıdaya hazır olduğunu gösteren tavırlar.yine bir miktar salçasız oldukça sulu kırmızı mercimek çorbası yedirdim ayşeme.onu daha az sevdi.tatsız geldi kesin.ardından hemen bana yapıştı.nasıl olsa garantiniz var tabii küçük boncuğumm.
 

28 Kasım 2010 Pazar

minik kuşum oturma çabasında

video


babalar ve kızları

aralarındaki aşkı şimdiden merakla beklemeye başladım.








hani diyorlar ya kız çocukları babalarına hayran olurlarmış.hatta  babasına bayım bayım bayılırsa  kız evlat geç evlenir, yuvadan bir türlü uçmak istemezmiş.bizimkisi evde mi kalır acep:)zaman gösterecek...

25 Kasım 2010 Perşembe

şipşirinemmm

insan doyamıyor yavrusuna.uykusunda bile özlüyor.bir yandan büyümesin diyorum diğer yandan eşim kafayı yeriz büyüsün tabi diyor:)ilk 1 yaşı çabuk geçiyor bebişlerin.doya doya koklamak lazım,öpmek lazım,sarılıp uyumak lazım,kahkasına ,gülücüklerine,gözleriyle biz sevmesine doymak lazım.bu günlerini çok arıycam kızımmm.



cuma günü tam 6 aylık oluyor ayşe ezgim.
artık totosunun üzerine oturuyor.1-2 dk desteksiz kalabiliyor.

yediklerimiz çok ilgisini çekiyor.ağzıma ne götürsem nolur bana da ver anne der gibi bakışlar atıyor.ekmek kenarı veriyorum kemirirken nasıl mutlu nasılll.babası mandalina deneyelim dedi geçen gün.bir dilimin ucunu ısırdık ben elimle tuttum o emdi.kaynağından meyve suyu:)annem 3 dilimi böyle emip bitirdiğini söyledi geçen gün.

oğluşumda böyle rahat değildim.gerilirdim her bir yiyecek denemesinde.ilkler zor oluyormuş.kime sorsam aynısını söylüyor.Ayşede gerilmiyorum,sabırsız değilim,fazlasıyla memnunum halimden.kendimi çok hazırlamışım fikir olarak demekki.başına ne geleceğini biliyorsun ya ona göre hazırlıyorsun savaş malzemelerini,tankını tüfeğini:)ve ben en zoruna hazırlandım aslında.oğlumdan bahsetmiştim bu yazıda.ayşe ezgim Allahın bir mucizesi misali kolay,sakin ,rahat bir bebek.çok şükür yarabbimm.


abisi okula giderken "üzülme tamam mı ben akşama gelicem ,bekle beni ,anneyi üzme,tamamm mıı"diyor hep.kuzum da anlar gibi bakıyor.
geçenlerde gürhan kardeşini yatağına oturtmuş konuşuyordu.çaktırmadan dinledim."ben annemi babamı çok üzmüşüm ayşe sakın sen üzme, sakın hastalanma,uykularını uyu.sonra yazık olur annemizle babamıza"diyordu.sulugöz anne olarak halihazırda komuta bekleyen gözyaşlarım taarruza geçtiler tabi.


oğlumda alerjik astım rahatsızlığı var,hala uğraşıyoruz.genetik miras olduğu için aynı durumun kızımın başına gelmesinden endişe ediyoruz ailece.bunun alınabilecek herhangi bir önlemi yok adamakıllı.yattığı odada halı olmaması,evin elektrikli süpürgesinin tozu suya çeken cinsinden olması ,yastığın yorganın 60derecede yıkanması vs. gibi çözümler hastalık varsa da şiddetini ve ortaya çıkış sürecini engelleyebiliyor.

ve şirinem ,beslenmesi tıpkı abisinde yaptığım gibi anne sütüyle tamamen.ve tıpkı abisinde yaptığım gibi 2 yaşına dek sürdürme azmindeyim.saat sınırlamam yok asla,canı ne zaman isterse.gece emzirmelerim de aynı düzen.bazen sadece beni yanında hissetmek için ağlayabiliyor.o zaman yatağında almadan göğsüne hafifçe pıt pıt ederek -yaklaşık 2-3 dk kadar - sakinleştirip uykuya dalmasını sağlıyorum.çok mızırdanır veya ağlarsa emziriyorum.oğlumda asla yapamadığım ,fikir olarak bile katlanamadığım yatakta emzirmek ve bebekle uyumak artık vazgeçilmezim oldu diyebilirim. bu tarzın adına doğal ebeveynlik denildiğini de sonradan  öğrendim açıkçası. birebir aynısı olmasada bazı noktalar benziyor çocuğumu büyütme biçimime.

öyle ya da böyle büyüyor işte çocuklar.babies filmini izledikten sonra daha bi rahatladım:)hatta kendimi harika bile buldum.biz deliler gibi özensek de hastalıklara tutuluyorlar,gamsızın teki olsak da çok sağlıklı olabiliyor.piyango mudur şans mıdır,Allah yapısı mıdır bilemiyorum artıkınnnnn:))

canına susamış

bu benim oğlum işte.benden olduğu besbelli.lafları evirir çevirir tam gediğine koyar.lönk diye oturtur adamı yerine:)
küçük şirinem ben su içerken bir derin bakış attıverdi.hani bana dercesine.
koş abisi biberonunu getir dedim.tembel annesi kalkamıyor ki yerinden.kaptı geldi .
o nasıl içiştir öyle sanki susuz yaz filmi bizde çekiliyor.oğluşumla gülüştük.canına susamış bu beee deyiverdi.aklına nerden geldi bu şimdi dedim.anneee gerçek anlamını kullanmıyorum,ben de biliyorum mecazi olduğunu.ben şimdi kelimelerin gerçek anlamlarını söylüyorum demesin mi.yermisin yemez misin .biz gülüştük ayşe suyunu içti,bir bana bir abisine baka baka.

24 Kasım 2010 Çarşamba

dünyanın en yakışıklı,en naif,en en ennn edebiyatçısı

eyy sevgili,ey ruhumun ince sızısı,aşkına delirdiğim,içinde eridiğim yarim.

sözlerim beni boğuyor adını andığımda
kaçacak tek limanım sensin yalnız biliyorum
bir göz atışında bir tebessüm duruşunda
dünya duruverse o an ne olur ki diyorum

gidemem gözlerinden ayrı, uzak diyarlara
açlığım da susuzluğum da sende diner ancak
bu kalp atıyorsa sıcağında yanıbaşında
durması da senle olsun bir bunu diliyorum

dünyanın en yakışıklı,en naif,en en ennn edebiyatçısı günün kutlu olsun hayatımmm

Ah şu 24 Kasımlar

her öğretmenler gününün ayrı bir burukluğu olur bende.çok isteyip olamadığım bir meslek bu.fakülte yıllarımda "ahh ahh ne diye bu bölümü kazandım sanki"diyerek dövündüğüm çok oldu bu yüzden.kişiliğime en bi oturan meslek budur diyebilirim rahatlıkla.
2 yıl tecrübe etmişliğim de var üstelik.Kırcılar Anadolu Tic.Meslek Lisesinde anılarla ,sevinçlerle ,gözyaşlarıyla dolu 1 yıl geçirmiştim,muhasebe öğretmenliği yaptığım yıl.aradan epey bi süre geçti mezun olanlardan üniversitelerini bitirenler bile olmuş.hani en ummadık zamanda görüverirsiniz ya maziden birilerini.çıkıveriyorlar karşıma bir heyecan bir duygusallık çık çıkabilirsen içinden .
bir sonraki yıl ilköğretimlerde bilişim öğretmenliği yapmıştım,birkaç okul gezince aynı sene içinde çok da derin bir bağ kuramıyor insan öğrencileriyle .çok özledim o günleri .tadı damağımda hüznü telaşında kaldı .azmin sonu nereye varır bilmem ama bitmeyen gayretler içinde hala amacıma ulaşmaya çalışıyorum.malum devletin öğretmen alım politikaları sürekli değişim halinde.fakülte son sınıftayken pedagojik formasyon almıştım,ücretini cepten vererek.o dönem bizim maliye bölümünden öğretmen alırlardı.tek ders sınavına kalınca gümledi,son atamaları kaçırdım .bir daha da şans yüzüme gülmedi.
yıllar geçti muhasebe memurluğuna atandım .belki yapacağım en son meslektir hayatta.ben konuşmaya da dinlemeye de bayılırım. yeni insanlar ,yeni yüzler,yeni hikayeler hep heyecanlandırır beni.oysa tüm bunların aksine durağan,tekrarı bol zulmü çok  işim  ve mesleğim.
dedim ya azmettim diye.sosyoloji okuyorum bu kez.açıköğretim de olsa amacıma hizmet edecek inşallah.şimdiden 2. sınıfa geçtim. kendimle gurur duyuyorum .basit gelebilir belki bazılarına ancak karnımda bebişimle 8. ayda vizelere girmek hiç ama hiç basit değildi.üstelik doğurana kadar kusan şanslı ?!hamilelerdendim.doğum yaptıktan 3 gün sonra finaller vardı:(sezeryen olmasam kesin onlara da girerdim .kızım 3 aylıkken hepsinden bütünlemlere girdim .yazın o boğucu buram buram ter ve nem kokan sıcağında miniminnacık kzım ve ben ders çalıştık ve başardık.işte bu yüzden  "amaaan açıköğretim mi okuyosun boşver ya  okul mu o "demeyin.bitirince ahh bir bitirince 24 kasımlar şenlik gibi gelecek bana .
İnşallahhhhh.
gözleri ışık saçan yüreği sevgi taşan ,eğitim delisi tüm öğretmenlerimiz,gününüz emeğiniz kutlu olsunnnnnn.

21 Kasım 2010 Pazar

yok yok hasta değilim

anneysen cengaversin bu kesin.hasta filan olamaz anne.büyük danası kahvaltıda sosisli yumurta yapılsa sucuklu niye değil diye ağlar,küçük danası bilhassa en bitik olduğunuz en dökük olduğunuz günlerde nazına naz katar ,gece sorunsuz uyuyan bebek bir zombiye dönüşür.neden ?? hastasınız da ondan.bi nane limon iki bacak uzatıp aylakça tv izleme molası haramdır size.şu canına yandığımın bloğunu açmışsınızdır bi adam akıllı yazı döşeyemeden çıkmak zorunda kalakalırsınız.yahut pek azimli cinsindenseniz anneliğin kucağınızda 6 aylık kızınızla tek elle yazarken şu satırları 9 yaşındaki oğlunuzun ayağınızın altında ceee diye bağırmasına ya sabır der devam edersiniz:))))


16 Kasım 2010 Salı

hıııhaayytttt

bayramları bayram yapan içindeki insan bolluğudur bence.yalnızsan;iki dirhem bir çekirdek aile olup dımdızlak şehrin birinde kalmışsan;sosyallitene,girişkenliğine inat tüm sevdiklerinden bilmem kaç km uzaklıktaysan bayramlar koyuyor insana koyuyoooorrr:(
                                                           Koza Park - Bursa

8 Kasım 2010 Pazartesi

danası ve daha küçük danası:))



Ayşe Ezgi
 
uykumu aldım doya doya ,şirin kızım ilk aylara göre pek üzmüyor artık.sensiz saadet neymiş,görmedim bilemem ki hesabı bebişime uzun uzun bakakalıyorum bazen.halbuki ilk yavrulayışım değil bu:)koca bi danam var,9 yaşındaki oğluşum.

 



Emin Gürhan-Ayşe Ezgi




ama sanki unutmuşum ya bir peri tozu,sihirli bir el o günlerin halis mulis sevimli yanlarının üzerinden çiziktiriverirmiş gibi.yok yok hani cahillik zamanları dedikleri iş bu belki.ilk tecrübe ,ilk hayat duruşu,laylay lomların içinde yükselen bir ıngaaaa:)
zordu oğlum,uyumaz,mızmız bir de alerjik astım üzerine.şükür geçti hepsi,kızımı çok istedim son 2 senedir kızım olsun kızım olsun tripleriyle yaşıyordum,sanki bir yanım eksik kalacak ,kanatlarım kırılacak ,hayata en geri kulvardan devam edecekmişim hissi geliyordu.tek çocukta kalma fikri sabitti uzun dönem,hani herkes sorar ya ikinci çocuk ne zaman,hadi yap artık ,olmaz böyle yazık değil mi çocuğa falan filan ,uzayıp giden sorgulamalar beni de yordu ama asıl korkumun tekrar bir oğlan doğurmak olacağını yeni yeni itiraf ediyorum:)çin takvimi dedikleri kıymeti kendinden menkul absürt bir düşünce akımıyla yola çıktım,ne büyük rehber edinmişim kendime meğer:)yüzde elli ihtimalle zaten kızım olacağı belliyken çin takviminin hesabıyla hedefimi tutturdum:)şaka bir yana Allaha şükürler olsun dualarımı geri çevirmedi,aslında Ayşe Ezgi doğunca ,o minik ellere ayaklara bakınca kız ya da oğlan oluşunun çok da önemli olmadığını anlayıverdim,sağlık diliyor insan sadece sağlık.parmakları beşer tane mi,dudağı yarık mı değil mi,kalbi ciğerleri her şeyi tastamam mı asıl onun derdine düşülüyor,şükür bin kere milyon kere şükür yaradanıma,darısı bebişi olmayanların başına...

6 Kasım 2010 Cumartesi

selammm

küçük kızım ayşe ezgi,tatlı oğluşum emin gürhan ve cep ailemiz,maceralarımızı izleyin:)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...